+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Türklerin savaş sanatına olan katkıları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Türklerin savaş sanatına olan katkıları








    Türklerin savaş sanatına olan katkıları


    1.) Mancınığı bulanlar ve savaşta ilk kez kullananlar Türklerdir.

    2.) Islıklı okun mucidi Ulu Başbuğumuz Tanrıkut Metedir.


    3.) Güreşi spora kazandıran Türklerdir. Güreş (Küreş) Türkler için bir prestij, savaşa hazırlık, güç kazanma gibi nedenlerle çok popülerdi. Güreş yıllar sonra Judonun esin kaynağı olmuştur.

    4.) Türkler savaş sanatına yüzlerce strateji ve taktik kazandırmışlardır.

    5.) Ulu Başbuğumuz Tanrıkut Mete muhteşem ordusunu 10luk, 100kük, 1000lik ve 10.000lik birliklere bölerek zamanımızda ki ordulara ilham kaynağı olmuştur.

    6.) Atı ilk evcilleştirenler ve terbiye etmek sureti ile savaşlarda kullananlar Türklerdir.

    7.) At koşum takımlarını, üzengiyi, eyeri, gemi bulanlar ve ilk kullananlar Türklerdir.

    8.) Kılıç yapımında kullanılan tekniklerden biri olan çelik dövme tekniği Bulat ı bulanlar Türklerdir.


    Atalarımız için savaşta ve barışta at vazgeçilmez rüzgar kanatlı yoldaştır.

    Türkler savaşta genelde kılıç, kama, hançer, ok, yay, kalkan kullanmışlardır. Gürz, balta, topuz, kargı ve mızrağı hareket kabiliyetleri kısıtlandığı için fazla kullanmamışlardır. Miğfer, zırh ve tulgada pek tercih etmedikleri savaş silahlarıydı.

    Türklerin bir kısmı ok sadağına Şato derlerdi. Çinliler ise aynı kelimeyi çöl
    manasında kullanırlardı. Belkide Çinlilerin Cengiz Hana Şato Türkü demelerinin sebebi budur. Çünkü Moğolların başkenti ve yönetim merkezi Karakurum çölündeki bir bölgeydi. Şatoların zaten bir Türk boyu olduğu biliniyor.

    Baltayı genelde denizci kavimler kullanırdı.Örnek olarak İskandinav kavmi olan Vikingler (Normanlar). İsveç, Norveç, Danimarka ve Grönlandın güneyinde bulunan İslandalıların ataları olan Vikingler akarsularda da hareket kabiliyeti olan hafif gemilerini herhangi bir yerde rahatlıkla yapabilmek için baltaya ihtiyaçları vardı. Bu yüzden baltayı aynı zamanda bir savaş silahı olarak kullanma pratiğini de geliştirmiş olabilirler.

    Vikingler atlı kavim değildi. Türkler gibi atlı bozkır savaşçılarının balta gibi ağır ve darbe sayısı az ama etkili bir silahı kullanmaları düşünülemezdi. Aynı zamanda balta ağır zırhlı askerlerin zırhlarını ve miğferlerini delmek için kullanılan bir silahtı.








  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Türk Savaş Sanatı Hakkında Genel Bilgi

    Oncelikle, Turk Savaş Sanati Sayokan’in Turk kişiligine burunmesine katki saglayan Turk spor tarihcisi Prof.Dr. Ozbay GUVEN hocamiza, bilgilerinden istifade etmemizi sagladigi ve bizi dogru yonlendirdigi, Prof.Dr. Esen BEDER hocamizin manevi destekleri Doç.Dr.Yavuz TAŞKIRAN, Doç.Dor. Giyasettin DEMIRHAN ve Murat ÇILLI hocalarimizin spor bilimleri konusunda ki destekleri icin, Sayokan camiasi olarak saygilarimizi ve minnetimizi ifade etmeden gecemeyecegiz.
    Turk Savaş Sanatı Sayokan - Etkılendıgı Turk Kulturel Motıflerı
    Turk savaş sanati tanimlamasindan anlaşildigi gibi, Turk kultur, gelenek ve destanlarindan etkilenen Sayokan, yeni Turk neslinin de tarihimizde ki kahramanliklari, yigitlikleri hatirlamalari, ruhsal boyutunu yaşamalari, akil ve beden gucunun ortak kullaniminin kazandirdigi zevki tatmalari ilke edinilmiştir. Sayokan bir spor branşidir. Ve spor kavrami Turk spor tarihinde asirlarca yerini en canli bicimde korumuştur.

    Prof.Dr.Ozbay Guven’in “Turklerde Spor Kulturu” adli kitabinin, sunuş bolumunde Prof.Dr.Sadik Tural (Ataturk Kultur Merkezi Başkani) sporu şoyle tarif ediyor. “ İnsanlarin vucutlarına ait gucu veya cevikligi yarıştirma, zihin guçlerini birbiriyle kurallara uygun bicimde sinama niyeti taşiyan karşilaşma ve karşilaştirmalarin adina spor denilmektedir. Spor, insanlarin kendi becerilerini, zihin ve beden guclerini başariya donuşturme arzusunun sonucu olan yarişma ve yariştirmalarin adidir.” Diyor. Ve sn. Sadik Tural hocamiz bu tanimlamanin ahlaki ve manevi boyutlarinin onemini de şoyle ifade ediyor. “İcinde kumar niyeti, haset veya vahşet bulaşigi olmayan beden ve zihin yariştirmalarinin her biri bir kultur alani icindeki spor faaliyetleridir.Gecmişten gunumuze dogru akip gelen bu kuralli yarişma ve yariştirmalarin gunumuzde hem milli benlik boyutuna yukselten bir yani ve yonu bulundugu gibi, savaşa hazırlanma gibi ortulu bir yani da bulunmaktadir.

    Turk savaş Sanati Sayokan’in da tarihindeki mentaliteyi taşidigini ve yaşatmak istegini, sayin hocamizin tanimlamalari ve bilgileri desteklemektedir. Turk savaş sanati Sayokan’da, ulkemizde uzakdogu sporlari (martial arts-dunya literaturunde) olarak tanimlanan savaş sanatlarinin, en başta ulkemizde ve dunya da oluşturdugu kultur ve ekonomik emperyalizme karşi durabilme ve uzakdogu veya başka ulkelerin savaş sanatlari ile dunya arenasinda rekabet etmek amacli, ihtiyac ve eksiklik neticesinde dusunulmuş ve oluşturulmuştur. Prof.Dr.sn.Ozbay Guven hocamiz “Turklerde Spor Kulturu” adli kitabinin bir bolumunde şoyle diyor.” Sporun tarihi, insanin doga koşullari ile tanişarak, ona uymasi ve dogada egemen olmaya başlamasi ve kendisini korumak icin tek arac olan vucudunu ve adalelerini geliştirmesiyle başlar. Başlangicta sporun insanlarin fazla enerjilerini boşaltmak, sagliklarini ve guzelliklerini geliştirip korumak, boş zamanlarini degerlendirmek, barişa katkida bulunmak ve ticari yararlar saglamak gibi amaclar icin yapılmadigi kesindir. Insanlik tarihi ile insanin korunma ve guvenligini saglama mucadelesi de birlikte başlamiştir. Ilk caglardan kalma bazi resimler, spor dallarinin da belirmeye başladigini gosterir. Ancak, spor tarihinin başlangici diye adlandirdigimiz resimlerin cogu savaş ile yakindan ilgilidir. Savaşlarin beden gucune dayandigi caglarda spor, savaşa hazirlik donemi oluşturmakta idi. Turkler de bu donemlerde savaşa yonelik işlevleri olan sporlari yapmişlar ve desteklemişlerdir.”

    Peki gunumuz yuz yilinda neler degişti. Teknolojik alanda gelişmiş sanayi toplumlari veya gunumuz insanlari, korumak, korunmak, guvenlik kavramlarini oluşturan duygularindan hicbir şey kaybetmedi, sadece tarz, yontem ve ogretiler degişti. Ne kadar savaşa hazirlik olmaktan cikmiş gibi gorunse de guclu, akilli bireylerin yetişmesi icin spor adi altinda egitimlere gereksinme yarinlarda da devam edecektir. Cunku milli kultur ve miraslarin devamiyetinde, saglikli nesillerin oluşmasinda, vatan ve bayrak gibi milli degerlerin korunmasinda akli olduğu kadar bedensel guce de gereksinme vardır.

    Yuce Ataturk’un deyişi ile; “ Acik ve kat’i olarak soyleyeyim ki, sporda muvaffak olabilmek icin her turlu yardimdan ziyade, butun milletce sporun mahiyetinin ve degerinin anlaşilmiş olmasi gerekmekte, onu kalpte muhabbet ve vatani bir vazife olarak telakki eylemek lazimdir.” “Fikri gelişmeye oldugu gibi, bedeni gelişmeye de onem vermek ve ozellikle milli karakteri, derin tarihimizin ilham ettigi yuksek derecelere çikarmak lazimdir.” Hele herkesin malumu bir deyişi var ki, sporun kazandirmasi gereken yeteneklerden birinin yuce Ataturk’e gore ; “Benden spor nedir, diye sorarlarsa verecegim cevap şudur; spor, vatan ve milletin yuksek menfaatlerine tecavuz edenleri girtlagindan yakalayip memleket ve millet hadimlerinin huzuruna getirebilmek kabiliyet-i maddiyesi ve maneviyesidir.” İşte bu strukture (yapıya) sahip olabilmemiz icin, guçlu bir bedene ve iyi akla gereksinme vardir.

    Guclu, akilli bir millet, teknolojik gelişimini gundemde tutarak, caddaş, tarih ve kulturunu yaşayarak millet ve devletinin yuksek menfaatlerine tecavuze yelteneceklere cesaret vermez, yureklendirmez ve tabiati ile memleket ve millet hadimlerinin huzuruna girtlagindan tutup getirecek duşmanlari da olmaz.

    Turk Savaş Sanati Sayokan, akilli, calişkan, erdemli, bariş yanlisi, guçlu, kuvvetli, kahraman ve yigitlerle dolu tarihimizi gorselleştirmek, yaşatmak icin oluşturulmuştur. Savaşci ruha ve fiziksel yapiya sahip yeni nesillerin oluşmasini saglamak amaci ile vardir. Her zaman şunu savunurum. Barişin muhafizlari ancak savaşçilar olabilir. Savaşi ve savaşmayi bilen, barişin gerekliligini ve korunmasini gayet iyi bilir. Bunun ornegi yine biz Turkleriz. Sayokan adini acarsak ruhsal ve manevi boyutunu cozmuş oluruz. şunu aciklamadan yapamayacagim, savaş sozcugunden bahsederken kan dokmekten bahsetmiyorum. Savaş sozcugunun bir karşilişi ise mucadele etmektir. Bu anlamda ele alirsak yaşadigimiz bu gunku dunyada savaşmadigimiz bir alan var mi? Istikbalimizi cizmek ve yonlendirmek adina harcadigimiz tum gayretlerde, sosyal hayatimizda psikolojik, ruhsal ve bedensel tum eforlarimizi kullanmiyor muyuz ?

    SAYOKAN ; Savaş sanatinin YOLU ve KAN’i cumlesindeki sozcuklerin baş heceleridir. Turk Savaş Sanati, nasil savaşci olunacaginin yolunu, ogretisini, yani akil ve beden gucunu kullanabilme yetenegini, erdemliligi, barişi, calişkanligi, sevgiyi, saygiyi ; Kan ise, tarihimizdeki tum yigit ve kahramanlarin kanini sembolik gorselleştirmeyi amaclar. Sayin hocamiz, Prof.Dr.Ozbay Guven’in kitabinda ki şu ifadesi “ Turk deyince akla gelen askerlik, cengaverlik ve fatihliktir. Bunlar ise bizzat beden gucune dayanmaktadir. Vucudu antrenmanlarda egitilmemiş, bilegi agir kiliclari yillarca cevirmemiş, at sirtini bir oda sediri haline getirmemiş bir insan, nasil zorluklara katlanamaz, kilici ile ulkeler fethedemez, at sirtinda uzun seferlere tahammul eyleyemezse, dunyanin en belli başli fatihlerinden olan Turkler de uzun ve zor melekelerle spor yapmamiş olsalardi, fatih unvani alamazlardi.” Sayokan bu vasiflarin belli kurallar, seromoniler icinde gorselleştirildigi bir branşdir.




+ Yorum Gönder


kılıç dövme tekniği