+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Türk Destan ve Efsanelerinde Kurt Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Türk Destan ve Efsanelerinde Kurt








    Türk Destan ve Efsanelerinde Kurt

    Türk Destan ve Efsanelerinde Kurt ilgili bilgi


    Kurt, Türk efsanelerinde merkezi bir konumdadır. Kök-Türk kagan sülalesi olan Aşına ailesinin atası bir dişi kurt idi. Kök-Türk kaganları, atalarının anısına saygı olarak, otağlarının önüne altından kurt başlı bir tuğ dikerlerdi. Böylece kurt , Türkler'de kaganlık (hakanlık) alameti olmuştur. Ancak bu gelenek yalnızca Kök-Türkler'e özgü olmayıp, kökeni Asya Hun Türkleri'ne ve Türkler'in eski atalarına değin gider. MÖ'ki Asya Hunları'nda ve hatta o çağlarda Batı Türkistan'da yaşayan U-sun (Wu-sun) Türkleri'nde, tıpkı bildiğimiz Bozkurt Destanı'nda olduğu gibi, kurttan türeme efsanesi ve dişi kurdun verdiği süt ile beslenme inancı yaşıyordu. Aynı efsane Tabgaç Türkleri'nde de vardı; Tabgaç ülkesinde ''kurt dağları'', ''kurt ırmakları'' bulunmaktaydı. Uygur Türkleri'nin kökenlerine ilişkin bir efsane de onları kurda bağlıyordu (Uygur Kaganlığı, Kök-Türk Kaganlığı'nı takiben kurulan bir Türk devleti olup, Kök-Türk Kaganlığı'nın devamıdır).

    Kurt, eski Türk kültüründe ''at'' ile birlikte en önemli yeri tutan hayvandır. Türkler kendilerinin kurt soyundan indiklerine, seferlerde kendilerine kurdun yol gösterdiğine inanmışlardır. Türkler, güçlü ve saldırgan bir hayvan olan kurdu kendilerine simge olarak seçtikleri gibi, komşuları da onları kurttan türemiş saldırgan karakterli insanlar olarak tanımışlardır. Eski bir Arap şairi Türkler'i şöyle anmaktadır: ''Nasl ibn-i dabbat-a bâsil'' yani ''YIRTICI KURDUN OĞULLARI''.

    Kök-Türkler'e göre dişi kurt ''ulu ana'', Uygur Türkleri'ne göre de erkek kurt ''ulu ata''dır. Oguz Kagan Destanı'nda, Oguz'a her sefere çıkışında gök bir kurt öncülük eder. Çingizname'de Alanguva, gökten inen bir kurttan gebe kalır ve doğan çocuğun soyundan da Cengiz Han gelir.

    Dede Korkut Öyküleri'nde kurt yüzünün mübarek olduğu belirtilir. Yine Dede Korkut Öyküleri'nden birinde Salur Kazan, kurtla haberleşir, kendisine yurdundan haber vermesini ister.

    Türkler ile kurdun arasında olan efsanevi ilgi, İslam ve Süryani kaynaklarında da yer almıştır. Kaynaklarda Avrupa Hun Türkleri'nden ''Kuzey Kurtları'' olarak söz edilmesi ve Avrupa Hun Türkleri'nin ''Hun-Wulf'' (Hun-Kurt) gibi adlarla anılması da Batı Hunları'ndaki kurt geleneğini göstermektedir.

    Türkler arasında kurda verilen büyük önem yüzyılımıza değin süregelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Atatürk'te de yankısını bulmuştur.

    Etnoloji bilimine göre, kurt motifi Türkler için ''tipik''tir; yani, başka kavimlerde görülmeyen etnografik bir belirtidir. Eski Çin kaynaklarında bile Türk soyundan olan kavimler ''Kurt'tan Türeyenler'' olarak tanımlanırken, Türk soyundan olmayan kavimler ''Kurt'tan Türeyenlerden Değildirler'' biçiminde ayırdedilmiştir.

    Türk destanlarında kurt yol gösteren, sıkıntılı anlarda yardıma yetişen bir varlıktır. Uygur Türkleri'nin Kutlu Dağ Destanı'nda kurt, ülkeye bolluk ve mutluluk getirdiğine inanılan kutlu bir kayanın Çinliler'e verilmesinden sonra, üzerine uğursuzluk çöken ülkenin açlığa mahkum olması üzerine kendilerine yeni bir yurt arayan Türkler'e kılavuzluk etmişti.

    Batıda (11.yy.ın sonu) Kuman Türkleri'nde yardımına başvurulduğuna ilişkin kayıtlar bulunan kurdun kılavuzluk işlevi, 2.yy.ın ortalarına değin gitmektedir. 160-170 yılları arasında topraklarından ayrılmak zorunda kalan Tabgaç Türkleri'nin ataları (yani Hun Türkleri) bir Bozkurt'un önderliğinde yolsuz dağlardan aşabilmişlerdi.

    Yapılan araştırmalarda, bütün Avrupa, Amerika, Hindistan masal ve öykülerinde yer alan kurt motiflerinin prehistorik çağlarda Orta Asya'dan dünya yayıldığı sonucuna varılmıştır. Başta eski Roma kültüründe olmak üzere dünyadaki kurt mitolojisini ayrıntılı bir biçimde inceleyen A.Alföldi, Roma'daki dişi kurt efsanesi ve Luperkale (ata mağarası) törenlerinin Asya bozkırları (Türkler'in ana yurdu) kökenli olduğunu ve Savaşçı Çobanlar'dan (Türkler'in atalarından) -Etrüskler aracılığı ile- batıya intikal ettiğini ortaya koymuştur.

    En büyük ve en eski Türk destanı olan Oguz Kagan Destanı'nda Oguz Kagan, gün ışığının içinden çıkan bir Bozkurt'un öncülüğünde dünyayı fethetmiştir. Şimdiki Bulgaristan topraklarında bulunan Madara'daki kaya kabartmasında görkemli bir atlı biçiminde gösterilen Kurum Han'ın yanındaki kurt tasviri de, Türk bozkurt geleneğinin taşa işlenmiş örneklerinden biridir. Kurt motifi, çobancılık ve besicilikle (Eski Türkler'in ekonomisi hayvan besiciliğine dayanır) olan sıkı ilgisinden ötürü bozkırlı ve doğrudan doğruya Türk'tür. Bundan dolayı, bugün dahi dünya Türkleri arasında söylenen masal ve halk öykülerinde hem ata, hem de kurtarıcı-kılavuz nitelikleri ile Bozkurt, bütün Türkler'ce kutlu sayılmış ve Türklüğün milli simgesi olmuştur.

    Bozkurt, destanlarda Türk'ün yaşam ve savaş gücünü temsil eder. Türkler, onun soyundan geldiklerine inanmışlardır. Türkler, birçok kutsal varlığa verdikleri gibi kurda da ''Kök Böri'' (Gök Kurt) adını vermişlerdir. Gök renk, Eski Türkler'de kutsallığın, ululuğun simgesi idi; bir şeyi gök rengine büründürmek ya da o şeyin adını ''gök'' sözü ile birlikte söylemek, o şeyi kutsal ya da ulu saymak anlamına gelirdi (örnek: Gök Tanrı, Gök Börü, Gök Bayrak, Gök Kılıç).

    Türkler kahramanlarını gök kurtlara benzetmiş, kaganlarının gövde yapılarına bile kurt çizgisini işlemişlerdir. Oguz Kagan Destanı'nda Oguz'un beli kurt beline benzetilir. Aynı destanda Oguz Kagan, hükümdarlığını halka bildirdiğinde ''Kök Böri bolsungıl uran'' (Gök Börü olsun savaş narası/parolası) demiştir. Yine Oguz Destanı'nda, Türk ordularına gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt yol gösterir.

    Türkler Ergenekon'dan çıkarken de kaganlarının adı ''Börte Çine'' yani Boz Kurt idi. Ergenekon Destanı'na göre Türkler'e, Ergenekon'dan çıkış yolunu Bozkurt göstermiştir.

    Kırgız Türkleri'nin büyük destanı Manas Destanı'nda kurt, bir düş yorumu olarak karşımıza çıkar. Destana göre Manas Han'ın karısı Kanıkey Hatun düşünde bir eğe görür ve eğeyi alıp saklar. Ertesi gün uyanınca ülkenin deneyimli yaşlı kişilerine düşünü anlatır. Yaşlı kişiler bu düşü duyunca sevinip Kanıkey Hatun'a şöyle derler: ''Senin çocuğun, gök yeleli korkunç bir kurt gibi olacak'' Kırgız Türkleri, cins ve güzel atlara da ''Kök Börü'' (Gök Kurt, Boz Kurt) adını verirlerdi.

    Günümüz Anadolu folklorunda görülen kurtla ilgili inançlar, yukarıda anlatılanların bir birikimidir. Türkçe'de kurdun özelliklerine ilişkin çok sayıda atasözü ve deyim vardır. Şiire de yansımıştır. İşte birkaç örnek:

    Demişler kurda boynun nite yoğun
    Eyitmiş işlerimin az u çoğun
    Dahi inandığım yok kimseye hiç
    Kamu kendim tutarım er eğer geç

    (GÜVAHİ)

    Mesel-i rastdır cihanda bu söz
    Baş keser tilki kurdun adı var

    (HAMDİ)

    Şahin kocasa da vermez avını
    Ta ezelden kurt eniği kurt olur

    (KARACAOĞLAN)

    Puslu havayı sever kurt
    Kaplamakta gökyüzünü
    Kurşundan ağır bir bulut


    (A.M.DRANAS)

    karacaoglan.jpg


    Alıntıdır emeğe teşekkurler








  2. Ezlem
    Üye





    Türklerin orta Asya'dan çıkışına dişi kurt Asena'nın öncülük ve rehberlik yaptığına inanılır.Kurtların Türk destanlarında önemli bir yeri vardır.




+ Yorum Gönder


kurt efsanesi,  türk destanlarında kurt motifi,  türklerin kurt efsanesi,  kurt motifi,  türklerin dişi bir kurttan türediği destan,  destanlarda kurt motifi