+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Eski Türk dini, gerçekçi bir Gök dini Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Bilge Kağan
    Devamlı Üye

    Eski Türk dini, gerçekçi bir Gök dini








    Eski Türk dini, gerçekçi bir “Gök dini” idi:


    Eski Türk dini


    Efsaneler, birer sembol ile ifade edilmiş, his ve inanışların, aynalarından başka bir şey değildirler. Bizce “Önemli olan efsaneler değil; onların köklerinde yatan ve onların doğuşlarına sebep olan dinler ve diğer inanışlardır”. Bu inançları bilmeden, Türklerin gök ve yıldızlar hakkında söyledikleri efsanelerin sırlarını çözüp ve açıklamanın imkânı yoktur.

    Türklerin hayatında en önemli rol oynayan şey, “Çadır” idi Bütün hayatları burada geçer ve aile bağları da, bu yurt ile sembolleşirdi. Onlar çadıra girdikleri zaman, dünyaları da gökleri de hep kendi çadırları olurdu. Babil metinlerinde bile, gök bir çoban çadırına benzetilirken, Ortaasya’lı nasıl olurdu da, bu muhteşem göğü, çadırına ve yurduna benzetmezdi. İşte bizim bu konuda, hareket edeceğimiz en önemli çıkış noktamız bu olacaktır. Göğün bir çadıra nasıl benzetildiği ve bu fikrin nasıl geliştiğini, “Kutup Yıldızı” ile ilgili bölümümüzde inceleyeceğiz.

    Ortaasya Türk kavimleri tarafından umumiyetle “Göğün kapısı” kutup yıldızının bulunduğu yer olarak kabul edilmiştir. Bunun da, başka türlü bir düşünceye dayandığı anlaşılıyordu. Eski geleneklerini bırakmamış bazı, Ortaasya boylarında, bunun az çok açıklamalarını da bulabiliyoruz. Birçok Türklere göre gökteki yıldızlar, Gök çadırının deliklerinden dünyamıza sızan ışıklar idiler. Tabiî olarak bu, çok ilksel bir açıklamadır. Herhalde Göktürk çağında böyle bir gelenek, itibarını çoktan kaybetmişti. Fakat Göktürk halkları arasında bu inancın, bir halk inanışı olarak yaşamadığını da iddia edemeyiz. Başlangıçtan beri söylediğimiz gibi, “Halk inanışları ile devlet dini, ayrı gelişme yolları takip etmişlerdi. Türklerde, Devlet dini de, ana prensipler bakımından halk inanışlarına dayanmakla beraber, daha gerçekçi ve içtimai bir yola girmiş, ayrıca dünyanın yüksek dinleri arasında yer almıştır”. Halk ise daima mistisizme meyletmiş ve günlük hastalık v.s. gibi işleri için de, dinlenen fevkalâde yardımlar ve çareler ummuştu. Bunu söylemekle, Göktürk devletinde, halkın devlet dinine inanmadığını demek istemiyoruz. Din, bir imam konusu olduğu kadar, büyü v.s. gibi pratiği de olan bir yoldur. Şamanların yaptığı bu pratik işler, devletin büyük din merasimlerinde herhalde büyük bir önem taşımıyordu. Bununla beraber devletin yüksek din anlayışını anlayabilmek için, yine halkın bu iptidaî geleneklerine bakmak icap etmektedir.








  2. Zarafet
    Üye





    Türklerin geleneksel inançları


    Türklerin geleneksel inançları; Yunanlılar, Mısırlılar gibi milletlerle karşılaştırıldığında, tek tanrılı dinlere daha yakın görülmektedir.

    Türklerde Gök Tanrı ilksiz ve sonsuzdu. Yüceydi. İyilikçi ve kötülükçü ruhlar vardı. Var olan her şey gibi insanın da, hem bir tek, hem de birçok olduğuna inanılırdı. Ruhların tümü, aynı zamanda ve bir yerde bulunurdu. Bu ruhlar insanın kanında, kemiklerinde, soluğunda bulunur; vücudunda dolaşır ve her biri yaşamlarını, o insanın ölümünden sonra çeşitli yerlerde, gökte, atalarının totemik bölgesinde, mezarın içinde, sancakta, "balbal"larda sürdürebilir, başka bir vücutta yer alabilir; ayrıca dolaşıp durur ve birer hayalet olarak yaşayanları tedirgin etmek için geri gelebilirlerdi. Bu anlayıştan dolayı Türkler, hükümdar ailesinin fertlerini ruhlarının ölmemesi için, kanını akıtmadan boğarak öldürürlerdi. Diğer Müslüman ülkelerde görülmeyen bu ince ayrıntı Osmanlı Türklerinde de uygulanmaya devam etti.
    Türklerin eski din anlayışları ile Çinlilerin eski inanışları arasında temel farklılıklar vardır. Çinlilerde Gök tanrı (Şang-di) ve yer tanrısı (Hou-hu) şeklinde iki erkek tanrı vardır. Bunların da yardımcıları vardır. İmparatorlarının “göğün oğlu” olduğuna inanılır. Yönetici her sülâle, efsaneye göre gerçekten göğün oğlu olan ve mucize ile bakire bir anadan doğan bir ilk ataya bağlıdır. (Bu inanç Hz. İsa’nın doğumuyla benzeşmektedir.)
    Türklerde tanrı tekti, ama ruhlar iyi ve kötü olmak üzere iki idi. Halk kötü ruhlardan çekinirdi. Gereksiz yere ıslık çalmanın kötü ruhları çağıracağına inanırdı. Bu nedenle hoş karşılanmazdı. Müslüman Türklerde de ıslık çalmak, şeytanı çağırır düşüncesiyle iyi görülmez. Çünkü şeytan kötü ruhu temsil eder.





+ Yorum Gönder