+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Alp er tunga sagusu destanı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Alp er tunga sagusu destanı








    Alp er tunga sagusu destanı

    Alp er tunga sagusu



    Alp er tunga sagusu destanı 1.jpg


    . Destan Hakkında Bilgi

    Türklerin, YaradılışDestanından sonra bilinen en eski destanıAlp Er Tunga Destanıdır. Alp Er Tunga M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış bir Saka hükümdarıdır. Türk-İran savaşlarında ün kazanmış İran hükümdarı Keyhüsrev'e yenilerek öldürülmüştür. Milattan önceki Türk-İran savaşlarını anlatan bu destanın hacimli ve zengin parçaları Firdevsi'nin Şahnâme'sinde bulunmaktadır. Alp Er Tunga'nın, o zamanki bir düşman destanında bu ölçüde yer alışı, onun İranlıların hayatında derin izler bırakmış olduğunu gösterir. XI. yüzyılda Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılan Divânü Lûgati't-Türk'te, büyük Saka hükümdarının yeri geldikçe anıldığı görülür. Alp Er Tunga'nın ölümü konusunda söylenmiş bir sagu (ağıt, mersiye) da Kaşgarlı Mahmud tarafından yazıya geçirilmiştir. Bu ağıtın Alp Er Tuga Destanının son bölümüne ait bir parça olması olasıdır.

    2. Destanın Konusu

    Alper Tunga Destanı
    İran ülkesinde birçok padişahlık bulunuyordu. Bunlardan biri de Kâbil Padişahlığıidi ve başında da Zal adlı biri vardı. Kabil padişahı Zal, Alp Er Tunga'nın elinde esir olan İran hükümdarınıkurtarmak için Turan ülkesine yürüdü. Alp Er Tunga'yıyendi ama hükümdarını kurtaramadı. Zaman geçti. İran ülkesine hükümdar olan Zev de öldü. Bunu fırsat bilen Alp Er Tunga İran'a daha savaş açtı. O zamana kadar Zal da yaşlanmıştı. Kendi yerine, Alp Er Tunga'ya karşıoğlu Rüstem'i yolladı. Halen, Anadolu'da da Zaloğlu Rüstem adıyla meşhur olan halk kitaplarında Zaloğlu Rüstem ile Arap Üzengi Cengi diye hikayeleri anlatılan bu ünlü İran kahramanıile Alp Er Tunga arasında sayısız savaşlar oldu. Savaşların çoğunu Rüstem, bir kısmını da Alp Er Tunga kazandı.

    Bu savaşlar devam ederken İran'ın hükümdarıbulunan Keykavus, oğlu Siyavüş'ü ve Zaloğlu Rüstem'i gücendirmişti. Bunun üzerine şehzade Siyavüşkaçıp Alp Er Tunga'ya sığındı. Orada uzun zaman kaldı, hatta Türk yiğitlerinden birinin kızıyla evlendi, Keyhüsrev adını verdiği bir de oğlu oldu.
    Keyhüsrev büyüyünce, İranlılar onu kaçırıp hükümdar yaptılar. Keyhüsrev Zaloğlu Rüstem'i hoştutup gönlünü aldıve Alp Er Tunga'nın üzerine gönderdi. Yine bir çok savaşlar oldu. Çoğunda Alp Er Tunga yenildi. Sonunda Alp Er Tunga iyici yoruldu, ordusu dağıldı, askeri kalmadı. Tek başına dağlara çekilip bir mağarada kendi halinde yaşadı. Ancak bir gün izini bulan İran askerleri onu öldürdüler.




    3. Alp Er Tunga Sagusu

    Alp Er Tunga öldi mü
    Issız ajun kaldı mu
    Ödlek öçin aldı mu
    Emti yürek yırtılur
    Ödlek yarağ közetti
    Oğrun tuzağ uzattı
    Begler begin azıttı
    Kaçsa kalı kurtulur
    Özlek küni tavratur
    Yalnguk küçi kevretür
    Erdin ajun savrıtur
    Kaçsa takı artılur
    Ögreyüki mundağ ok
    Munda adın tedeğ ok
    Atsa ajun ugrap ok
    Tağlar başı kertilür
    . . . . .
    Uluşıp eren börleyu
    Yırtıp yaka urlayu
    Sıkrıp üni yırluyu
    Sığtap közi örtülür
    . . . . .
    Aktardığımız bu destan parçası, İslamiyet öncesi Türk şiirinin tipik bir örneğini oluşturduğu gibi, eski Türklerin yaygın bir töresi olan "Yuğ" törenine ait izleri de taşımaktadır. Bilindiği gibi eski Türk geleneğinde, ölen yiğitler hemen gömülmez; ölü, bir çadıra konur, yakınlarıönce çadırın önünde at ya da koyun kurban ederlerdi. Sonra atlarına binip çadırın çevresinde yedi defa dönerlerdi. Dönerken ağlayıp çığrışırlar, "sagu"lar söylerler; bir yandan da yüzlerini bıçakla çizerek kanatırlardı. Bu ilk törendir. Asıl "yuğ" töreni daha sonra genişbir hazırlıkla yapılırdı. Yiğit ilkbahar ya da yazın ölmüşse ölüyü gömmek için yaprakların dökülmesi, yani sonbahar beklenirdi; sonbahar ya da kışın ölmüşse bu kez de yaprakların, çiçeklerin açması, yani ilkbahar beklenirdi.
    Gömme zamanıölünün ününe göre başka ülkelerden de dostlarıve yakınlarıtoplanırdı. Bu gelenlere "yuğcu" denirdi. Ölü gömülmeden önce yukarıda andığımız tören bu kez de gelen yuğcuların katılımıyla yinelenirdi. Ayrıca "yuğ"a özel olarak ağlayıcılar / gelir ya da getirilirdi. Bunlara "sığıtçı" denirdi.
    Yuğ törenlerinde ve ondan sonra ozanların söyledikleri "sagu"lar da işte Alp Er Tunga Sagusu örneğinde görüldüğü türden parçalardı. Bu bakımdan Alp Er Tunga sagusu, Türk şiirinin nazım şekillerinden biri olan "sagu"ya da güzel bir örnektir.

    Günümüz Türkçeyle söylenişi:


    Alp Er Tunga öldü mü?
    Kötü dünya kaldı mı
    Zaman öcünü aldı mı
    Şimdi yürek yırtılır.
    Feleğin silahı hazır
    Gizli tuzak kurdurur,
    Beyler beyini vurdurur
    Kaçsa nasıl kurtulur?
    Felek günü tez geçer
    Kişi gücünden düşer
    Erden dünya boşalır
    Kaçsa da gene ölür
    Feleğin töresi bu
    Bunda çok nedenler var
    Atsa dünyaya okun
    Dağlar başı kesilir
    . . . . .
    Erler kurt gibi hıçkırdı
    Yaka bağır yırtıp durdu
    Acı ağıtlar çığırdı
    Yaş akar gözler kurur
    .








  2. Acil

    Alp er tunga sagusu destanı isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


alp er tunga sagusu destanı,  alper tunga,  alp er tunga sagusu,  sagusu destanı,  türk destanları alp er tunga sagusu,  alp er tunga sagusu kısaca