+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Selçuklularda ilim fikir hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Selçuklularda ilim fikir hayatı








    Selçuklularda ilim fikir hayatı

    sel-uklularda-ilim-fikir-hayat-.jpg

    İlim , Arap kökenli bir kelimedir.Bilgi anlamında kullanılır.Alim kelimesi de ilim ve ulum kelimelerinin türetilmesidir.”Sistemli fikri faaliyette bulunan kimse” karşılığında kullanılır.

    Selçuklu İmparatorluğu eğitim ve öğretim bakımından İslam dünyasında bir dönüm noktası teşkil etmiştir.Bu dönemde eğitim ve öğretim faaliyetleri belli bir sisteme bağlanmıştır.Bu faaliyetler devletin himayesi altına alınmıştır.Daha önceleri dağınık ve intizamsız şekilde ve tamamen hususi mahiyette yapılmakta olan öğretim , ilk defa Sultan Alp Arslan zamanında düzene ve programa bağlanmıştır.Selçuklu İmparatorluğunu bu büyük kültür faaliyetine sevk eden sebeplerin başında şii ve Rafizi fikir akımlarına karşı etkili ve ilmi mücadele yapmak geliyordu.Selçuklu sultanları ve beyleri mezhepler arası kavgalara asla müdahale etmemişler , mücadeleleri yatıştırmak amacıyla uzlaştırıcı bir rol oynamışlardır.

    Daha önceleri birkaç misali bilinen ve sadece “ders yapılan yer”manasını ifade eden “medrese” adıyla anılan yerden çok farklı bir müessese kuruldu.Devrin en tanınmış bilgin , fakih ve fikir adamları , hoca ve vaiz olarak bünyesinde toplayan , maaşlı müderrisleri yani profesörleri bulunan bir müessesedir.Bu müessese Sultan Alp Arslan tarafından kurulmuştur.1066’da Bağdat’da , Dicle kenarında kurulmuştur.Bütün teşkilat ve binaların 60.000 dinara (altın) yapıldığı rivayet olunur.Cephesine Nizam’ül-mülk ibaresi yazıldığı için “Nizamiye Medresesi” adıyla anılır.Bu medreseye Han , hamam , çarşı ve çiftlikler vakfedilmiştir.

    Dini bakımdan Hanefi ve Şafi fıkıhlarını öğreten Bağdat Nizamiyesi ilim ve fikir hayatında büyük rol oynamıştır. Bu sırada bazı mezhepler ayaklanmıştır.Bunun üzerine bu mezheplere, medresenin herhangi bir mezhebi korumak için değil , ilmi yükseltmek ve korumak için kurulduğu anlatılmıştır.

    Nizamiye , yüksek vasıfta bilginler yetiştirmiş , imparatorluğun her tarafına kadılar, din adamları çoğunlukla buradan gönderilmiştir.Nizamiye mezunu gençler memleketin en bilgili kimseleri olarak yüksek mevkilere gelmiştir.Nizamiye yeryüzünün ilk üniversitesi olarak görülebilir.Yine bu sıralarda İsfahan , Nişapur, Belh , Herat , Basra Tus gibi merkezlerde Nizamiye’nin örnekleri kurulmuştur.Ders konuları ve programları bütün İslam ülkelerinde , Osmanlılarda ve Türk- İslam devletlerinde takip edilmiş ve uygulanmıştır.

    Sencer zamanında çeşitli münazaralar düzenlenmiştir.Bu münazaralara kadınların da katıldığı söylenir.Bir Çin seyyahı ezan okunduğunda kadın-erkek herkesin camiye koştuğunu söyler.

    Selçuklu sultanları , melikleri ve beyleri alimlere , din adamlarına ,şair ve sanatkarlara gösterdikleri saygı ve onlara kurdukları müesseselerle takdir edilirler.Tuğrul bey ve Alp Arslan alimler ve din adamlarına mümkün olduğunca tevazu gösterirlerdi. Tuğrul Bey; ‘Kendime bir köşk yapıpta yanında bir cami inşa etmezsem Allah’tan utanırım.’ Derken bu saygının dayandığı imanı belirtiyordu. Tuğrul bey fethettiği şehirlere girerken ilk işi alimleri ve din adamlarını ziyaret etmek veya huzuruna kabul etmekti.

    Melik-şah ile cuveyni arasında bir hadise:
    Rivayete göre Melik-şah hilalin gözükmesiyle bayram gününü ilan eder, fakat cuveyni, aksine ertesi günü Ramazan olduğuna ve oruç tutulması gerektiğine dair fetva verir.Sultan bu nazik durum karşısında cuveyniyi nezaketle saraya davet eder. Görüşme sırasında büyük alim : ‘Sultana ait işlerde fermana itaat vazifemizdir. Fakata fetvaya ait işlerde de swultanın bize sorması gerekir.’ cevabını verir. Bu cevabı haklı bulan sultan, haşmetini düşünmeden fetvaya uyar. Ve onu hürmetle yolcu eder. Daha sonra Melik-şah nişapurlu alim sandali ile karşılaşır. Sandali, zahidane bir hayat sürüyordu. Melik-şah ona kendisini ziyaret etmediği hatırlatır. O ise şu cevabı verir : ‘hükümdarların en iyisi alimleri ziyaret eden, alimlerin en kötüsü de hükümdarlarının ziyaretine koşanlardır.’ Der ve devrin mükemmel zihniyetini ortaya koyar.

    Sencer ile Gazali arasında geçen bir hadise :
    Gazali’nin İmam-ı Azam Ebu Hanifi aleyhinde konuştuğunun rivayeti yayılır. Bunun üzerine Sencer bizzat Gazali ile görüşmek için onu huzuruna davet eder. Gazali yazdığı cevapta hükümdarın huzuruna çıkmamaya ahd ettiğini bildirir fakat emre uyarak gelebileceğini belirtir. Karşılaşmada Sencer, alimin gelişiyle emirleriyle birlikte ayağa kalkar ve onu tahtının yanına oturtur. Gazali, alimlerin hükümdarlar karşısında dua ile söze başlamanın riya ile karışabileceği için böyle hareket etmeyeceğini duayı ancak Allah ile yalnız kaldığında yaptığını söyler ve İman-ı Azam aleyhinde konuşmadığını söyler. Bu beyandan çok memnun kalan Sencer, bütün Horosan ve Irak alimlerinin Gazali’yi dinlemelerini arzu ettiğini söyler. Bu mümkün olmadığına göre bu konuşmayı yazıp bir nüshasını da memleketlere göndermesini rica etti.Gazali’nin inzivada kalmasına razı olmayarak kendisine medreseler inşa edeceğini , derslere başlayıp ilmi yaymasını rica ediyordu.Böylece Gazali 12 yıl aradan sonra Nişapur medresesinde tekrar derslerine başladı.Sultan Sencer diğer Selçuklu sultanları gibi ilime çok önem veriyordu.Sarayı alim,şair,tabip ve filozoflarla doluydu.

    İLİM ve KÜLTÜRÜN YÜKSELMESİ ve YAYILMASI

    Selçukluların medeniyet tarihine en büyük hizmetleri İslam dünyasının her tarafını cami,medrese , kütüphane , tıp mektebi , hastane , zaviye ve kervansaraylarla doldurmaları ve bu müesseselere vakıflar yapmaları idi.Daha önce bahsedildiği gibi İlk Selçuklu medresesi Tuğrul Bey zamanında Nişabur’da kuruldu.Medreselerin imparatorluğun her tarafına yayılması Alp Arslan döneminde olur.Sultan Nizam’ül-mülk ile Nişapur’da caminin kapısında elbiseleri perişan gençleri görünce sebebini sorar.Vezir de ona “Bunlar insanların en şereflileri olup dünya zevklerinden uzak ilim talipleridir”der.Bunun üzerine Sultan kendilerine bir yurt inşa eder ve onlara maaş bağlar.Nizam’ül-mülk’e göre eski hükümdarlar alimlere maaş vermedikleri için , onları bir vazife ile bağlamadıkları için hükümdarlara ve devlete karşı hareket ediyorlardı.İlmi teşvik etmek için vakıf çalışkan ve kabiliyetlilere 100,500,1000 dinar değerinde ödüller veriyordu.

    1234’te Bağdat’da açılan Mustansiriyye medresesinde İslami ilimlerden başka tıp,astronomi eğitimi de yapılıyordu.Güneşin dünya etrafındaki dönüşü anlatılıyordu.Bu sırada Basra’da Tıp medresesi kuruldu.Burada Şirazi , İbn Sina’nın Kanun ve Şifası ile Zamahşeri’nin Keşşaf’ını okutuyor , yılda 30.000 dirhem maaş alıyor, çoğunu öğrencilere dağıtıyordu.

    KÜTÜPHANELER

    Sultan Sencer’in yaptırdığı Merv’deki kütüphanede 12.000 cilt kitap bulunuyordu.Burada bunun dışında 10 kütüphane daha bulunuyor ve rehinsiz kitap alınabiliyordu.Bu kayıtlar Merv’de ilmin ne kadar ilerlediğini ve çok değerli kitapların rehinsiz verilmesi de ahlakın derecesini belirtir.Şahabettin Hayraki’nin tesis ettiği kütüphane , Moğol istilasına uğrayınca Şahabettin yalnızca en kıymetlilerini kurtarabilmişti.Tusi yağma edilen kitaplardan Meraga’da büyük rasathanesi yanında kütüphane meydana getirdi.Bu kütüphane için 400.000 el yazması toplamıştır.Kirman Selçuklu hükümdarı Mugiseddin Mehmet’in kütüphanesinde ise her ilme ait 5000 kitap vardır.Kervansaraylara ilim sahibi kültürlü insanlar için kütüphane kurması ve diğer yolcular için de satranç takımı bulunması kültür ve medeniyet seviyesini anlamak bakımından önemlidir.

    Şehirler cami,medrese ,kütüphane,hamam gibi külliyelerle oluşuyordu.Kitapçı çarşılarında İbn Sina’nın Şifa’sı 100 dinara satılıyordu.Bir kütüphane memurunun ayda 10 dinar maaş alması devletin kültürel ve iktisadi durumunu anlamamıza yardımcı olur.
    TIP TAHSİLİ:Tıp tahsili medreselerden ziyade devrin büyük hastanelerinde yapılıyordu.Pazar yerlerinde para ile muayene yapanlar da vardı.
    ASTRONOMİ TAHSİLİ:Astronomi rasathanelerde öğretiliyordu.Melikşah önce İsfahan’da sonra da Bağdat’da rasathane kurmuştur.Astronomi alimleri :Ömer Hayam,İsfizari,Vasıti,Melikşah’tan sonra da Beyhaki ve Hazini’dir.Ayrıca Melikşah’ınCelaleddin lakabı dolayısıyla Celali takvimi oluşturuldu.Başlangıcı 21 mart 471 dir.

    İlim dili Arapça idi.bunun yanında Farsça ve Türkçe de kullanılırdı.Türkçe birkaç asırda yazı ve edebiyat dili haline geldi.Osmanlılarda ise Türkçe medeniyetin birinci kültür dili oldu







  2. Meryem
    Bayan Üye





    selçuklularda , ilim ve alimlerin yanında olup gelişmesi için bütün imkânlarını seferber etmişti. Dinî eğitim ve öğretimin yapıldığı medrese, tekke ve zaviyeler ülkenin her tarafında yaygındı




+ Yorum Gönder