+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Pazırık vadisi kurgan mezarları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Pazırık vadisi kurgan mezarları








    Pazırık vadisi kurgan mezarları

    Geçmişin izleri içinde semboller gerçekleriyle zaman içinde birer taşıyıcı olarak kendi mesajlarını görünmeyen aleme olduğu kadar zaman ötesine de taşırlar. Değişik ortamlarda semboller kendi ana fikirlerini kaybetmeseler de değişik yorumlarla değişik biçimlerde algılanabilir ve etkin kılınabilirler. Ama gerçek olan algılama ve ifade etme tarzı, bu semboller ve sembollerin oluşturduğu karmaşık söylemlerin taşıdığı değerleri ortaya koyabilmek için onların yaratıldığı ortam veya ortamları en iyi biçimde kavrayarak sağlanacak olan yorumlarda kendisini gösterecektir. Avrasya ve Orta Asya Kültür alemi binlerce yıllık geçmişi içinde bir çok özgün sembol yanında, dışardan gelerek yeni boyutlar kazanmış sembol dönüşümleri için de önemli bir merkez olmuştur. Doğuyla batının, kuzeyle güneyin düşünce biçimlerinin kaynaştığı ve özgün değişimler ve dönüşümler kazandığı bu topraklarda geniş alanlara yayılan bazı temel fikirler ve semboller etnik yapılaşmaları aşan bir biçimde kendisini hissettirmiş ve ortak ifade biçimlerine dönüşmüştür. Bu durumun en güzel ifadesini bulduğu söylemlerden biri, kadın betimlemesiyle dışa vurulan ve Tanrıça kimliğine bürünmüş olan kadın sembolü ile, bir atlı savaşçı görüntüsünde ifadesini bulan Tanrı ve ağaç sembollerinin oluşturduğu bütünleşmede kendisini göstermektedir. Bu üç sembolün her biri de bağımsız birimler olarak evrensel bir boyutta talep ve kabul görmüş semboller olarak kuşaklar boyu varlığını sürdürmüş ve sürdürmekte olan tinsel ve materyal sembollerine dönüşmüştür. Çok yaygın olarak kullanılmış ve kullanılmakta olan pek çok sembolle de ilişkili olan bu bireysel parçaların gerçeğini en güzel ortaya koyan ve açıklamalar getirmeye imkan tanıyan üçlü oluşumlar da Avrasya ve Orta Asya Dünyası’nda hoşlanılan ve talep gören sahnelerde ortaya konulmuştur. Bu noktada Türk ve diğer Ural Altay toplumları ile Hint Avrupa topluluklarının kültürel bellekleri ve simgesel evrenleri için de önem taşıyan bir nitelikte değerlendirilmeye çalışılacak olan Pazırık Kurgan 5 buluntuları içinde önemli bir yer tutan ve bahsi geçen kurgan içinde yer alan 6,50 x 5.50 m ebatlarındaki keçe çadır malzemesi üzerinde yer alan sahne önemli bir çıkış noktası teşkil etmektedir.

    Son dendrokronolojik, karbon 14 ve diğer tarihleme teknikleriyle M.Ö. 260-250 arasına tarihlenen Pazırık Kurgan 5 zengin tekstil ve diğer buluntularıyla ünlü bir mezardır. Mezarda yer alan buluntular arasında ünlü Pazırık Halısı da yer almaktadır. Keçe üzerinde yer alan sahne ile ünlü Pazırık halısı üzerinde yer alan görünümler arasında da ikonografik bir ilinti ve ikonolojik bir bütünleşme olduğu aşikar biçimde fark edilmektedir. Bu sahne Orta Asya kadar tüm Avrasya kültür dünyası içinde önemli bir yayılım ve ortaklaşma gösteren bir bütünleşme ve evrensel inanç sisteminin en güzel ifadesini bulduğu yansımalardan biri olarak, Türk ve diğer Avrasya toplulukları için çok önemli bir açılım ve derin ifade biçimi oluşturmaktadır. Çok geniş bir alan içinde geçerlik kazanmış bir ana söylemin görsel ifadesi olan sahne çoğunlukla tekil olarak görüntülenen veya gösterilen ana sembolik öğeleriyle az rastlanan bir görsel yansılam sergilemektedir. Bu nedenle Türk ve Avrasya kültür konteksti içinde halen işlevini koruyan ve inanç sistemlerinde etkisini hissettiren sembolik bir dilin ve derin anlamların ve derin işlevlerin ana çıkış noktası için de önemli bir niteliğe haiz olduğunu hissettirmektedir.



    Sahne alt ve üstten Stepler Dünyası ‘nda metal ,kemik ve keramik objeler üzerinde sıklıkla rastlanan ve lotüs-palmet karışımı bitkisel süslemelerden oluşan birer şeritle sınırlanmış olup, bu şerit içinde yer alan süslemelerde fark edildiği kadarıyla belirli bir bitkisel sembolizmin uzantıları olarak ele alındıkları izlenimini vermektedir. Ana sahneyi oluşturan kısım uzun elbisesiyle, başında sivri üçgen uçlarla çıkıntılar yapan ve fark edildiği kadarıyla sekizgen bir taç teşkil eden bir alt kısım üzerine yukarı doğru daralan bir yüksek başlık ile yanlarından ve arkasından sarkan örtüsüyle sarılmış yüksek bir başlık taşıyan oturur vaziyette gösterilmiş bir kadın ve ona doğru ilerlemekte olan , pelerini rüzgarla savrulan bir süvariden oluşmuştur. Bu noktada, kadının eliyle tuttuğu uzun ağaç dalı tasviri ile atlının özenle betimlenmiş yayınında içinde yer aldığı sadağı ilgi çekmektedir. Eserin yaratıldığı ortamın tam bir yansıması olan sahne biniciliğin ve atlı yaşam biçiminin temel teşkil ettiği bu dünyanın gerçekçi bir yansıması gibi görünse de esasında, kadının giyimi ile hemen teşhis edildiği gibi farklı çağrışımlar yapmakta ve olağan gündelik yaşam sahnelerini aşan bir konunun yansıması olduğunu hemen hissettirmektedir. Çok fazla rastlanmasa da bazı benzer temalar ve sahneler yoluyla bu sahnenin ikonografik gerçeği, işlevi ve oluşumu açıklık kazanmakta ve mitolojik, dini ve kültürel verilerle desteklenerek de anlam boyutu ve ikonolojik gerçekliği geçerlik kazanmaktadır. Aynı zamanda , bir söylem bütünlüğü oluşturan bu sahne ve yakın benzerleri aracılığıyla burada yer alan ve sıklıkla tek başlarına kullanılan görsel öğelerin tekil işlev ve içerikleri kadar içlerinde yer aldıkları ifade gruplarına da ikonolojik bir katkı ve anlamını açıklama olanağı sağlanmış olmakta ve bu önemli kültürel oluşum ve inanç öğesinin kültürel kimliği ve işlevi ortaya konabilmiş olmaktadır.

    Bu sahneye en yakın görünümü ihtiva eden ve aynı zaman süreçleri ve kültürel ortamlara bağlanan eser olarak hemen akla gelen obje bir rhyton oluşturmak için repousse tekniğiyle yapılmış ve MÖ 4. Yüzyıl sonu ve 3. Yüzyıl başlarına tarihli altın bir levha üzerinde yer almaktadır. Kuban Bölgesi, Anapa çevresinde Merdahana Köyü yakınlarındaki bir Kurganda 1878 de ele geçmiş olan bu buluntu üzerinde bahsi geçen keçe üzerindeki sahnenin çok yakın bir benzeri yer almaktadır. Dokuma ve metal teknikleri kadar, bölgesel ifade biçimlerinden kaynaklanan bazı ifade biçimi farklılıkları yanında sahne içinde yer alan bazı ilave öğeleri hemen teşhis etmek mümkünse de bunların her iki sahnenin temelini oluşturan oturan kadın, ağaç ve atlı yanında sadece niteleyici öğeler olduğu anlaşılmaktadır. Bu niteleyici öğelerin özellikle metal objenin bulunduğu Step Dünyası’nın Batı kesimi kadar Doğu kesimi için de önemli bir çıkış noktası olduğu ve özellikle de bağıntılı bir çok sahneye bağlandığı gözlenmektedir. Üç ana öğeye katılan ilginç objelerden biri tahtta oturan kadının elindeki yuvarlak gövdeli kap ile atlının elinde görülen içki kabıdır. Bu öğeler aynı zamanda sahnenin ana temelini oluşturan görsel öğelerle birlikte bütün Demir Çağı ve Büyük Göçler Devri Kültür alemi ve inanç sistemleri içinde öneme haiz ikonografik elemanlar olarak kendisini de göstermektedir. Hatta , altın kabartma üzerinde görülen bu kaplar arkeolojik çalışmalarla bir çok gömüde bulunmuş olan benzer kaplarla mezarlarda gerçekten varlığı kanıtlanmış objeler olarak karşımıza çıkmakta olup, bu objelerin kullanımı Ortaçağ içlerinde İslam ve Hıristiyan çevreler kadar diğer kültür bölgelerinde de karşımıza çıkan bir inançlar dizgesinin parçasıdır.


    kurgan mezar.jpg

    Aynı zamanda her iki sahnede yer alan objeler içindeki önemli bir fark kadının oturduğu objelerde de belirlenmektedir. Batı Stepler ortamına bağlanan altın kabartmada kadın açıkça bir tahtta oturur vaziyette gösterilirken, Pazırık keçesi üzerinde kadının oturduğu taht, Göçerler’in dünyasına ve Doğu Asya Kültür ortamına daha uygun düşen, fakat işlev olarak diğer tahta eş değer bir nitelik taşıyan bir biçimdedir. Ayrıca keçe üzerinde kadının eliyle tuttuğu ağaçla eş değerli dal geriye alınmıştır. Altın objede tekniğin olanakları doğrultusunda kadının giysisi daha açıkça teşhis edilmektedir. Yanlara sarkan örtüleriyle yüksek bir başlığa sarılmış baş örtüsü ve uzun ve geniş bir harmani altındaki bol ve uzun iç giysisi ile ihtişamlı bir görüntü veren ve tahtta oturan kadının Demir Çağı dünyası içinde tüm Akdeniz, Avrupa ve Avrasya dünyasında aynı özellikleri gösteren çok sayıdaki betimlemesi, onun sıradan bir kadından çok bir tanrıça veya bu tanrıçanın kültüne adanmış bir rahibe olabileceğini akla getirmekte olup, eski kayıtların ışığında kimliği teşhis edilebilen Tanrıça betimlemesiyle özdeştiği görülmektedir. Bu iki objede karşımıza çıkan şekliyle bu tanrıçanın hemen hemen aynı giysiler içinde çok geniş bir coğrafya ve zaman dilimi içinde ortak bir şekilde algılandığı ve betimlendiği görülmektedir.Her iki sahnede de atlı, ağaçla ilişkili üstün konumunu belgeleyen bir tarzda oturan kadına doğru ilerlerken gösterilmiş ve bu noktada geniş bir kültler ve ritualler dünyasına açılan kaplar ve bu kaplarla ilişkili ayin ve törenlerde ana anlam bütünlüğüne dahil edilmiştir.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Bu noktada dikkat çekici diğer objeler de yine altından yapılmış kabartma aplikler olarak karşımıza çıkmaktadır. MÖ 4. Yüzyıl sonlarına tarihlenmesi gereken bu objeler Dnieper Bölgesi’nde bulunan Çertomlyk Kurganında bulunmuş olan çeşitli objeler arasında yer alan yirmi objelik bir grup aplik içinde yer almaktadır. İki değişik betimlemeyle ele aldığımız temanın çeşitlemesi olan bu sahnelerden ilkinde elinde saplı yuvarlak ayna tutan ve oturur vaziyetteki bütün özellikleriyle Tanrıça kimliği teşhis edilen kadın karşısında boynuz bir ritondan içki içen ayakta bir adam yer alırken, diğerinde Tanrıça cepheden betimlenirken adam yine sağ tarafta durmakta fakat, Tanrıça ’nın yakın ilişkide olduğu ağaç yerine bir altar geçmiş bulunmaktadır. İlk sahnenin benzerlerine bazı başka mezar buluntuları arasında da rastlanmıştır. Klasik Akdeniz Dünyası’nda ve Demir Çağı Avrupa Dünyası’nda da önemli bir yer tutan ‘ Atlı ‘ kültleriyle yakın bir paralelite ve hatta yakın bir ilişki gösteren altar ve ağaç Klasik Akdeniz dünyası kadar, bu ortamla ilintili Kırım ve Karadeniz kıyısındaki kolonilerde de karşımıza çıkan mezarlar ve sunaklarla ilintili steller üzerinde de karşımıza çıkmaktadır.



    Step Dünyasına ait başka bir altın obje bu noktada ilginç bir açılım yapmaktadır. Bu obje altın bir kemer tokası olup, Petro Koleksiyonu’ nda bulunan tanınmış bir objedir. Bu obje üzerindeki sahne de genellikle olağan gündelik bir sahne olarak algılanmışsa da genel özellikleri itibariyle ele aldığımız ana sahneye bağlantısına işaret eder gibi görülen temel öğeleriyle dikkat çekmektedir. Oturan geniş ve yüksek başlığıyla dikkat çeken kadın ve onunla ilişkili gibi duran ağaç ve Pazırık keçesi üzerinde görülen atlının giysileriyle uyum içende olan ve kadının dizlerinde uyuyan süvari ile birlikte keçeyle ortak bir başka öğe olan yay ve okları görülen sadak ağaçta asılı durmaktadır. Burada görülen tek farklı öğe binicisi olmayan atları tutan seyis veya uyuyan atlının yoldaşı olan erkek figürüdür.Bu niteliğiyle buradaki sahnede de karşımıza çıkan tema ele aldığımız ana sahnenin uzantısı olarak yorumlanabilecek bir nitelik göstermektedir.

    Bu noktada, Kuban Bölgesi, Karagodoş Kurganı ’nda bulunan ve MÖ 4. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlene altın kabartma başlık takısı üzerindeki sahne ilgi çekici bir nitelik taşımaktadır. Burada ele alınan sahnelerdeki tipik giysilere sahip tanrıça iki kadınla birlikte, bu iki figür arasında otururken gösterilmiş olup, sağda ona doğru giden ve elinde rhyton tutan bir adamın bulunması daha önceki sahnelerin açılımı olarak belirlenirken, sahnede iki atlı bir arabanın yer alması hayli ilginç bir özellik taşımaktadır. Ayrıca sahnede bir başka figürle birlikte araba ve ana sahne arasında iki föniksin yer alması çok dikkat çekicidir.Bu noktada arabanın varlığı ile Pazırık Kurgan 5 keçesi üzerindeki elinde ağaç dalı tutan Tanrıçayı bir birine bağlayan ilginç bir örnek Avrasya Kültür Dünyası’nın bir başka köşesinden gelmektedir. MÖ 4. Yüzyıla tarihlenen ve Bulgaristan’da Rogozen Hazinesi buluntuları içinde yer alan gümüş bir içki kabı üzerindeki betimleme ilginçtir. Bu kültürün Step Dünyası ile yakın bağlarını gösterdiği kadar, Tanrıça Kültleri için de önemli bir açıklama teşkil etmektedir. Gümüş kabın gövdesine kabartma olarak yapılmış sahnede bir tarafta dört kanatlı atın çektiği bir ara içinde arabacı ve tahtta oturan tanrıça elinde uzun bir ağaç dalı tutarken gösterilmiştir. Diğer taraftaki dört kanatlı atın çektiği arabada ise arabacı ve tahtta oturan ve elinde yay tutan bir figür yer almaktadır. Bu elinde yay tutan figür Trak Sanatı’nda sıklıkla betimlenen ve yaban hayvanlarıyla ilintili bir Tanrıça tasviriyle bağıntılı olup, ilginç bir örneğinin Finlandiya’da tespit edildiği çok erken kaya tasvirleriyle başlayan bir Tanrıça tasvirinin uzantısıdır. Bu tanrıçanın geyikler ve yaban yaşamı kadar, bazı ayinlerle bağıntısı bellidir. Rogozen Hazinesi buluntuları içinde yer alan başka gümüş bir kapta da bir av sahnesiyle bağıntılı olan atlı tasvirinin yer alması ilginç olup, Trak Sanatı’nda yaygın olarak kullanılan av ve ‘ Trak Atlısı ‘ olarak bilinen sahnelerin bazı İber ve Anadolu buluntuları tanıklığında bu yaygın kült kapsamında kaldığını gözler önüne sermektedir.

    Karagodoş buluntusu içinde yer alan hakim kadın görünümlü Tanrıça ve yanında yer alan iki kadın ve diğer öğeler, bazı değişikliklere rağmen, benzer bir çağrışım yapan önemli bir Göktürk Dönemi eseri olarak karşımıza çıkan Kudırga Kayası örneğini akla getirmektedir. Bir gömü bölgesiyle ilişkisi bilinen bu kaya betimlemesi üzerinde de Pazırık Kurgan 5 keçesi üzerindeki Tanrıça ’nın sivri üçgen uçlu tacını hatırlatan tacı ve giysileriyle görkemli bir nitelik taşıyan Tanrıça olması muhtemel kadın ve maiyeti karşısında eğilen atlarından inmiş biniciler tasvir edilmiştir. Atların maskeli olması da ilginçtir. Bu sahnede üstte görülen bıyıklı erkek yüzü , farklı da olsa ana sahnenin bıyıklı erkek temsilcisinin değişik bir yansıması olması ihtimalini akla getirmektedir.

    Genel açılım içinde ele alınan sahnelerin hepsinde yer alan bazı objelerin toplandığı ve hatta Tanrıça ve içki temasının önemli bir bütünleşme gösterdiği ilginç bir sahne, Ukrayna’da Sakhnivka Köyü yakınlarındaki Kurgan-2’de bir kadın gömüsüyle bağıntılı olarak bulunmuş altın bir taç üzerinde karşımıza çıkmaktadır. İster bir cenaze ayini, isterse bir yaşam ve kutsanma ve baht bulmaya şükran ayini olsun bu sahne gerçekten bütün ele alınan alt sahnelerin bağlandığı önemli bir ana sahne olarak karşımıza çıkmaktadır. Esasında bu çok eklemli sahneler bütünleşmesinde merkezi oluşturan Tanrıça tahtta oturmakta ve bir elinde saplı yuvarlak ayna ve diğerinde de Merdahana Köyü yakınlarındaki kurganda bulunan altın rhyton parçası üzerindeki Tanrıça betimlemesinde Tanrıçanın elindekine benzer yuvarlak bir kap tutmaktadır. Karşısında diz çökmüş ve ok dolu sadağı özenle belirtilmiş elinde tuttuğu rhyton teşhis edilen savaşçı diğer sahnelere bağlanırken, bu figürün ardında yer alan lir benzeri bir müzik aleti çalan adam farklı bir açılım göstermektedir.




  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Bu müzisyen arkasında görülen boynuz kadehe içki koyma sahnesi ve yuvarlak kapların görüldüğü masa ile içki içen adamın elindeki yuvarlak kap ilginçtir. Diğer taraftan tanrıçanın arkasında duran, Kudırga’daki sahnede yer alan Tanrıça’nın yanındaki figürün konumunu hatırlatan ve elinde bir bereket boynuzu tutan muhtemelen kadın figürü arkasında yer alan İskit ve Bozkır dünyasının yaygın teması tek kaptan içki içen ve birinin sadağı teşhis edilebilen iki figür ile betimlenen ant içme ve Kan Kardeşliği temasını işleyen gurup ile birlikte bu kısmın en uç kısmını temsil eden bir adamın başının kesilmesi, kurban teması olarak Stepler Dünyası’nda çok sık rastlanan bir çok ikonografik oluşumun ve görsel temanın da ana çıkış noktasını belgelemektedir.

    Burada ele aldığımız atlı, ağaç ve kadın teması ve buna bağlı temalar esasında Orta Asya Kültür ortamı için daha erken süreçlere ait olduğunu gösteren örneklerle de temsil edilmektedir. Özellikle MÖ 1900lere tarihlenen Gonur Tepe buluntuları arasında yer alan bir mühür üzerinde atlı, ağaç ve kadın karşımıza çıkmaktadır. Buradaki kadın figürünün bir eliyle ağacı tutarken betimlenmesi de ilgi çekicidir. Bu noktada ana bütünleşmeleri belirlenen ana sahne içinde yer alan öğelerin teker teker açılımlarını da ikonografik olarak belirlemekte yayar vardır. Bu noktada bu sahneler içinde önemli bir yer oluşturan Tanrıça’nın erken betimlemeleri arasında yine Gonur Tepe ’den bir örnek dikkat çekmektedir. Bu mühür üzerinde Tanrıça oturur vaziyette gösterilmiş olup elinde yuvarlak bir kap tutmaktadır. Buna benzer bir tema MÖ 4. Yüzyıl sonları ve 3. Yüzyıl başlarına tarihlenen Ukrayna’da Velikaya Znamenka Kurgan buluntuları içinde yer alan bir çift küpe üzerinde karşımıza çıkmaktadır . Bu altın küpeler üzerinde Tanrıça yüksek başlığı ve uzun giysisi ve harmanisiyle tahtta otururken betimlenmiştir. Bu tahta oturma sahnesi, özellikle Merdahana köyü yakınlarında bulunan rhyton buluntusundakine benzer bir şekilde kurgulanmıştır. Fakat ilginç bir durum olarak Tanrıça küpelerden birinde yuvarlak kap tutarken, diğerinde farklı bir obje tutarken betimlenmiştir. Bu durum özellikle Bronz Çağı ve Demir Çağı Anadolu Uygarlıkları tarafından yaratılmış bazı Tanrıça tasvirlerini hatırlatan bir durum arz etmektedir. Bu ikonografik temanın Anadolu ve Yakın Doğu kadar Balkanlar ve tüm Akdeniz ve Avrupa’nın Demir Çağı Dünyası’nda da etkin olduğunu gösteren örnekler hemen akla gelmektedir.



    Bu noktada, Tanrıça ve ağaç bağlamı kadar geyikler, kartal ve dağ keçisi açılımını gösteren ilginç bir obje 1864 te Rostov Bölgesi’nde Koklaç Kurganında bulunan ve Novoçerkessk Taçı olarak bilinen ilginç bir Sarmat objesinde karşımıza çıkmaktadır. Kozalak biçimi küçük takıların sarkıtlar oluşturduğu tacın ortasında ametistten yapılmış başında taç bulunan küçük bir kadın büstü ile yanlarda yarı kıymetli taşlardan kakmalar ve sağlı sollu ana taç gövdesine lehimlenmiş birer kartal yer almaktadır. Tacın üs kısmındaysa yaprakları özenle belirtilmiş iki ağaç ve ortaya gelende iki geyik, yana gelendeyse iki dağ keçisi görülmektedir. Bu tacın bulunduğu kurgandan gelen objeler arasında tahtta oturan tanrıçanın tuttuğu tipten yuvarlak altın bir metal kap ile birlikte bir tahta ait olması muhtemel gümüş parçaların bulunması mezardaki cesedin bir kadına ait olmasıyla bir bütünlük arz ederek, Tanrıça kültüne bağlı bir Rahibe veya bir kurban fikrini akla getirmekte ve tacın konumu ilginç açılımlar yapmaktadır. Özellikle gömüde bulunan yuvarlak metal kabın benzerlerinin yaygın olarak kadın gömüleri ağırlıklı olmak üzere değişik mezar buluntularında varlığının tespiti bu objenin görüntüler dışındaki gerçek törensel varlığını da kanıtlamakta ve bu inanç sistemindeki önemini belgelemektedir. Ayrıca bu kadın ve ağaç temasının yanında kartalın devreye girmesi ilgi çekmektedir. Bu taca benzeyen bir gömü ekipmanına yine Rostov Bölgesinde 1987 de bulunmuş bir kadın gömüsü ihtiva eden Kobiakovo Kurgan 10 da rastlanmıştır. Bu gömü içinde bulunan kadın iskeletinin baş kısmında bir deri ile bağlanmış altın ağaç geyik ve kuş tasvirlerine rastlanırken, cesedin boyun kısmında ilginç yekpare altın gerdanlıkta yer alan tasvirler ilginç çağrışımlar yapmaktadır. Bir kanatlı pars benzeri ejdere saldıran hayvan başlı insan gövdeli varlıkların yer aldığı iki sahnenin ortasında uzun saçlı uzun sakallı bağdaş kurmuş bir adamın yer alması ilginçtir. En ilgi çekici öğe önünde kılıcı görülen adamın elindeki yuvarlak metal kaptır. Bu durum, yine Ukrayna’da Nikolaev Bölgesinde

    1974 te bulunmuş olan bir başka kadın gömüsü ihtiva eden Sokolova Mogila Kurganı buluntuları arasında yer alan ve cesedin başının yan tarafına yerleştirilmiş bulunan bir gurup buluntu arasında bir yelpaze ile birlikte bulunmuş metal aynanın sap kısmında karşımıza çıkmaktadır. Burada da, sakallı bir erkek figürü bağdaş kurmuş vaziyette elindeki yuvarlak kapla gösterilmiştir. Ayrıca bu mezarda da benzeri bir kabın bulunması da ayinsel açıdan önemlidir. Aynı zamanda bu buluntular Ukrayna’dan doğuya kadar bütün Stepler ve çevresinde bulunan değişik dikili taşlar üzerinde görülen figürlerin ellerinde görülen kapları ve bu taşların da burada karşılaştığımız kültün parçası olduğu fikrini veren özellikleri akla getirmektedir. Geç Neolitik süreçlerden başlayarak Ortaçağ ortalarına kadar Avrupa ve Avrasya’da geçerliğini koruyan bu dikili taşların cenaze kültleriyle aşikar olan ilişkisi burada ilginç bir durum almaktadır. Avrupa, Akdeniz ve Anadolu Kültür ortamında değişik adlar alan Trak Atlısı veya Tuna Atlısı temasıyla birleşen bu sahnelere ayna ve güneş ile bağıntılı bir öğeyi dahil eden ilginç bazı örnekler Kırım’da bulunmakta ve benzerlerinin yaygın olduğu fark edilen örnekler olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca bu sakallı adam Step Dünyası’nda tasvirlerine rastlanan ve ilginç bir örneğine 1991 ve1992 yıllarında yapılan kazılarla ortaya çıkarılan Dniropetrovska Bölgesi, Ordzhonikidze Kasabası yakınlarındaki Soboleva Mohyla gömüleri buluntuları arasında yer alan bir sadağa ait altın apliklerde rastlanmaktadır. Dallar ve çiçeklerden oluşmuş bitkisel süslemelerle bağıntılı stilize ağaç betimlemeleri ve kanatlı aslan motifleri ve değişik ağaç betimlemeleri arasında yer alan sakallı ve uzun saçlı kanatlı erkek figürü hayli ilginçtir. Özellikle bu erkek figürünün ayaklarının kartal pençeleri biçiminde oluşu ve kartal kanatları çok dikkat çekici olup, bu durum mücadele ettiği iki yılan veya ejderle birleşince daha önemli bir nitelik kazanmaktadır. Bu obje dışında yuvarlak kap veya rhytondan içki içen veya bu objeleri tutan şahısları betimleyen tasvirler de vardır.

    Kartal, Kartal Adam, Ağaç, Dallar ve Kadın tasvirleri bağlamında özellikle günümüzde Macaristan’da kalan Torontal Bölgesi Aronika Nehri Kıyısında 1799 da bir çukur kazısı esnasında rastlanılan ve halen Viyana bulunan, M.S. 7-8. Yüzyıllara tahihlenen Nagy-Szent Miklos Hazinesi kaplarından 2 ve 7 numaralı olanlar üzerindeki sahnelerde rastlanmaktadır. Bu hazinenin 2 numaralı kabı üzerinde alt ve üst köşelerinde palmet ve dallar biçiminde stilize olarak ağaç betimlemelerinin yer aldığı dört madalyon içinde rastlanan dört değişik sahne Büyük Göçler Devri sürecinin ilginç bir örneği olarak, daha erken süreçlerin ilginç bir uzamı olarak karşımızda durmaktadır. Demir çağı ve Büyük Göçler Devri İkonografyasının önemli bir öğesini temsil eden bu obje tinsel ve sanatsal açıdan da önemli bir odak teşkil etmektedir. Burada özellikle dikkat çeken iki sahne ele aldığımız tema açısından önem taşımaktadır. Bunlardan birinde Büyük bir kartalın pençeleri arasında tuttuğu ellerinden ağaç dalları çıkan ve ağaçla özdeştiği fark edilen çıplak kadın figürüyle kartalın konumu bu sahnenin erotik bir içeriği olduğu izlenimini verirken, hemen yanında yer alan diğer madalyon içinde kanatlı bir aslana binmiş ve pars avlayan bir okçu tasviri yerleştirilmiştir. Diğer madalyonlardan birinde geyiğe saldıran föniks ve diğerinde, yayan yürüyen esirinin saçlarından tutarak götürmekte olan zırhlar içindeki bir savaşçı betimlenmiştir. Özellikle bu savaşçının atının kuyruğunun yas törenlerinde uygulanan biçimde bağlı oluşu dikkat çekerken, elindeki flamalı kargısı da göz doldurmaktadır. Ağaç, atlı ve kadın temasını kartal ve hayvan dövüşü sahneleriyle birlikte bir savaş galibiyetine de bağlayan bu kabın bir uyarlaması olan 7 numaralı kap sadece öncelikle ele alınmış bulunan ik madalyon içindeki sahnelerin değişik varyasyonlarıdır. Kabın temelini teşkil eden iki madalyon üzerinde kartalın pençeleri arasında yer alan çıplak kadının bir elinden çıkan dal gösterilirken, bu sahnelerde diğerinden farklı olarak kadının bir elinde yer alan bir içki kabının varlığı dikkat çekmektedir. Ayrıca, kabın boyun kısmında lotüs yaprakları ve dalları arasında yer alan kurbağa avlayan leylek tasviri de ilginç bir biçimde Ortaçağ sürecinde yaygın olarak kullanılan geyik tasvirleriyle ilişkili gibidir. Yan kısımlarda yer alan sahneler alternatif olarak kullanılmış ve bir birlerinin tersi konumlar gösteren ağaç sembolü dallar arasında yer alan Elinde dal tutan ve bir kentavrosa binen adam ile, insan başlı ve kanatlı bir aslana binen ve yine elinde dal tutan adam olarak dikkat çekmektedir. Kentavros ‘un bir elinde yer alan yuvarlak kap veya meyve tasviri kadar, insan başlı aslanın başının Soboleva Mohyla buluntuları arasında yer alan sadaktaki kartal adamın yüzünü anımsatan bir şekilde tasvir edilmesi de ilginçtir. Aynı ikonografik düzenleme Urallar ’da bulunmuş bir gümüş tepside de ortaya konmuş bulunmaktadır.

    Dendrokronoloji :Ağaç halkaları ile tarihleme yapma yöntemi anlamına gelmektedir.

    Repoussé :Obje yüzeylerinin karşı yüzeye darbe uygulayarak şekillendirildiği ve desenlendiği bir metal işi tekniğinidir.

    Alıntıdır.




+ Yorum Gönder


kurgan mezarları,  pazırık kurganları