+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Türk Kültüründe Ateş Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Türk Kültüründe Ateş Hakkında Bilgi








    türk kültüründe ateş hakkında bilgi kısaca







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Türk Kültüründe Ateş Kısaca

    Od, Ocak iye veya iyeleri, Türk hayatında önemli bir mevki işgal eder. Ergenekon’dan çıkmak için ateş yakıp demiri eriterek yeryüzüne çıkan Türkler, Kökü Gök Tanrı inancına dayanan bu mistik hatırayı günümüze kadar yaşatagelmişlerdir. Kuzey Irak Kırmanç ve Türkmenler’inde Ocak kutsaldır. Ocak bütün Türk dünyasında olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da kutsaldır. Gagauzlarda da aile ocağı kutsal kabul edilir ve ailenin reisi erkektir.

    Od, Ocak ilişkisi, Ocak-Ev ilişkileri ve Ocak-Şifa ilişkileri kendi içerisinde bir bütün oluşturur. Azerbaycan’da, Dardağan (dağ dağan) Ocağı’na çocuklar götürülür. Kara koyunun yünü ile çilek yaprağının tozu karıştırılıp ocağa atılarak şifa umulur. Anadolu ve Doğu Anadolu’da, şifasına inanılan binlerce Ocak vardır. Sorgun’un Ocaklı köyünde şeyhin ocağı vardır. Bayrak egemenlik sembolü iken, düğün alayında bayrağın olması yeni kurulacak “Ocak”la, yeni bir egemenlik alanı mesajı vermektedir.

    Türklerde mukaddes kabul edilen “Ocağın” devamlılığının sağlanması küçük kardeşe görev olarak verilmiştir. Erbil’in içerisindeki Sultan Muzaffer, her türlü dilek ve istek için Türkmen ve Kırmançlar tarafından ziyaret edilir, mezara taş yapıştırılır. Keza, halk, Erbil’deki Şeyh Muhammed Çuli’yi, çocuk isteği için ziyaret eder, mezara taş yapıştırır ve para bağlarlar. Şimdi pek görülmemekle beraber, Kars’da, Van’da ve Erzurum’da yatır mezarlarına niyet tutulup, taş yapıştırıldığını, taşın yapışması halinde niyetin olacağına inanılır. Eski Türkler de çocuk sahibi olmak isteyenlerin, elmalı yerlerde, kutlu pınar başlarında, ata mezarlarında yatması gerektiğine inanılır.

    Tercan’da’ ‘ çocuk için Kara Yakup; Divriği’de, Hasan Paşa Ocağı ile Fadıl Baba Ocağı’na Tortum’da, Güvit Ocağına gidilir. Hazar Türkleri’nde Ata, ocak içerisinde, Hakan’ın millet içerisindeki kutsanmış halinin küçük boyutlu bir örneğidir. Dereköy düğünlerinde, düğünün disiplinini sağlayan seçkin kimseye “Ocak Başı” denir.

    Bayburt’ta, 1930′larda vefat eden Alay Müftüsü Mehmet Hülusi Efendi sarılık Ocağı olarak bilinir. Sağlığında müftü, özel tasla sarılık hastalarına aç karnına üç defa su verirdi ve bu yolla hastanın iyileşeceğine inanılırdı. Müftü öldükten sonra halk, onun mezarını ziyaret yeri yapmıştır. Yakın zamana kadar mezarın etrafında annelerin hasta çocuklarını üç veya yedi defa dolaştırdıkları ve niyet sahiplerinin mezara mum yaktıkları ifade edilmektedir.

    Kuzey Irak’da, Türkmen ve Kırmançlar, sağlıklarına kavuşmak için, eski Türk inançlarının bir devamı niteliğinde olan ocaklara da gitmektedir. Kerkük’deki Pasavan ailesi Sarılık Ocağı’dır. Şuan ailede Fikret ismindeki zat Ocağı temsil etmektedir. Etkinlik Baba’nın oğluna el vermesi ile geçmiştir. Hasta ocağa iki çuvaldız ve bir tasla gelir. Ocakta, tasa su konur. Ocaklı, suya yedi defa Yasin okur, aileden birisi çuvaldızı suya sokar, çıkarır çuvaldızın suyunu hastanın alnına “tu-tu-tu” diyerek sürer. Bu tasın suyu, hastanın evinin etrafına “tu-tu-tu” diyerek dökülür, hastanın iyileşeceğine inanılır. Kuzey Irak’da Türkmen ve Kırmançlar Al Karısı, Al Aparlar’dan korunmak için ateş yakarlar. Havan döverler, yastığın altına Kur’an-ı Kerim ve bıçak koyarlar, kırklı kadının boynuna siyah boncuk takarlar. Ocak’dan koruyucu muska alırlar.


    türk kültüründe ateş.jpg

    Ateş’in ve Deniz’in eski Türk inancındaki yerini biliyoruz. Ayrıca Gök Tanrı inancındaki kara iyeleri kovmak için ürkütücü sesler çıkarıldığı da Doğu Anadolu’da görülmektedir. Bölgede Güneş tutulduğu zaman halk, bilhassa çocuklar teneke çalar, erkekler havaya ateş ederler. Kuzey Irak’da, Türkmen ve Kırmançların çekindikleri diğer bir iye de Feriştah’dır. Feriştah bir tür “Pir” dir. Veya bir kılığında görünür. Feriştah, belirli evlerde görülür. Daha ziyade, halkı mütedeyyin olan hanelerde rastlanır. Evin halkına dokunmaz. Ancak bu insanlar sarhoş, veya gusulsüz dolaşırlarsa onları çarpabilir. Daha ziyade eski tip tarihi evlerde görülür.

    Berzenci-Süleymaniye arasında Erbad’ın çıkışında “Feris-de-Ecinde” diye bilinen bir iye vardır. Bunu gören kimse besmele okur ve üç defa “tu-tu-tu” der.* ) Sistematiğimizde kara iyeler arasında yer verebileceğimiz ferişde-i Ecinde’nin (muhtemel cinlerin Feriştahı) benzerlerini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da tesbit edip fonksiyonlarını belirlemekteyiz.

    Erbil’deki Türkmen ve Kırmançların ziyaret ettikleri Kek, Kaka Berzinci, delilerin bağlandığı bir Şeyh Ocağ.’dır. Ziyaretçilerin armağan getirdikleri bu ocağa, deli hastalar bağlanır. Bu Ocak’dan icazet alan müritler keramet sahibi olurlar. Ocakta Şeyhin mezarı vardır. Anadolu’nun birçok yerinde özellikle Doğu Anadolu’da yatıra hasta bağlamak suretiyle tedavi yöntem, vardır. Bilhassa yaramaz çocuklara, bu dinî pratik uygulanır. Bize göre kişioğlu hasta olan ruhunu, güçlü olduğuna inanılan yatıra bağlayarak teslim etmektedir. Bitlis’te uzun yıllardır süregelen bir inanç var; halk akli dengesi yerinde olmayan, veya yara-mazlıklarından şikayet ettikleri çocuklarını “Şeyhül-Garip” yatırına getirip zincirliyor ve çocuğun iyileşeceğine inanıyorlar.

    Altaylar ve Yakutlar’da olduğu gibi Gagauzlar’da da iki çeşit ateş vardı. Altaylar ve Yakutlar mukaddes ateşe “ayıout”, Rus Ateşine “nuçça eteş” demektedirler. Gagauzlar ateşi canlı ve cansız ateş diye ayırmaktadırlar. Cansız ateşle oynamak doğru değildir Oynayan çocuklar sidikli olurlar, cansız ateş kötü ruhları kovmak için kullanılır. Gün battıktan sonra hiç kimse evden ateş vermez. Yukarıda belirtildiği gibi lohusa odasının eşiğinin onune ateş konur, eşiği geçecek kişinin ateşten atlaması isteniri Ateşle oynayan çocuğun gece altını ıslatacağı inancı Dogu Anadolu’da da vardır. Al Karısından korunmak için Ateş’in koruyucu gücünden yararlanma inancı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da vardır. Keza gün battıktan sonra evin eşiğinden dışarıya Ateşin çıkarılmayacağı inancı Doğu Anadolu’da da yaygındır.

    Kara ve Ak iyelerin etkin oldukları alanlar (evde, ağılda) ve fonksiyonları (çocuğu, anneyi veya aileyi koruma gibi) kesin sınırlarla ayrılmış görülmemektedir. Bu sebeble itelenmelerinden de alan kaymaları olabilmektedir.

    Su, Taş, Yol iyeleri ile olduğu gibi, ateş iyesi ile ilgili inançları da Kuzey Irak’ta tesbit ettik. Kerkük’deki İmam Ebun ile Eb Ölük’ün mezarından geceleri nur çıktığına inanılır. Buraya; çocuğu olmayanlar gelmekte ve üç taşı üst üste koyup parmaklarını bu taşlara basmaktadırlar. Ateş Babası diye bilinen bu yatırda, taşlar dönerse, niyetlerinin olacağına inanılır.

    Türk mitolojisinde, yatır mezarlarından ışık çıkışı ve ışıktan meydana gelmiş olma motifi bilinirken, Ateş Babası ismi de anlamlıdır. Baba isminin yatır isimleri ile geçmesi Türk kültüründe bir kot olarak kabul edilebilir.

    Karaim Türkleri’nde olduğu gibi Elazığ’da da düğünde tepsi üzerinde mumlar yakılır. Doğu Anadoluda bilhassa Erzurum’da çeyiz sandığına mum da koyarlar. Karay Türkleri’nde düğün güzergahı üzerinde meşaleler yakılır.

    Elazığ’da Tavşan bacağı ile sobanın külünün temizlenmesine mecbur edilen temizlikçi kadın, tepki gösterir. O’nun inancına göre, kutsal olan ateşe, o hayvanın ayağı yaklaştırılmamalıdır. Gregoryan inançlarında da tavşan uğursuzdur. Tunce li’de Alevi inancı Tavşan’ı hayırsız ve vefasız bir hayvan olarak nitelendirir. Orta Asya Şamanistleri Tavşan’a koza derler ve onunla ilgili ongun’a da “Kozan Töz” derler.* ‘ Sibirya Şamanlarının inancında Tavşan “Koşucu” olarak nitelendirilir. Tavşan Bektaşiler’de dokunulmayan hayvanlardandır.

    Bitlis’te “Hatre Geceleri”nde damlarda ateş yakılarak sağlık ve bereket dilenilir. Gagauzlar da ateş dumanı Ocaktan dosdoğru çıkar ise, yağmur yağacağına inanılır. Zara’da ocağın külü ocağın dışı na taşarsa yağmurun yağacağı inancı vardır. Gagauz Türkleri, Ortodoks olmadan evvel ateşe sitayiş ederlerdi. Hala Gagauzlar da ateşe saygılı davranılmaktadır.

    Sarıkamış’ta, genç kızlar kısmetlerini belirlemek için fal baktırırlarken, su ve nişan yüzüğünün yanı sıra Ocak’tan yeni alınmış kül kullanırlar. Orta Kafkasya’da defini takip eden üç gece mezarda ateş yakılır. Bu uygulama Aras Vadisi’nde de vardır. Kuzey Irak’daki bazı aşiretlerde kullanılan eşyalar yas sonunda, temizlenir veya yakılır. Yakma bir anlamda temizlemedir.

    Gagauzlarda, Albastı’nın zararından lohusayı korumak için evin eşiğinin önüne kor halinde ateş konur. Gagauzlar’da ölen kimsenin hortlayarak Vampir olmaması için, mezara götürülmeden evvel kuvvetli bir ateşin altından geçirilir. Ayrıca Gagauzlarda Tılsımlı tabir ettikleri sahipli, tekin olmayan yerlerde geceleri kendiliğinden ateş yanabildiğine inanılır. Bu tesbit bize Doğu Anadolu’nun birçok yerinde mezarından ışık veya nur saçan yatırları hatırlatıyor.

    Pir türünden bazı şahısların, şifa verici özelliklerinden kaynaklanan “Sarılık Ocağı” türünden Ocaklar ile, ateşin, paklayıcılık ve koruyuculuk gibi fonksiyonlarından şifa vericiliği kaynaklanan ocak iyesi, bazı ortak yanları olmalarına rağmen, aynı şeyler değillerdir. Ayrıca; kutsal kabul edilen bazı ocak türünden mekanların ışık saçmaları ile, ocak ateşinin; külü, dumanı, alevleri, isi gibi, çıkarmakta olduğu ışığında da hikmetlerin aranılması, yatır ışıklarından farklı şeylerdir.





+ Yorum Gönder