+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Türk Kültüründe ölüm Gelenekleri Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Türk Kültüründe ölüm Gelenekleri Hakkında Bilgi








    türk kültüründe ölüm gelenekleri hakkında bilgi kısaca







  2. Diyar
    Yeni Üye





    Türk Kültüründe ölüm Gelenekleri İle İlgili Bilgi

    Cenazeler kişilerin son yolculuklarıdır. Yapılan merasimler onu uğurlamaktır. Dualarla, yakarışlarla.

    Ölülerimizi hayırla yad ederiz. Cenaze merasimlerini başka amaçlar için kullanmaya kalkanlar nereye oturacaklarını zannederler anlayamam.

    Dünya amellerin işlendiği, ahiret hesabın sorulduğu mekanlardır. Bazıları hangi yetkiyle Allah'ın koyduğu bu nizamı değiştirip bu dünyayı hesap sorma mekanına çevirmeye kalkar onları da anlayamam.

    Zaman aklımızı başımıza devşirme zamanıdır.
    İnsanların elinden iki şey tabii olarak gelmez. Biri doğum, diğeri ölüm… Nerede ve nasıl doğacağımız bizim irademizde değilse, ölüm de bizim irademizde değildir.

    Yeryüzündeki bütün canlılar, önce doğar, büyüyüp gelişir, olgunlaşır, ve nihayet derin ve geri dönülmez bir uykuya dalarak ebedî âleme yeniden doğarlar.

    Tabiattaki hiçbir varlık bu sondan hiçbir zaman kaçmamıştır, kaçamamıştır. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Âl-i İmrân Suresinde bulunan 185. âyeti ‘
    ’ Külli nefsin zaikât’ül mevt ‘’ ‘’ her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Devamı ise; Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaşıp cennete konursa o , gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise, aldatma metâından başka bir şey değildir.’’ mealindedir.

    17.İsrâ Suresi 98 ve 99. âyetleri ise : Cezaları işte budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve :
    ‘’ sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız ?’’ demişlerdir. 99 âyette ise : Düşünmediler mi, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kâdirdir ! Allah onlar için bir vâde (ömür ) takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenemediler.

    21.Enbiyâ Suresi’nin 32.âyette: Biz gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık, derken atmosferi ve diğer yıldız ve meteorlarıdan insanoğlunu koruduğu belirtilmektedir. 33.âyeti: O (Allah) geceyi, gündüzü, güneşi, ayı …( kâinatı ) yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler, derken tabiatın ilâhî, değişmez kanunlarını bize hatırlatmaktadır. 34. âyette: Biz senden önce de hiçbir beşere ( insanoğluna ) ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar. 35.âyette: Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.

    enazeler kişilerin son yolculuklarıdır. Yapılan merasimler onu uğurlamaktır. Dualarla, yakarışlarla.
    Ölülerimizi hayırla yad ederiz. Cenaze merasimlerini başka amaçlar için kullanmaya kalkanlar nereye oturacaklarını zannederler anlayamam.

    Dünya amellerin işlendiği, ahiret hesabın sorulduğu mekanlardır. Bazıları hangi yetkiyle Allah'ın koyduğu bu nizamı değiştirip bu dünyayı hesap sorma mekanına çevirmeye kalkar onları da anlayamam.

    Zaman aklımızı başımıza devşirme zamanıdır.
    İnsanların elinden iki şey tabii olarak gelmez. Biri doğum, diğeri ölüm… Nerede ve nasıl doğacağımız bizim irademizde değilse, ölüm de bizim irademizde değildir.

    Yeryüzündeki bütün canlılar, önce doğar, büyüyüp gelişir, olgunlaşır, ve nihayet derin ve geri dönülmez bir uykuya dalarak ebedî âleme yeniden doğarlar.

    Tabiattaki hiçbir varlık bu sondan hiçbir zaman kaçmamıştır, kaçamamıştır. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Âl-i İmrân Suresinde bulunan 185. âyeti
    ‘’ Külli nefsin zaikât’ül mevt ‘’ ‘’ her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Devamı ise; Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaşıp cennete konursa o , gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise, aldatma metâından başka bir şey değildir.’’ mealindedir.

    17.İsrâ Suresi 98 ve 99. âyetleri ise : Cezaları işte budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve : ‘
    ’ sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız ?’’ demişlerdir. 99 âyette ise : Düşünmediler mi, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kâdirdir ! Allah onlar için bir vâde (ömür ) takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenemediler.

    21.Enbiyâ Suresi’nin 32.âyette: Biz gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık, derken atmosferi ve diğer yıldız ve meteorlarıdan insanoğlunu koruduğu belirtilmektedir. 33.âyeti: O (Allah) geceyi, gündüzü, güneşi, ayı …( kâinatı ) yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler, derken tabiatın ilâhî, değişmez kanunlarını bize hatırlatmaktadır. 34. âyette: Biz senden önce de hiçbir beşere ( insanoğluna ) ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar. 35.âyette: Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.





+ Yorum Gönder