+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Türk Masalları Forumunda Pİnokyo - Kısa masallar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Pİnokyo - Kısa masallar








    Pİnokyo

    --------------------------------------------------------------------------------

    KONUSU: Tahtadan bir kukla olarak yaratılan Pinokyo’nun lk İsteği Gepetto babasının dileği gibi gerçek bir oğlan çocuğu inaktır. Ama bunu elde edebilmesi için egoist kişiliğinden vazgeçmesi gerekecektir. Bunun için Gepetto’nun sevgi dolu yuvadan ayrılıp dünyayı keşfetmek üzere eğitici bir yolculuğa çıkar.
    Bu yolculuk sonunda Pinokyo mavi peri tarafından gerçek Çocuğa dönüştürülür.
    Marangoz “Kiraz Usta,” masa bacağı yapmak için bir odun iriyordu. Dükkânın bir köşesinde duran oduncuğu görünce, “aradığımı buldum” diyerek odun parçasını eline aldı ve keseriyle yontmaya başladı. Ancak, daha ilk vuruşta odun dile geldi ve “Vurma bana, canım acıyor.” dedi. Usta, şaşkınlıkla sesin nereden gtldiğini araştırmaya başladı. Bir müddet sonra, yanıldığını zan*nederek, yeniden odunu yontmaya başladı. Ancak bu sefer, daha öncekinden daha da fazla bir ses “Ay..of…daha çok acıttın canımı1.” diyordu- Kiraz Usta, bu defa çok korkmuş ve şaşırmıştı.
    Duyduğu sesin, odundan geldiğine İnanıp, inanmamak arasında tereddütlüydü. Bir kere daha yanılmış olduğunu düşünerek, rendesi ile odunu yontmaya başlamıştı ki, Pinokyo‘nun “Ay yapma, gıdiklanıyorum!” diyen incecik sesini duydu ve düşüp bayıldı.

    Usta, henüz gözlerini açmış, yerde yatmaya devam ediyor du. Çocukların “Püskül, püskül!” diye seslendikleri yaşlı komşusu Buy Geppetto içeri girdi ve onun yerde yatan halini görünce alay etti. Kiraz Usta’da hiçbir şey belli etmeden, yerdeki karıncalarla birlikte matematik öğrendiğini söyledi. İki ihtiyar gülüştüler.
    Sonra da, komşusu kukla yapmak için bir tahta parçasına ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu arada “Aferin sana püskül!” diye bir MI duydular. Bu defa da, “Niye bana püskül dedin?!”, ” Demedim!” diye tartışmaya başladılar. Neticede, tartışma bitti ve Püskül Usta, tahtayı almak için elini uzattı. Ancak bu defa da tahta Antonio U$ta’nm elinden zıplayıp, Geppetto Usta’nın ayağına çarpınca,

    Niye ayağıma attın?!”, “Yok atmadım.” diyerek yaka paça kavgaya tutuştular. Yorulduklarında ise yeniden barıştılar ve Geppetto Usta odun parçasını aldı ve dükkânına gitti.
    Geppetto Usta’nm dükkânı çok küçük, karanlık, fazla eşya bu lunmayan bir yerdi. Dükkânına girince hemen aletlerini çıkardı ve odun parçasını istediği gibi şekillendirmek için işe koyuldu. Bir yandan da yapacağı kuklaya koyacağı ismi düşünüyordu. Sonun da, Pinokyo ismini koymayı kararlaştırdı.
    Elindeki keski ile başını, alnını yaptıktan sonra kafanın orta yerine mısır püskülü ile saç yaptı. Yaptığı iki göz fırıldak gibi dönüyordu. Söylene söylene burnunu yapmaya koyuldu. Ancak, yaptığı burun hızla büyüyordu. Bıçakla kesip attı, ama burun yine büyümeye devam ediyordu. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, ağzını yapınca dilini çıkarıp, şarkılar söyledi.
    Yaşh kuklacı, bu durum üzerine ağlamaya başladı. Ama yine de ayaklarını yapmaya devam etti. Pinokyo, ayakları yapılınca kapıdan çıktığı gibi gitti.
    Zavallı adam, hemen peşine düştü. Pinokyo, tahta ayaklarıy la, kaldırımlar üzerinde tık tık sesler çıkararak koşuyordu. So nunda, peşinden koşup yakaladılar. Ancak, kuklacının “Seni şöyle döveceğim, böyle cezalandıracağım!” demesi üzerine bir polis olaya müdahale etti ve Pinokyo’yu kuklacının elinden alarak, serbest bıraktı. Kuklacıya da “çocuğa kötü davranmak” suçundan dolayı karakola götürdü. , s
    Ağustos Böceği ve Pinokyo:
    Kuklacı hapsi boylarken, Pinokyo da koşa koşa kırlara var mıştı. Ancak hava kararınca korktu ve tekrar kaçtığı dükkâna geldi. İçeri girip, kapıyı sürgüledi. Rahatlamıştı ki, “Grar…”diye bir ses duydu. Bu kendisi ile konuşmak isteyen bir Ağustos Böceği idi. Pinokyo’ya şunları söyledi: “Büyüklerini sev ve say. Okuluna git. Yoksa insanlar seni sevmezler.”
    Pinokyo, ona hiddetlendi ve çekici fırlatarak ölümüne sebe biyet verdi.

    Pinokyo Açlıkla Karşı Karşıya:
    Ertesi gün, Pinokyo acıkınca aklına babası geldi. Pişman ol muştu, ancak İş işten geçmişti. Yiyecek bulmak için dışarı çıktı. Çöplükte bulduğu bir yumurtayı eve getirdi ve pişirmek İçin kırdı. Ancak yumurtadan bir civciv çıktı ve kendisinin dışarı çık masına yardımcı olduğu için, Pinokyo’ya teşekkür ederek pence reden uçup, gitti. Pinokyo da yeniden yiyecek peşine düştü.
    O kadar yol yürümesine rağmen, gece olmuş ama bir lokma yiyecek bulamamıştı. Üstelik yiyecek istediği bir evin penceresin den kafasından aşağı sıcak su dökmüşler; sürüne sürüne evine geldiği vakit ise yorgunluktan uyuya kaldığı sırada ısınmak ve kurunmak için yaktığı atein başında uyuyakalarak ayaklarını yakmış, ayaksız kalmıştı.
    Geppetto Dede Evde:
    Babası ise cezasını çekmiş ve eve dönmüştü. Kapıyı çaldı. Pinokyo, sese uyandı. Kapıyı açmak için kalkmaya çalıştığı za man, ayaklarının olmadığını gördü. Bu arada babası da hiddetli bir şekilde kapıya vuruyordu. Pinokyo ilerde duran kediyi gördü ve ayaklarının onun yediğini sandı. Babası kapıyı iteledi ve içeri girdi. Tam Pinokyo’ya kızacakü ki yanmış ayakları görünce, içine dolan acıma duygusundan dolayı bir şey demedi. Sonra, Pinokyo bütün yaşadıklarını babasına anlattı ve birlikte ağladılar.
    Babasının çantasındaki armutları yediği için karnı doyan Pinokyo, bu defa da ayaksızlıktan şikâyet etmeye başladı. Kaçma yacağına söz verince, babası ona yeniden ayak yaptı.
    Sabah uyandığında yeni ayakları ile hoplayıp zıplayan Pinokyo, babasına “Okula gitmek istiyorum.” dedi. Babası bu karara çok sevindi ve hemen dışarı çıktı. Parası olmadığı için sırtındaki ceketini satarak Pinokyo’ya okul malzemelerini aldı. Pinokyo bu durumun farkına varınca atılıp babasının boynuna sarıldı. Bir yandan da gözlerinden yaşlar akıyordu.







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Pİnokyo Alfabesini Satıyor:
    Ertesi gün büyük hayaller kurarak okula doğru yola çıktı. Okuyacak, para kazanacak, babasına bakacaktı. Ancak yolu üze rindeki kukla gösterisi çadırını görünce alfabesini iki paraya satıp kukla çadırına girdi.
    Sahnede Arlecchino ve Pulceîîa isimli iki kukla birer insan gibi atışıyorlardı. Her şey o kadar gerçekçiydi ki seyirciler kahkaha dan kınlıyorlardı. Birden kuklanın biri Pinokyo’yu gördü ve ar*kadaşına da gösterdi. Sonra Pinokyo’yu yanlarına çağırdılar. Pinokyo yanlarına gidince oyunu bırakıp onunla konuşmaya başladılar. Haliyle seyirciler bu durumu protesto ettiler. Buna çok sinirlenen Kuklacıbaşı adamlarına Pinokyo’yu ateşe atma emrini verdi. Ancak, Pinokyo’nun yalvarmalarına dayanamayıp, onu affetti.

    Topal Tilki ve Kör Kedi:
    Kuklacıbaşı gerçekten de iyi niyetli bir insandı. Pinokyo ile konuştu. Fakir bir babası olduğunu öğrenince cebine beş altın koydu ve evine babasının yanına gönderdi.
    Pinokyo yolda giderken Topal Tilki İle Kör Kedi’ye rastladı. Saf Pinokyo, onlara altınlarından bahsedince altını elinden almak için onu kandırdılar ve altınları toprağa gömerse, daha fazla altın sahibi olacağına inandırmaya çalıştılar. Bu arad, Pinokyo’yu ikaz etmeye çalışan bir serçeyi, kör numarası yapmış olan kedi üstüne atlayarak parçaladı. Yine Ağustos Böceği de Pinokyo’yu uyarma ya çalıştı ama başaramadı. Pinokyo, onlarla beraber yürüdü ve geceyi geçirmek için bir hana vardılar. Sabaha karşı hancı arka daşlarının gittiğini söyleyerek Pinokyo’yu kaldırdı ve ücret olarak da bir altın aldı.
    Pinokyo, Topal Tilki ile Kör Kedi’ye kavuşmak için hızlı hızlı yürürken birden iki karaltı üstüne atladı ve boğuşmaya başladı lar. Pinokyo birinin elini ısırıp kurtuldu ve koşa koşa önündeki ormana girdi. Takipçiler, ormanda Pinokyo’yu yakalayıp, elini kolunu bağladılar. Ancak ne yaptılarsa, dilinin altına saklamış olduğu altınları alamadılar. Pinokyo’yu bırakıp
    Pinokyo ölü bir vaziyette yatarken, aradan geçen Orman Pe risi onu gördü ve hemen emrindeki hayvanları çağırarak, iplerini kestirdi ve evine taşıttı. Sonra da doktorlarına onu bir güzel mua*yene ettirdi. Sonunda Pinokyo iyileşti.
    Orman Perisi, Pinokyo ile konuştu. Pinokyo başından geçen lerin hepsini ona anlattı. Ancak altınlar konusunda yalan söyledi. Yalan söyleyince burnu öylesine büyüdü ki Orman Perisi yalan söylediğini anlayıp güldü. Sonra da bir daha yalan söylemeyece ğine dair söz alınca ağaçkakanları çağırtıp burnunu küçülttü. Ayrıca Pinokyo’nun babasına haber gönderdiğini, kısa zamanda burada olacağını söyledi. Pinokyo çok sevinmişti. Babasını karşı lamak için izin istedi ve izni alınca da yola koyuldu. Biraz yürüyünce Topal Tilki ile KÖr Kedi’ye denk geldi. Onlar, Pinokyo’yu görünce kırk yıllık dostmuş gibi boynuna sarıldılar. Pinokyo onlara başından geçenleri anlattı ve babasının yolunu beklediğini söyledi. Bu arada saf saf altınların da yanında oldu ğunu belirtti. Onlar da Pinokyo’yu bir kere daha kandırıp, “Enayi ler Diyarı”ndaki altın tarlasına altınlarını gömmesi için yanlarında götürdüler. Zavallı Pinokyo bir kere daha oyuna gelmişti.
    Böylece, yarım gün aç susuz yol giderek, kurak çöl gibi bir araziye vardılar. Topal Tilki de Kör Kedi, Pinokyo’ya altınları göm mesini ve ilerdeki çeşmeden su getirip sulamasını istediler. Pinokyo altınları gömüp su getirmeye gidince onlar hemen altın ları alıp kaçtılar.
    Pinokyo, dönüp de kandırıldığını anlayınca, ağlaya ağlaya en yakın köye varıp, savcıya şikayet etti. “Enayiler Diyari’nm kanunları gereğince onu bir de hapse attılar. Üç ay sonra salıver diler. Tekrar dönüş yoluna düştü. Yolda, geceyi geçirmek için bir kümese girdi. Kümesin sahibi, günlerdir eksilen tavuklarını çalan hırsızın o olduğunu zannederek, elini kolunu bağlayıp kümese hapsetti. Birkaç fare gelip İplerini kemİrdİ ve Pinokyo kurtuldu. Hemen ormana doğru yol aldı. Orman Perısi’nin evine geldiğinde kocaman beyaz bir kaya gördü. Oturup ağlamaya başladı. Bir kartal ona acıdı ve halini sordu. Sonra da babasının onu aramak için deniz kıyısına gittiğini belirtti. Pinokyo’ya acıyan kartal, onu sırtına aldığı gibi deniz kenarına getirip bıraktı. Pinokyo durma dan babasını aramaya başladı. Yaşlı bir kadın kılığmdaki Orman Perisi, Pinokyo’yu




  3. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Pinokyo, yaşlı kadının kim olduğunu anlayınca, ona başına gelenleri anlattı. Orman Perisi de ona, hiç söz dinlemediği için başına hep belalar geldiğini, hiç olmazsa bundan sonra söz din lemesi gerektiğini söyledi. Pİnokyo da söz verdi.

    Finokyo İnsan Olma Yolunda:
    Orman Perisi Pinokyo’nun annesi oldu ve onu okula yazdır dı. Pinokyo, artık akıllı bir öğrenci olmuştu. Bir gün okula gidip gelirken, bir kavgaya denk geldi. Suçlu diye hapise attüarsa da, suçsuz olduğunu anlayıp bir gün sonra serbest bıraktılar.
    Pinokyo’nun iyi hallerinden hoşnut olan anne Orman Perisi, Pinokyo’ya artık insan olacağı müjdesini verdi. Bunun için güzel bir ziyafet töreni de yapacaktı.
    Pinokyo, bu mutlu olaya arkadaşlarını davet etmek için do laştı. En son arkadaşına sıra gelince, o Pinokyo’nun aklını çeldi ve birlikte “Oyuncaklar Ülkesi”ne gidecek arabaya bindiler.
    ¦ ¦
    Sıpa Pinokyo:
    “Oyuncaklar Ülkesi”nde aylarca haylaz haylaz gezen Pinokyo, bir gün kulaklarının uzadığım gördü. Utancından, kimseye gö rünmeden ortadan kayboldu ve ormana geldi. Ormanda karşılaş*tığı bir sincap, Pinokyo’nun “Eşek hastalığı”na yakalandığını anlat tı. “Oyuna dalıp, haylazlık eden ve verdiği sözü tutmayan çocukların başına gelir.” dedi. Pinokyo, öyle pişman olmuştu ki.
    Pinokyo artık karnını otla doyuruyordu. Yolda onu gören bir sirk sahibi, Sıpa Pinokyo’nun boynuna hemen bir ip geçirdi ve kamyonundaki diğer eşek ve sıpaların arasına koydu. Böylece, Pinokyo için sirk macerası başlamış oldu.
    Pinokyo, pek yetenekli bir sıpaydı. En çok alkışı o alıyordu.
    Bir gün ayağı kırıldı. Bu yüzden artık gösteriye çıkamıyordu. Bu nedenle sirk sahibi, Pinokyo’yu götürüp pazarda sattı. Satın alan bir davulcuydu. Sıpanın derisini yüzecek ve davuluna geçi*recekti. Bu nedenle Pinokyo’yu denizin kenarına getiren davulcu, Pinpkyo’nun boynuna bir taş bağlayıp onu denize attı.

    Denizde Pinokyo’nun Başına Gelenler:
    Davulcu, yarım saat bekledikten sonra denize attığı sıpanın ipini çekmeye başladı. Karşısında kuklayı görünce hayrete düştü. Pinokyo ona, “Sen benim sahıbımsın, ne istersen yaparım ” diye ko nuştu. Davulcu kızdı ve Pinokyo’yu tekrar denize attı. Denizde de bir balina tarafından yutuldu. Balinanın yumuşak karnında iler lerken bir ışık gördü. Işığın olduğu yere vardığında babasının oturmuş karnını doyurduğunu gördü. Baba oğul sarmaş dolaş oldular.
    Sıra buradan kurtulmaya gelmişti. Pinokyo, babasını sırtına aldı ve balinanın uyumasından faydalanarak denize atladı. Artık olanca gücüyle yüzüyordu. Sonunda kıyıya vardılar. Önce karın*larım doyurmaları gerekiyordu. Yürürlerken önlerine Topal Tilki ile Kor Kedi çıktı. Halleri çok perişan görünüyordu. Pinokyo bu sefer onların hiçbir sözüne inanmadı ve “Komşusunun ceketini çalan, gömleksiz ölür.” dedi.
    Yürüye yürüye bir eve vardılar. Burası Cırcır Böceği’nin evi idi. Pinokyo ondan özür diledi. Cırcır Böceği özrü kabul etti ve onların karınlarını doyurdu. Onların, evinde kalmalarına izin verdi. Pinokyo, o günden sonra hep çalıştı ve babasını besledi. Bu çalışkanlığı ile artık herkesin takdirini kazanıyordu. Bir gün, yol da Orman Perisi’nin evinde çalışan Salyangoz’u gördü ve ondan, Orman Perısı’nin hasta olduğunu öğrendi. Cebinde, elbise almak için biriktirdiği parayı hemen ona verdi ve Orman Perisı’ne gö türmesini istedi.
    Bu olayın üzerinden epeyce zaman geçmişti. Bir gece rüya sında Orman Perısı’ni gördü. Peri ona “Aferin!” diyordu.
    O gecenin sabahında uyandığı vakit, insan olduğunu gördü. Çok sevinmiş ve şaşırmıştı. Üstelik, giyeceği her şey baş ucunda hazırdı. Üstelik elbisenin cepleri de altınla doluydu. Hemen baba*sının yanma koştu. Babası oldukça değişmiş olan Pinokyo’yu tanıyamadı. Altınları gösterdi ve olanları anlattı. Babası da ona:
    “Yaramaz çocukların yerini uslu çocuklar aldıkça her şey güzelle şir, bütün olumsuzluklar da ortadan kalkar.” dedi.




  4. Ziyaretçi
    arkadaslar kısa ve güzel masal olursa iyi olur rica etsem yazarmısınız

  5. Ziyaretçi
    Arkadaşlar buraya öuykü yazın rüca ediyorum türkçe çalışma kitabında o nu yazın falan diyo pinokyo ile ilggili kısa bi öykü yazın diyo bende her ödevimde bilgisayardan yararlanıyodum mecvur başka bir siteye giriceğim çünkü burada öykü yok ama burasım çokkkkkk güzellllllllllllllll !!!!!!!!!!!!! Buraya girmenizi tavsiye ederim

  6. Asel
    Bayan Üye
    Pinokyo Kısa Hikayesi

    Kısaca Pinokyo Masalının Özeti

    Tahtadan bir kukla olarak yaratılan Pinokyo\'nun tek isteği Gepetto babasının dileği gibi gerçek bir oğlan çocuğu olmaktır
    Ama bunu elde edebilmesi için egoist kişiliğinden vazgeçmesi gerekecektir
    Bunun için Gepetto\'nun sevgi dolu yuvasından ayrılıp dünyayı keşfetmek üzere eğitici bir yolculuğa çıkar

    Bu yolculuk sonunda Pinokyo mavi peri tarafından gerçek bir çocuğa dönüştürülür



  7. Asel
    Bayan Üye
    Pinokyonun Hikaye Özeti


    Bir varmış, bir yokmuş çook eski bir zamanda küçük bir kasabada Geppetto adında ihtiyar bir oyuncakçı yaşarmış. Yaptığı tahtadan oyuncakları satarak geçimini sağlarmış. İhtiyar oyuncakçının hayatta üzüldüğü tek şey bir çocuğunun olmamasıymış. Bir çocuğunun olması için neler vermezmiş ki. Bir gün yeni bir oyuncak yapmak için ormana gidip kütük aramaya başlamış. Derken tam aradığı gibi bir kütüğü bulmuş. – İşte tam aradığım gibi bir kütük. Bununla çok güzel bir kukla yapacağım, diye sevinerek kütüğü sırtladığı gibi oyuncakcı dükkanına taşımış.

    Tezgahın üzerine koymuş. Başlamış yontmaya. Geppetto kütüğü yonttukça kütükten “ah ah!” diye sesler geliyormuş. Geppetto usta: “Nereden geliyor bu ses,, diye düşünmüş. “Herhalde bana öyle geldi” diye içinden geçirmiş. Derken kuklanın önce kafası sonra da vücudu daha sonra da kolları ile bacakları şekillenmeye başlamış. Geppetto usta en sonunda kuklayı bitirmiş. Onu sandalyenin üzerine oturtmuş. Ortalığı temizlemeye başlamış. O ortalığı temizlerken, “Merhaba” diye bir ses duymuş. Sesin nereden geldiğini anlamak için başını çevirmiş. Ortalıkta sandalyenin üzerinde oturmakta olan kukladan başka kimsecikler yokmuş. Yine yanıldığını düşünerek işine devam etmiş. Az sonra kukla oturduğu sandalyeden hopladığı gibi odanın içinde dansetmeye başlamış. Olanları gören Geppetto ustanın şaşkınlıktan ağzı bir karış açılmış. – Aman Allahım! Bu kukla canlı. “Tam da benim istediğim gibi bir çocuk” demiş. Etten kemikten değilmiş ama tıpkı bir çocuk gibi gülüyor, koşuyor, oynuyormuş. Kukla çocuğu kucağına alıp; – Sen gerçek bir çocuk gibisin. Senin adın Pinokyo olsun, demiş. Artık Geppetto ustanın hiç canı sıkılmıyor, günlerini Pinokyo ile ilgilenerek geçiriyormuş. Bir süre sonra Pinokyo’nun okula gitmesi gerektiğini düşünmüş. Ancak Pinokyo’nun ne defteri varmış ne kalemi. Geppetto ustada da hiç para olmadığından paltosunu satarak, aldığı parayı Pinokyo’ya vermiş. – Al oğlum bu parayla kendine defter kalem al. Güzelce okuluna git, demiş. Pinokyo parayı avucuna almış yola koyulmuş. Neşe içinde yürüyormuş. Merakla etrafına bakınıp, yol üzerindeki dükkanları, pazar tezgahlarını, bağıran insanları izliyormuş. Bu arada yolun başındaki kalabalık dikkatini çekmiş. Kalabalığın arasına dalıp ne olduğunu öğrenmeye çalışmış. Kalabalığın önünde kocaman renkli bir çadır duruyormuş. Bu şehre yeni gelen sirkin çadırıymış. Çadırın önündeki palyaço bağırarak müşteri topluyormuş. Pinokyo çadırın içerisinde ne olduğunu merak edip, kalabalığın arasından geçip çadıra girmek istemiş. Palyaço, Pinokyo’ya içeri parasız girilemeyeceğini söylemiş. Pinokyo içeride olanları çok merak ettiğinden, Geppetto ustanın okula gitmesi için verdiği parayı uzatmış. İçeriye girince çadırın ortasına kurulan sahnede oynayan kuklaları görmüş. – Hey! Bunlar da benim gibi tahtadan, diyerek sahneye kuklaların arasına çıkmış. Kuklaları izleyen kalabalık Pinokyo’ya kızmış. – Çekil oradan sahneyi görmemizi engelliyorsun, diyerek azarlamışlar Pinokyo’yu. Ancak sahnenin yukarısında kuklalara bağlı olan ipleri tutan sirk sahibi canlı bir kukla gördüğü için çok sevinmiş. “Böyle ipleri olmadan hareket edebilen bir kukla bana çok para kazandıracak” diye düşünmüş. Oyun biter bitmez Pinokyo’yu yakaladığı gibi kafese kapatmış.

    Pinokyo başına gelenlerin kendi suçu olduğunu Geppetto ustanın sözünü dinleyip okula gitse bunların hiçbirinin olmayacağını düşünerek, ağlamaya başlamış. Pinokyonun pişman olduğunu gören iyilik perisi hemen onun yanına giderek; – Babanın sözünden çıkmamalıydın! Ama pişman olduğunu görüyorum. Bunun için seni kurtaracağım. Ama bir daha yaramazlık yapma! Bu da sirke verdiğin para. Onu sakın boş yere harcama. Doğru okuluna git, diyerek Pinokyo’yu sirkin dışına çıkarmış. Pinokyo paralar elinde okula doğru yol almaya başlamış. Bir yandan da şarkı söylüyormuş. Pinokyo’nun şarkı söyleyerek yürüdüğünü gören kurnaz tilki ve arkadaşı kedi “Bu kukla ne kadar da neşeli, şunun bir yanına gidelim” diyerek Pinokyo’nun önüne çıkmışlar. – Hayrola Pinokyo? Böyle neşeli neşeli nereye gidiyorsun? Diye sormuşlar. Pinokyo da: – Kendime defter kalem alıp okula gideceğim, demiş. Kurnaz Tilki: – Defter, kalem alacak paran var mı? Diye sormuş. Pinokyo, büyükbabasının verdiği paraları göstermiş. Paraları gören kurnaz tilki ve kedi bir oyun oynayıp bu paraları almaya karar vermişler. Pinokyo’ya: – Okula gidip de ne yapacaksın? Bizim dediklerimizi yaparsan zengin olursun. Sen o paraları bize ver, biz de götürüp sihirli tarlaya ekelim. Senin de bir para ağacın olur, ihtiyacın oldukça bu ağaca gider, meyveleri olan paraları toplarsın, demişler. Hiç böyle şey olur mu? Ama Pinokyo söylenenlere inanmış elindeki paraları kurnaz tilkiye teslim etmiş. Paraları alan kurnaz tilki ve kedi hemen oradan uzaklaşmışlar. Tek başına kalan Pinokyo’nun yanında iyilik perisi belirivermiş. Pinokyo’ya: – Defter kalem aldın mı Pinokyo? Diye sormuş. Oysa peri paraları kurnaz tilkiye kaptırdığını biliyormuş. Sakın yalan söyleme yoksa seni cezalandırırım, diye uyarmış. Pinokyo uyarıya aldırmadan yalan söylemiş. – Defter, kalem aldım. Onları okula bıraktım, deyince yalan söylediğinden dolayı burnu uzamaya başlamış. Peri, Pinokyo’nun doğru söylemesi gerektiğini söyledikçe, Pinokyo başka yalanlar uyduruyor, burnu da uzadıkça uzuyormuş. Artık öyle bir hale gelmiş ki kafasını hiç bir tarafa çeviremez olmuş. En sonunda yaptığı hatayı anlamış, işin doğrusunu periye anlatmış, peri de akıllanan Pinokyo’nun burnunu eski haline döndürmüş. Bir sihir yaparak kurnaz tilkiye kaptırdığı paraların, Pinokyo’nun eline geri gelmesini sağlamış. Pinokyo’yu uyararak; – Bu paraları boşyere harcama, doğru okuluna git, diyerek ortadan kaybolmuş. Pinokyo paralar elinde yine şarkı söyleyerek
    yürümeye başlamış.


    pinokyo.jpg


    Tenha bir yerden geçerken birisinin yüksek sesle güldüğünü işitmiş. Aynı anda karşısına kendisini hapseden sirk sahibi çıkıvermiş. – Gel bakalım buraya seni yaramaz. Geçen sefer elimden nasıl kaçtın bilmiyorum ama şimdi senin cezanı vereceğim, diyerek Pinokyo’yu kollarından tuttuğu gibi denize atıvermiş. Pinokyo denize düşünce, suyun üzerinde kalmış. Dibe batmıyormuş, çünkü Pinokyo tahtadan bir kukla olduğu için su kendisini kaldırıyormuş. Suyun üzerinde böyle batmadan kalmak Pinokyo’nun hoşuna gitmiş. Kollarıyla bacaklarını oynatarak yüzmeye başlamış. Kıyıya doğru yüzerken birden ne olduysa olmuş. Pinokyo kendisini karanlık bir yerde buluvermiş. Meğerse Pinokyo’yu kocaman bir balık yutmuş. Şimdi Pinokyo balığın midesinde duruyormuş. Pinokyo balığın midesinde bekleye dursun, biz gelelim Geppetto ustaya. Geppetto usta eve gelmeyen Pinokyo’yu çok merak etmiş. Paltosunu da Pinokyo’yu okula göndermek için sattığından hasta olmuş. Oğlu Pinokyo’yu aramak için hasta hasta yollara düşmüş. En sonunda Pinokyo’nun denize atıldığı yere varmış. Buradaki balıkçılara oğlunu görüp görmediklerini sormuş. Balıkçılar da sirk sahibinin, Pinokyo’yu denize attığını gördüklerini söylemişler. Geppetto usta balıkçılardan birisine, kayığıyla denize açılıp oğlunu bulmaya yardım etmesi için yalvarmış. Geppetto ustayı tanıyan ve onun ne kadar iyi bir insan olduğunu bilen balıkçı, bu isteği geri çevirmemiş. Birlikte kayığa binip denize açılmışlar. Kayık bir süre yol aldıktan sonra şiddetli bir rüzgar çıkmış. Büyüyen dalgalara kayık daha fazla dayanamamış, birdenbire devrilivermiş. Balıkçıyla, Geppetto usta kendilerini bir anda dalgaların arasında buluvermişler. Geppetto usta hem yaşlı olduğundan hem de yüzmeyi bilmediğinden denizin dibine doğru batmaya başlamış. Bu sırada Pinokyo’yu yutan balık, Geppetto ustayı da yutmuş. Geppetto usta da balığın boğazından kayıp midesine girivermiş. Balığın midesinde ağlayan bir çocuğun sesini duymuş. Bu sesi hemen tanımış. Bu, oğlu Pinokyo’nun sesiymiş. Geppetto usta oğlunu bulduğu için çok sevinmiş. Pinokyo’ya: – Pinokyo, oğlum ben baban, Geppetto. Hayatta olduğuna çok sevindim. Seni o kadar çok merak ettim ki. Babasının sesini işiten Pinokyo gözyaşları içerisinde boynuna sarılmış. – Senin sözünü dinlemediğim için çok özür dilerim babacığım, beni affet bir daha sözünden hiç çıkmayacağım, diyerek gözyaşı dökmüş. Pinokyo’nun gerçekten de pişman olduğunu gören peri kızı onları kurtarmaya karar vermiş. Geppetto ustayla, Pinokyo’yu balığın midesinden çıkarıp karaya çıkartmış. Kurtulduklarına çok sevinen Pinokyo, babasının elinden tuttuğu gibi evlerinin yolunu tutmuşlar. Pinokyo o günden sonra o kadar akıllı bir çocuk olmuş ki babasının sözünden hiç çıkmamış. Her gün okuluna gitmiş. Okul çıkışı ise babasının yanına koşarak ona işlerinde yardım etmiş. Peri kızı da Pinokyo’nun çok iyi bir çocuk olduğunu görüp onu ödüllendirmeye karar vermiş. Pinokyo’nun artık tahtadan değil de etten kemikten normal bir çocuk olması için büyü yapmış. Büyü gerçekleşmiş. Pinokyo gece yatağında, uyumak üzereyken birdenbire normal bir çocuğa döndüğünün farkına varmış. Artık tahtadan değil, etten kemikten bir çocukmuş. Sevinçle yatağından fırlayarak babasının yanına koşmuş. Geppetto usta, karşısında Pinokyo’yu bu şekilde görünce dünyalar onun olmuş. “En sonunda benimde gerçek bir oğlum oldu” diyerek sevinç gözyaşları içerisinde oğluna sarılmış. Baba oğul ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar.


  8. Ziyaretçi
    pinokyo gerçek bir insan olsa bile gepettoyu bırakmayacagı ne malum ama pinokyonun insan oluşu beni de mutlt etti

+ Yorum Gönder


kısa masallar,  pinokyo ile ilgili kısa bir öykü,  kısa pinokyo masalı,  pinokyo masalı kısa,  pinokyo ile ilgili kısa hikayeler,  pinokyo ile ilgili kısa masallar