+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Türk Masalları Forumunda Yusuf ile Züleyha Masalı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Yusuf ile Züleyha Masalı










    YUSUF İLE ZÜLEYHA


    Divan edebiyatında birçok şairin mesnevilerine de konu olan bu aşk öyküsü Kuran-ı Kerim´de "öykülerin en güzeli "diye isim bulmuştur . Yusuf sûresinde 98 âyet (4-101), Yusuf Peygamber´in ibretli hayat hikâyesinden söz eder.

    Buna göre Yusuf Peygamber´in on bir erkek kardeşi vardır. Olağanüstü bir güzelliğe sahip olan Hz.Yusuf babası tarafından çok sevilmektedir. Onu kıskanan kardeşleri gezinti için kıra götürürler ve kuyuya atarlar. Babalarına ise kanlı elbiselerini gösterip, onu kurdun yediğini söylerler. Yoldan geçen bir kervan, su çekerken Yusuf´u bulur ve Mısır´da Hazine Bakanı olan Azîz´e köle olarak satarlar.

    Sarayda ihtimamla yetişen Hz.Yusuf ´a Azîz´in karısı Züleyha aşık olur ve onu yasak ilişkiye çağırır.Hz.Yusuf ona şöyle cevap verir: "ALLAH´a sığınırım. Efendim bana iyi baktı. Doğrusu zulüm yapanlar kurtuluşa eremez." Yüce ALLAH, o arada Hz.Yusuf´un da Züleyha´yı arzuladığını, ancak ihlâslı bir kul olması yüzünden Yusuf´un bu kötülük ve fuhuştan korunduğunu belirtir.

    Eşinin haksız olduğunu tespit eden Azîz, olayın hiç bir şey olmamış gibi kapanmasını istemişse de, dedikodunun önü alınamamıştır. Bunun üzerine Züleyha dedikodu yapan hanımları yemeğe davet etmiş ve Yûsuf´u onların yanına çağırarak, şaşkınlık içinde meyve bıçakları ile ellerini kestiklerini görmüştür. Bununla, âşık olmakta haklı olduğunu göstermeye çalışan Züleyha, Yusuf´un kendisine ilgi göstermemesi üzerine onun hapse atılmasını istemiştir.

    Güzel bir kadının cinsel isteklerine uymak yerine yıllarca hapiste kalmayı tercih eden Hz.Yusuf bu konuda şöyle dua etti: "Rabbim, bana göre zindan, bunların beni çağırdığı şeyden iyidir. Eğer onların düzenini benden savmazsan onlara kayarım ve câhillerden olurum." Rabbi onun duasını kabul etti ve onların düzenlerini ondan savdı.

    Mısır hükümdarı bir gece rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü. Yorumcular bu rüyaya anlam veremediler. Bu arada zindanda bulunan Hz.Yusuf isabetli rüya yorumları ile ün yapmıştı. Kral onu yorum için saraya çağırdı. Ancak Yusuf, Züleyha konusunda iftiraya uğradığını, bu eski davanın görülerek sonuca bağlanmasını istedi. Böylece temize çıktıktan sonra rüyanın yorumunu yapabileceğini söyledi. Gerçekten sorguya çekilen Züleyha ve dedikoducu kadınlar doğruyu söylediler. Hz.Yusuf belge ve delillerle temize çıkınca rüyayı şöyle yorumladı:

    Yedi yıl çok bolluk, ondan sonra da yedi yıl kıtlık yılları gelecek. Kral, tedbir olarak ne yapmak gerektiğini sorunca Hz.Yûsuf, ekonomik ve mali işlerin başına kendisi getirildiği takdirde bu kıtlık ve darlık yıllarına çare bulabileceğini söyledi.Bu göreve getirilen Hz.Yusuf , ilk bolluk yıllarında halkı tasarrufa teşvik etti, tüm fazla hububatı depolara yerleştirdi. Bu arada, halk ellerindeki altın, gümüş gibi değerli eşyasını da Hz.Yusuf ´un emanet depolarına teslim etmişti. Bunların eline emanet bıraktıkları şeylerin miktar ve niteliklerini belirten makbuzlar veriliyordu. İşte bu makbuzlar J. Dobretberger gibi iktisatçıların belirttiği gibi M. Ö. 1600 yıllarında Ortadoğu´ da elden ele kâğıt para gibi dolaşmaya başlar.

    Rivayete göre Mısır Melik´i Hz. Yusuf´a taç giydirmiş, kılıç kuşatmış ve inci ile yakut işlemeli bir taht yaptırmıştır. Ancak Hz.Yusuf son ikisini kabul etmekle birlikte, taç giymeyi kendisinin ve atalarının giydiklerinden olmadığını söyleyerek reddetmiştir. Ülke kısa sürede Hz.Yusuf ´un adaletli yönetimi ile onun nüfuz ve iktidar alanına girmiştir. Bu arada Hazine Bakanı Aziz vefat etmiş, eşi Rail, diğer adı ile Züleyha, Melik tarafından Yusuf´la evlendirilmiştir. Bir mucize olarak gençleşen Züleyha, kocası iktidarsız olduğu için kız olarak Yusuf´la gerdeğe girmiştir. Bunun üzerine Yusuf Züleyha´ya "Bu şekilde meşru olarak evlenmemiz senin haram olarak istediğinden daha iyi değil mi?" diyerek helal ile haram arasındaki farka dikkat çekmiştir. Züleyha´nın Yusuf´tan Efrâim ve Menşa adlarında iki oğlunun dünyaya geldiği nakledilir








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Hz. Yusuf un Hikayesi
    Yusuf, onbir ağabeyi olan küçük bir çocuktu Yakışıklı ve akıllıydı Babası Yakup en çok Yusuf'u severdi.

    Bir akşam Yusuf uyuyunca ilginç bir rüya gördü Rüyasında onbir tane yıldız, güneş ve ay toplanmışlar kendisinin önünde eğiliyorlardı. Uyandığında çok şaşırmıştı Neden bir insanın önünde yıldızlar, ay ve güneş eğiliyordu?

    Gidip rüyasını babasına anlattı

    - Babacığım onbir yıldız, güneş ve ay benim önümde eğildiler, dedi

    Babası Yakup, bir peygamberdi. Bu rüyayı duyunca çok sevindi.

    - Yusuf oğlum, dedi. Allah seni korusun.
    -daha sonra yusuf kardeşleriyle bir yolculuga çıktı ve dönüşte

    Ah babacığım, aramızda bir yarış düzenlemiştik, Yusuf eşyalarımızın yanındaydı sonra bir kurt gelmiş onu yemiş, deyip koç kanına bulanmış gömleği gösterdiler. Ama Yusuf'un gömleğinde parçalanma izleri yoktu. Yakup bu yalana inanmamıştı:

    Hayır dedi, bu hikayeyi siz uydurdunuz. Yusuf'um ölmedi.Fakat Yusuf bulunamıyordu, en iyisi sabretmek ve Allah'a güvenmekti.

    Üvey kardeşler akşam olunca Yusuf'u düşünmeden uykuya dalmışlardı.

    Oysa Yusuf, karanlık derin bir kuyuda ne yemek yiyebiliyor, ne de su bulabiliyordu. Sonunda Allah'ın yardımıyla ormandan geçen bir yolcu grubu, yani bir kervan, bu kuyuyu gördüler. Kervan çok susamıştı. Hemen kuyuya bir kova sarkıttılar.

    Kuyudan kovayı çektiklerinde çok şaşırdılar. Çünkü kovanın içinde gözyaşlarına boğulmuş bir güzel çocuk vardı. Kervandakiler bu çocuğu bir köle olarak Mısır'da satmaya karar verdiler, Mısır'a varınca pazar yerine gidip:

    - Bu güzel çocuğu satın alacak var mıdır, diye bağırdılar.

    O pazarda bulunan bir tüccar Yusuf'u satın aldı.

    Onu Mısır kralına götürdü.

    Yusuf'un dış görünümü kadar içi de tertemizdi. Kralın hanimi Yusuf'u çok beğenmişti. Fakat Yusuf kadının kötü arzularına karşı Allah'a sığındı.

    Kadın çok kızmıştı. Hemen kocasına gitti. Yusuf bana kötü davranıyor diye şikayet etti. Böylece Yusuf zindana atılmıştı. Fakat mahkumlar ve gardiyanlar anladılar ki Yusuf soylu bir gençti.

    Yusuf'la aynı gün iki mahkum daha gelmişti. Onlar gördükleri rüyalarını Yusuf'tan sordular.

    - Ben, dedi mahkumlardan birisi Rüyamda şarap sıkıyordum.

    Diğeri de:

    - Ben de başımda ekmek kırıntıları taşıyordum.
    Bunları kuşlar yediler.

    Yusuf'tan bu rüyaları açıklamasını istediler. Fakat Yusuf bir peygamberdi. Peygamberlerin görevi yalnızca rüyalarla uğraşmak değildi. Allah'ın emirlerini yaymaktı. Yusuf söze şöyle başladı:

    - Ben dedi, rüyaları tabir etmeyi çok iyi bilirim. Bu
    bana Allah'ın verdiği bir bilgidir.

    Ve şöyle devam etti:

    - Rabbimin bana öğrettiği, sizlere ve başkalarına öğretmediği çok şey var. Allah ilmini herkese ve
    özellikle günah işleyenlere vermez. Bana verdi, çünkü ben Allah'a inanıyorum ve güveniyorum. İşte bakın insanlar nankör, tek olan Allah'a inanmak varken putlar yapıp tapıyorlar, onlardan isteklerini istiyorlar.
    Düşünün bir defa, bir yığın taş parçalan mı iyidir, yoksa bir olan Allah mı? Biliniz ki ey kardeşlerim, krallar,
    hakimiyetler, tüm dünya, uzay ve evren Allah'ındır.Ondan başkasına ibadet etmeyin. Bu size söylediğim
    tevhid dini dosdoğru yoldur. Gelin bu yola girin.

    Sonra o iki adama:

    - Biriniz efendisine şarap verecek, biriniz idam edilecek ve kuşlar kafasında beslenecek.

    Sonra şarap vereceksin dediğine dönüp:

    - Bu gerçek olunca beni hatırla olur mu? dedi.

    Yusuf'un dediği gerçek oldu. Mahkumlardan birisi kralın uşağı oldu, diğeri idam edildi.

    Bu arada zaman geçti, Mısır kralı bir rüya gördü Yedi tane cılız öküz, yedi tane şişman ineğin etini yiyorlar ve yine yedi tane başak diğer yedi kurumuş başağa dolanıyorlardı.

    Kral bu rüyayı etrafındakilere sordu, kimseler bilememişti.

    İşte o anda uşağın aklına Yusuf geldi "Kralım bunu Yusuf bilir" dedi. Hizmetçi zindana koşup Yusuf'a rüyayı sordu.

    Yusuf da anlattı:

    - Yedi yıl bolluk olacak, büyük gayretlerle mısır yetişecek. Sonra korkunç bir kuraklık olacak, şayet ondan önce ürünlerinizi depo ederseniz kuraklıkta sıkıntı çekmezsiniz. Bu kıtlık yedi sene sürdükten sonra yeniden bolluk olacak diyerek sözlerini bitirdi

    Hizmetçi geri dönüp krala Yusuf'un anlattıklarını aktardı. Kral bu felaketi önceden öğrendiği için çok sevindi. "Bu rüyayı açıklayan kimdir" diye hizmetçiye sordu. Hizmetçi:

    - Bu kişi Yusuf'tur efendim, dedi
    Kral:

    - Onu hemen bana getirin, ben onu özel danışmanım yapacağım, dedi.

    Kral Yusuf'u kendi özel danışmanı yaptı. Ancak, kralın etrafındaki memurlar da kral gibi kötüydüler. Allah'ın herkesin yararına sunduğu nimetlerde haksızlıklar yapıyorlardı.

    Biliniz ki insanların kalplerinde Allah korkusu olmazsa başkalarının hakkına el koymakta şüphe etmezler. Ama içinde Allah korkusu olan, dürüst olur,dünya nimetlerini yerinde ve hakkı ile kullanır.

    Bundan dolayı Yusuf, haksızlıkların düzeltilmesi için kendini öne çıkarıp krala:

    - Beni hazine sorumlusu yap, dedi.

    Kral da ona bu işi verdi. Böylece Yusuf tahıl depolarının da başına geçmiş oluyordu.

    Yusuf'un söylediği gibi büyük bir kuraklık gelip çatmıştı. Ancak Yusuf'un sayesinde Mısır'daki depolar ağzına kadar tahıl ile doluydu. Onun için çevre memleketlerde yiyecek bulamayanlar Mısır'a gelip, tahıl istiyorlardı. Yakup da oğullarını Mısır'a yiyecek almaya göndermeye karar verdi. Fakat en küçük oğlu Bünyamin'i göndermedi. Yusuf için nasıl korktuy-sa, Bünyamin için de öyle korkuyordu.

    Yusuf'un üvey kardeşleri yola koyuldular. Yusuf'u çoktan öldü biliyorlardı. Mısır'a varınca unuttukları kardeşi Yusuf'un karşısına çıktılar. Yusuf onları yabancı gibi karşıladı. Kim olduğunu onlara anlatmadı.Nereden geliyorsunuz?Kenan ilinden.Siz kimlerdensiniz?Biz Yakup'un oğullarıyız. Babamız peygamberdir.Başka kardeşiniz var mı?

    Evet adı Bünyamin.
    - Neden o da gelmedi?Babamız yollamadı.Neden, o çok mu küçük?

    - Hayır ama, onun bir kardeşi vardı adı Yusuf'tu.
    Bir gün bizimle oynarken bir kurt onu yedi.

    Yusuf bunu duyunca içinden bir gülme tutturu-verdi. Ancak içinde babasını ve kardeşi Bünyamin'i görmek için büyük bir özlem duymaya başlamıştı.

    Yusuf kardeşlerine istedikleri yiyecekleri verdi. Bir daha geldiklerinde kardeşleri Bünyamin'i de getirmelerini, yoksa yiyecek alamayacaklarını söyledi. Kardeşleri Yusuf'u tanıyamamışlardı.

    Kardeşler eve döndüklerinde olanları babalarına anlattılar. Tekrar yiyecek almaya giderken Bünyamin'i de istediler. Fakat Yakup, Yusuf'un başına gelenleri unutmamıştı. Bu yüzden Bünyamin'i onlarla göndermekten çekindi. Ancak, kardeşlerin hepsi Allah adına yemin edince Bünyamin'in onlarla gitmesine izin verdi.

    Kardeşler, Bünyamin ile birlikte Mısır'a doğru yola çıktılar. Mısır'a geldiklerinde Yusuf, kardeşini hemen tanımıştı. Onu bir kenara çekip, ben senin kardeşin Yusuf'um dedi. Bünyamin bunu duyunca çok sevindi.

    Yusuf, kardeşinin kendi yanında kalmasını istiyordu. Ama bunu nasıl yapacaktı?

    Bünyamin'in kalmasını sağlamak için gizlice Bünyamin'in çantasının içine kralın gümüş kupalarından birini sakladı. Kardeşler saraydan ayrılırken, hizmetçiler gümüş bardaklardan birinin eksildiğini gördüler. Bütün kervanlar durduruldu. Eşyalar aranınca gümüş bardak, Bünyamin'in çantasından çıkıverdi.

    O zamanki kanunlara göre, böyle bir şey yapan cezasını çekene kadar o ülkeden çıkamazdı. Yusuf da zaten bunu istiyordu. Böylece Bünyamin'in gitmesine izin verilmedi. Büyük kardeşler çok üzgündüler. Şimdi babalarına ne cevap vereceklerdi?

    Bünyamin de işin farkına varmıştı ama ağabeyleri çok üzgündü. Yusuf'a koşup yalvardılar. Ama Yusuf, Bünyamin'in kendisiyle kalmasını istediği için onların tekliflerini, yalvarmalarını kabul etmedi.

    Büyük kardeşlerden birisi:

    - Ben babama 'Bünyamin'i geri sana sağ salim getireceğim' demiştim. Ben Bünyamin dönene kadar gitmeyeceğim siz gidin, dedi.

    Bunun üzerine geri kalanlar babalarına döndüler. Olup biteni anlattılar. Ancak Yakup, olup bitene inanmak istemiyordu:

    - Benim Bünyamin'im hırsızlık yapmaz ama ben de onun için birşey yapamam. Sabredip bekleyeceğim, dedi

    Gece, gündüz dua etmeye başladı. O kadar çok üzüldü ki artık gözleri görmez olmuştu. Sonra oğullarını topladı:

    - Mısır'a gidip kardeşinizi görün, dedi.
    Kardeşler Yusuf'a üçüncü kez gittiler:Biz yine geldik, çünkü bizim kardeşimiz Bünyamin'e ihtiyacımız var, bize tahıl da lazım, çünkü ku
    raklık devam ediyor. Paramız da yok, ne olursun bize yardım et, diye yalvardılar. Yusuf bu yalvarmalardan
    çok üzülmüştü. Fakat onlara kendisine yaptıkları davranışın kötülüğünü anlatmak istiyordu.

    Hatırlayın bakalım, sizin Yusuf diye bir kardeşiniz vardı. Ona ne yapmıştınız?Birden kardeşlerin hepsi Yusuf'u hatırladılaren.. Sen Yusuf musun? diye utana sıkıla sordular.

    Evet dedi Yusuf.- Şüphesiz biz yanlış yaptık, affet bizi, dedi kardeşleri.

    Yusuf onları affetti. Sonra onlara tüm aile bireylerini Mısır'a getirmelerini söyledi. Gömleğini de çıkarıp:

    - Bu gömleği babama verin, inşallah onun gözleri açılacaktır, dedi.

    Kardeşler Kenan iline babalarının yanına döndüler. Onlar gelmeden Yakup etrafındakilere:

    - Bana deli demeyin ama, Yusuf'umun yaşadığını hissediyorum, dedi.

    Halk da:

    - Hadi canım, Yusuf yıllar oldu kaybolalı, sen nasıl böyle söylersin? dediler.
    Sonunda çocuklar eve geldiler. Yusuf'un müjdesini babalarına verdiler. Gömleğini de babalarına sundular. Yusuf un haberi babasını öyle sevindirmişti ki yeniden görmeye başladı. Sonra tüm aile Mısır'a yerleşti. Yusuf da Mısır'da yönetici olmuştu. Böylece Yusuf'un çocukken gördüğü rüya gerçekleşmiş oluyordu.





  3. Ziyaretçi
    ben bu hıkyayeyı cok ama cok sevdım




+ Yorum Gönder


yusuf ile züleyha hikayesi,  yusuf ile züleyha hikayesi özeti,  yusuf ile züleyha hikayesi özet,  yusuf ile züleyha kitap özeti,  yusuf ile züleyha özet,  yusuf ile züleyha özeti