+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Türk Masalları Forumunda Küçük çin Balığı Masalı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Küçük çin Balığı Masalı








    KÜÇÜK ÇİN BALIĞI

    Bir gün, bir denizde, onsekiz, yirmi metrede, küçük bir balık yanaştı kulağıma Balıkça bilir misin dedi Bilmez miyim Hemen başımı salladım. Dinle dedi, sana bir sır vereceğim Neymiş o dedim Ağzımdan kabarcıklar merakla yükseldi
    Aşığım dedi küçük balık çok aşığım İşte o günden beri kıskanırım küçük balıkları için için
    Küçük balıkla dost olmayı düşledim Bir deniz kestanesi kırdım, mutlu düşleri, başka bir balığın peşinde yedi, deniz kestanesini Adın ne senin dedim usulca..
    Adım mı? bilmem Benim adim yok, ben balığım dedi Peki sana küçük Çin balığı desem olur mu? dedim Seni mutlu mu edecek dedi Belki de eder kim bilir..
    Peki benim adim küçük Çin balığı olsun dedi,
    Yüzdük, yüzdük, yüzdük Yoruldum dedim, biraz dinlenelim mi? Yüzüme baktı, olur dedi küçük Çin balığı dinlenelim. Niye yüzüme baktığını anlayamadım, sorsam mi dedim; soramadım, ağzımın ucunda bir soru kaldı ve küçük çin balığı bunu fark etti.. Toparlandım hemen, nereye yüzüyorduk?
    Bir yerlere mi yüzmeliydik dedi,
    Bilmem dedim gayri ihtiyari bilmem Yüzüyorduk öylece dedi küçük çin balığı.
    Yetmez mi ki, bu sana
    Yeter, yeter dedim.
    Dedim ama. İçimde garip bir şey kıpırdadı adını koyamadım. Öylece yüzmeye devam ettik, öylece Sanki yıllardır düşlediğim, hedefi olmayan, sadece elini tuttuğumda içiminin ısındığı bir sevda gibi..
    Öylece yüzüyorduk
    Ben, bir adam, o, bir balık Küçük çin balığı
    Sanki düşlerimi okudu istersen ayrılalım dedi Neden, nedenmiş o?
    İstersen ayrılalım ona yaklaşıyoruz.. O mu? O da kim? Ne çabuk da unuttun hani sırrım, hani aşık olduğum
    Bir yudum sessizlik düğümlendi içimde Onca sessizliğin içinde zamanı mıydı simdi?
    Neler oluyor banaBu oksijen narkozu olmalı, biraz yukarı çıkmalıyım..
    İki metre, evet evet.. İki metre yeter.. Vedalaşmadan mı gidiyorsun? Ne diyebilirim, sen, bir düş değil misin
    Sen, benim düşlerimin küçük çin balığı değil misin Usulca süzüldü, yanağıma sokuldu, soğuk suların tüm sıcaklığıyla Tüpüm bitmek üzere..
    Çıkmalıyım.. Dönünce?
    Bekleyeceğim seni, kendine iyi bak, böyle hüzünlü bitmesin dedi ve maviliklerin içine doğru süzülüp kayboldu Anlamsız, içim bos, yükselmeye başladım. Çıktığımda yanımdakiler telaşlıydılar
    İyi misin?
    Biraz söyle uzan istersen
    Ayşegül de belli etmemeye çalıştığı panikle yanağımı tuttu, canım, iyisin değil mi? Başımı salladım, gözlerine bakamadım
    Her şeyi bir anda ele veririm gibi Vazgeçsen su sevdadan, her seferinde böyle beklemek Vazgeçmek mi bu sevdadan dedim, usulca, daha neresindeyim onu bile bilmeden kıyıya akşamın hüznü çöktü
    En sevdiğim saatlerde, keyifsiz yudumladım koladan.. Ayşegül, kadınsı içgüdüleriyle huzursuz, bense bir balığa
    Saçmalıyorum.. Hep istediğim şey oluyor, sistemli deliriyorum,
    Evet, iste böyle olsa gerek, sistemli deliriyorum Toplanıp gitmek istiyorum her şeyi.. Elbiselerimi, tüpümü,her şeyi.. Ayşegül de dahil, her şeyi bırakıp gitmek istiyorum Anlamsız bir hırsla eşyalarımı topladım Valizim tıkış tıkış, içim de öyle.. Ve içimden kaçıp kopmak geliyor yasamdan, kopup esmek dağlara doğru
    Ama ya, ömrüm boyu, yakama yapışırsa küçük çin balığı
    Ya, yaşamım boyunca, soğuk suların sıcak öpücüğü gibi rüyalarımı basarsa Tüm bitiremediğim aşklarımdan biri olursa. Düşüncelerime inanamıyorum.
    Liseli gençlerin aşkı kokuyor Yok yok
    Tekrar dalmalıyım, bu salakça düşü noktalamalıyım
    Sabahın ilk ışıklarıyla terleyerek uyandım. Elbiselerimi, paletimi zor topladım. Sahilin ıssızlığında giyindim, henüz günesin ısıtamadığı sularda ürperdim. Yavaşça mavinin büyüsüne bıraktım kendimi Liseli heyecanım başladı. Soğuk suların içinde ellerim terledi, ilk aşkımı hatırladım.. Aşkımı mektupta ilan edebilmiştim O da kabul etmişti. Sonra buluşmaya karar verdik. Onu ilk gördüğümde düşecekmiş gibi olmuştum. Bunu nasıl da unutmuşsum
    Dudaklarımın ucuna salakça bir liseli gülümsemesi yapıştı, öylece süzülüyorum mavilere. Biran önce havamı bitirip çıkmak ve bu salakça düse son vermek için Binlerce balık süzülüp geçiyor yanı başımdan oraya buraya dağılıveriyor
    Ben ise, küçük çin balığını arıyorum
    Belki de umutlarımı, küçüklüğümden beri kurduğum düşleri, küçük olduğum için savaşamayıp kaybettiğim aşkımı Kısacası kendimi arıyorum
    Ya ben dedi, küçük çin balığı yumuşacık bir sesle Ya ben!.. Binlerce volta tutulmuş gibi sıçradım soğuk suların içinde. Sular kaynadı, kaynadı da yaktı beni sanki Bir nefes daha almayacakmışım gibi geldi tüpümden, öylece kendimi bırakıvermek maviliklere
    Ama sen.. Sen, diye şaşkın kekeledi küçük çin balığı Sen bana Evet, küçük çin balığı, ben sana İçimde yılların boşluğu doluverdi.. Bir söz, üstelik bir tamamlanmamış söz Donduk, donduk da kaldık sanki öylece.
    Laf bitti koskoca denizde. Laf bitti Ne olacak simdi dedim
    Hiç dedi;
    Yüzeceğiz. Sen, daha mutlu. Ben, şaşkın ve düşünceli Neden şaşkın ve düşünceli diyemedim Unutma, ben aşığım dedi, simdiyse şaşkın, sen yıllardır düşlediğimsin, olamayacak hayalimsin ve iste karşımdasın, ansızın çıkıp geldin, beni, çok etkiliyorsun ama ben, yine de aşığım Yüzdük, lafın bittiği denizlerde Mavilikler bir garip, artık eski renginde değil.
    Sanki, sanki küçük çin balığının pırıltıları solmuş. Sanki, küçük çin balığı, tanımlayamadığı garip bir hüzün dalgasında sürükleniyor.
    Elimi uzattım Yüzüme dostça bir gülücük oturttum Oysa içim?.. Havam bitmek üzere Biliyorum dedi, benim de zamana ihtiyacım var, bunu da sen biliyorsun, ama dostluğum hep yanında olacak Bakışlarımı gizledim, anlamlarını körelttim, aklımı onda bırakıp, yukarıya süzüldüm .. Ayşegül sahilde öylece hareketsiz
    Yanıma gelmedi, gittim yanına oturdum İkimizde denize dönük Nasıl bir oyun bu dedi, sesinin son enerjisi ile nasıl bir oyun bu?..
    Bilmem dedim, bilmem Belki de ölümcül.







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    İki Balığın Hikayesi

    --------------------------------------------------------------------------------
    Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış.
    Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve
    İri, öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir
    biraz düşününce.

    İri sormuş birgün. 'Madem bütün bu denizler birbirine
    bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine
    yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni
    sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz
    mıydık?' Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun
    mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava
    su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez.
    Balıklar hiç

    Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine. Akıntıya
    bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbul ve
    Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler.
    Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek
    için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan
    bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya.
    İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem
    inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri'yi. 'E,
    tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli
    değilim, eriyip gidecek gibiyim' diyerek, onun
    gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile
    mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da Çünkü aşk,
    suyun içinde de aşktır.

    Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat
    İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
    Pulları dökülüyordu hergün ve gün geçtikçe daha da
    yavaşladı. Hatta durdu birgün. Atlantiğin ortasında.
    Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı. Ya da tek bedene
    düşeceklerdi. Çünkü herkesin Küba'ya kadar yüzecek
    nefesi kalmayabilir. Hele hastaysa. İri, Küba'ya
    gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü. O düşündüğü süre
    kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı. En başta
    sıkılan oydu köyün kıyısından. Demek aslında gitmek
    istiyordu İnce'sinin yanından. Ama bizimki bu durumu
    anlamadı. Ve onunla Küba'ya varmak için son çabalarla
    yüzdü. İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar
    aşıktır. Balıklar da

    'İki dakika daha beraber yüzmek, tek başına sağlığına
    kavuşmaktan iyidir' bile dedirtir aşk insana.
    Dedirttiği gibi İnce'ye. İki dakika kadar yüzdü ve
    öldü. Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi,
    kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu. Koca bir
    balina onu yuttu, bunu da biliyordu. İri, tek kaldı
    ama, suyun ucunda Küba vardı. Var gücüyle yüzdü.
    İnce'yi unuttu. İnce'yi unuttuğu kötü oldu. Çünkü
    onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini
    hatırlatıyorlardı ve şimdi 10 saniye geçmişti ve
    katiyen hatırlamıyordu. Ne İnce'yi, ne Küba'yı ne de
    adının İri olduğunu. İnsana adını başkaları
    hatırlatır, balıklara da

    O yüzden kayboldu derin sularında Atlantiğin. Ve koca
    bir balina onu da yuttu. Fakat mucize bu ya, balinanın
    midesinde İnce'yi buldu. Meğer onları yutan aynı
    balinaymış, İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin
    sıcaklığında dirilmişmiş. Ama oradan çıkarsa ölecek.
    İri de oradan giderse, nereye gittiğini ve adını
    unutucak. O yüzden, artık ikisi de buradalar. Ne fark
    eder. İnsana sevdiğinin yanı cennettir. Sevmeden
    hiçbir şeyin tadı olmadığını, bu hikayeyi bilen bütün
    balıklar bilir.

    Ya insanlar?





+ Yorum Gönder