+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Tarihi Türk Devletleri Hiung-nu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Tarihi Türk Devletleri Hiung-nu








    Tarihi Türk Devletleri Hiung-nu

    Tarihi Türk Devletleri


    Hiung-nu, (Çince: 匈奴; pinyin, Xiōngnú; Wade-Giles: Hsiung-nu), M.Ö. 3. yüzyıl sonlarından itibaren Çin'in Kuzey sınırlarını tehdit eden bir güç unsuru olarak 500 sene Orta Asya'da egemenlik kurmuş olan kırsal göçebe kabileler ittifakına Çince'de verilen isim.
    Hiung-nu
    Hiung-nu, Çin kaynaklarında M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamıştı. Çin'in kuzey krallıklarının ardı kesilmeyen istilalara uğraması sonucu daha sonra Çin Seddi adını alacak olan duvarlar inşa edilmeye başlamış ancak kuzeyli kabileler ittifakının Çin'in içlerine ilerlemesini durduramamıştı. Bazı tarihçiler 7. yüzyılda Türk olarak adlandırılan Moğol steplerinde baskın göçebe kabile Tujue'lerin Hiung-nu'nun devamı olduğunu, bazılar da Hiung-nu'ların 5nci yüzyılda Roma İmparatorluğunu istila eden Hunlar olduğunu önerirler. Hiung-nu kültürünün Türklerinkine olan yakınlığı bazı tarihçileri batı Hiung-nu'nun Avrupa Türklerinin cetleri olduğunu önermesine neden olmuştur. Bu görüşün doğru olma ihtimali olmasına rağmen, kesin kanıtlarla ispat edilememektedir.[1]

    5. yüzyıldan itibaren Çin kayıtlarında Hiung-nu ile ilgili bilgiler görülmemeye başlamıştır. Moğolistan'daki güney Sibirya'da Selenge Irmağı vadisinde yapılan kazılarda bazı Hiung-nu Tanhu (Şanyu)'larının (Hiung-nu liderleri) mezarları bulunmuştur. Ölü ile birlikte gömülmüş eşyaların arasında İran, Çin ve Yunan menşeili dokumaların bulunması Hiung-nu ile uzak memleketler arasında ticaretin olduğunu gösterir.

    Asya Hunlarının, Avrupa'ya hücum etmiş olan Avrupa Hunlarından ayırt edebilmek için bu bu Çince isimleri ile tanımlanırlar. Günümüzde varlığını sürdüren kimi modern topluluklar kendilerini Hiung-nu'ları en eski ataları olarak görürler.[kaynak belirtilmeli] Hiung-nu'ların bir sürü küçük göçebe kavimden oluşmuş bir topluluk oldukları ve siyasi duruma göre sık sık dağılıp tekrar yeniden şekillenmiş oldukları düşünülür.

    Hunların kökleri
    Farklı isimlendirmeler
    Bugün bilinenlere göre Turuklar, Hiung-nu'lar ve Hunlar, bugün Moğolistan'a dahil olan Altay ve Sayan Dağları arasındaki bölgeden gelmişlerdir. Bu üç halkın birbirleriyle en azından akraba olduğu, hatta aynı halk oldukları düşüncesi hakimdir; ancak farklı kaynaklarda farklı isimlerle anılmalarından ötürü günümüzün tarih bilimcileri tarafından bu isimler farklı tarihi dönemleri için kullanılır.

    * Çin kaynaklarının aktardığı isimle söylemek gerekirse; "Hiung-nu" Mao-Tun'un (Mete Han/Oğuz Han) kurduğu devletin de ismidir. Modern tarihçiler tarafındansa Hunların doğudaki çekik gözlü, tipik Türk-Moğol kökleri için kullanılır.'

    * Hun terimi, Hiung-nu'ların batıya giderek Hint-Avrupa halkları ile karışan kolu için kullanılır. "Hunlar" isimi, çoğunlukla sırf Atilla ve Avrupa'ya getirdiği halklar topluluğu ile bağlantıya getirilsede, bazı tarihçiler Hiung-nu ismini Avrupa Hunları için de kullanırlar.

    Hiung-nu halkı farklı kaynaklarda farklı isimlerle adlandırılmaktadırlar. En yaygın isimler şunlardır:

    * Hun
    * Huna
    * Hunlar
    * Khuni
    * Hiung-nu
    * Hsiung-nu
    * Xun-nu
    * Xiong-nu
    * Xiyon

    Tarihleri
    Hiung-nu halkının, kendileri ile bağlantılı olan Hunlar gibi Altay ve Sayan boylarının birleşmesinden oluşmuş olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca bu topluluğa yüzyıllar boyunca Saklar ve Sarmatlar gibi birçok Hint-Avrupa kavimleri, Moğol kavimleri ve Çin'den sürülmüş olan bazı çoban halklarının karışmış olması gerektiği düşünülür. Mesela m.ö. 349 yılından kalma bazı Çin yazılarında Hiung-nu halk birikiminin 19 boyundan biri olduğu belirtilen, Çiğ kavmi (Asya Türkleri için tipik olmayan) uzun burunları ve uzun sakalları ile Çinlerin dikkatini çekmişlerdir.

    Hiung-nu halkı hakkındaki bilgiler, özellikle atların üzerinde savaşan bir halk olarak olduğu konusundadır, ancak M.Ö. 8. yüzyıldan kalan bazı Çin yazılarında Altay bölgesinde yaşayan ve at koşturmayı bilmeyen halklardan da bahsedilir.'[kaynak belirtilmeli] Çinliler bunlara farklı zamanlarda farklı adlar verirler; Yung, Ti, Huy veya Hiy-yun. Çinliler mesela Ti-halkı hakkında m.ö. 714 ve m.ö. 541 yıllarından kalma yazılarda, onları mağlup ettiklerini ve bu halkın yaya olarak savaştığını kayıt etmişlerdir. Bu üstte sayılan halklarında Hiung-nu'larla mutlaka bağlantıları olmuş olması gerektiği düşünülür.

    M.Ö. 1800 yılından kalan kanıtlarda Hiung-nu'ların en büyük ataları olarak hükümdar Çungvi'nin adı geçer.'[kaynak belirtilmeli] M.Ö. 1766'da, Çinlilerin Şia-döneminde yazılmış olan yazılarda'[kaynak belirtilmeli], Çungvi'nin soyundan olan Kiya adındaki 17. hükümdarın tahttan indirildiği yazmaktadır. Ayrıca bu kaynakta, Kiya'nın oğlu olan Sunni'nin kendi boyundan 500 kişi ile birlikte Huyi-boyunu kurduğu yazmaktadır. Türk tarihçilerine göre bu Huyi-halkı, Hiung-nu halkının ve sonraki Hunların başlangıcıdır. Sunni Tukyu-boyunu da kurmuş olabilir. Ondan sonraki Hiung-nu hükümdarları soylarının Tukyu-boyundan kaynaklandığını vurgulamışlardır. Tukyu-boyu, Asena boyu ile çok yakın akrabadır ve onlardan sonra gelen Göktürk hükümdarları soylarının Asena-boyundan kaynaklandığını daima belirtmişlerdir.

    M.Ö. 350 ile M.Ö. 290 yılları arasında Çin topraklarının kuzeyinde, Çin Seddi'nin ilk başlangıcı olarak Çin'in kuzey sınırını sağlamlaştırmak ve korumak amacıyla ilk savunma yapıları inşa edilmiştir. Hiung-nu halkının saldırılarına karşı daha etkili olabilmek için, Çin'in Zhou hanedanlığı'nin M.Ö. 325 - M.Ö. 298 yılları arasında hükümdarı olan Wu-ling ordularına ata binmeyi ve ok atmayı öğretmiştir. Ve hatta onları Hiung-nu'lar gibi giyindirmiştir. Bu tedbirler sayesinde hükümdarlığının 26. yılında Orman-hiung-nu'larını yenilgiye uğratmıştır.

    M.Ö. 318 yılında Hiung-nu'ların ve Çinlerin arasında sınırların kabul edilmesi ile ilgili antlaşması imzalanmıştir.

    Hiung-nu'lar

    Ülkelerinin kuruluşu

    M.Ö. 300 yıllarında Hiung-nu topluluğunu oluşturan Bozkır göçebeleri "Hun" ismini benimsemeye başlamışlardır ve bu isimden daha eski olan isimleri "Turuk" artık sadece hükümdarın soyunun ismi olarak kullanılmaya devam etmiştir. Dönemin Çinliler Hiung-nu'lara dört boyun adını vermişlerdir: Hiung-nu'larının hükümdarı olan Tanhu'nun, Xu-la, Lan, Hiu-bu ve Siu-lin boylarının üzerinde hüküm sürdüğü aktarılmıştır.


    Hiung-nu'lar, Qin Hanedanı'nın Shi Huangdi (秦始皇; pinyin: Qín Shǐ Huáng, taht M.Ö. 247 - M.Ö. 210) döneminde Çin seddi güçlendirilmişti ve M.Ö. 215'te General Meng Tian (蒙恬 měng tián) komutasındaki 300.000 kişilik ordu tarafından yenilerek kuzeye püskürtülmüştü.








  2. Asel
    Bayan Üye





    M.Ö. 3. yüzyılda Toman, (Teoman, 頭曼單于 tóumàn dānyú; taht ? - M.Ö. 209) ve oğlu Motun (Mete, 冒頓單于 mào dùn dān yú; taht M.Ö. 209 - M.Ö. 174), Çinlilerin Han döneminde bulunan ülkelerini çok kez korku icinde bırakan bir ülke kurmuştur. Bu "Büyük Hun İmparatorluğu" ve diğer isimlerle tanımlanan ülkenin yüz ölçümü 18 milyon km²'yi bulmuştur. Ülkenin yönetimi bugünkü Moğolistan'ın batısında, yani Altay bölgesinin Moğolistan'da kalan Gool Mod adlı bölümünde ve Moğolistan'ın merkezinde kalan Ötüken bölgesinin Noyol-Uul (bugün Noin Ula) adlı kısımında bulunmuştur.

    Bu zamanlarda Hiung-nu'ların baş rakibi, kendileri gibi göçebe bir yaşam sürdüren ve bugünkü Kansu bölgesinde yaşamış olan Yü-Çi (月氏) halkıdır. Bu halk çok kez Çinliler için para karşılığında savaşmışlardır. M.Ö. 176 yılında Hiung-nu'lar Motun (Mete) emiri altındaki Yü-Çi'leri ve onların etrafında yaşayan diğer halkları mağlub etmiştir ve Motun bunu Çinlilerin Han-Hükümdarına saygılı bir şekilde bildirmiştir:

    Tengri'nin (Göktanrının) taht'a oturtduğu Hiung-nu'ların büyük Şan-yü'sü, Çin Hükümdarının herhangi bir sıkıntısı var mı, bilmek ister.. [] sonra Lö-lan, U-sun ve Ho-k'ut halklarını ve bunların etraflarında bulunan diğer 25 ülkeyi mağlub edip hepsini Hiung-nu yapmıştır. Böylece bütün yay gerip ok atan halklar birleşip büyük bir aile olmuştur.

    Mete döneminde Hiung-nu'ların, kırmızı ya da altın renkli ve ortasında bir ejderha kafası resmi bulunan bayraklarını Çinlilerden aldıkları düşünülür. Henüz devlet kurmadan önce Hiung-nu kavimlerinin, beyaz renkli ve ortasında altın renkli bir kurt kafası bulunan ortak bir bayrak kullandıkları bilinmektedir.

    Erken zamanlarında iyi gelişmiş devlet yapıları ile dikkat çeken Hiung-nu'ların çoğu konuda genel yasaları ve cezaları vardır. Mete'nin devamlı olarak kısa süre içinde harekete geçmeye hazır büyük bir ordusu, devletin ve ordunun sorumluluğunu farklı rütbelere sahip farklı kişiler arasında paylaştırılmış bir düzeni olmuştur. Bu düzen özellike Mete'nin oğlu Ki-ok döneminde (Laoşang Tanhu, M.Ö. 174 - M.Ö. 161) geliştirilmiştir. Ayrıca Ki-ok halkından vergi toplamaya başlamıştır.

    Hiung-nu hükümdarları Tükyu kavmine bağlı "Süylyanti" kavminden gelmektedirler ve kendilerinden sonra gelecek olan tüm bozkır imparatorluklarının da devam ettirecek ve geliştirecekleri eski Türk devlet yapısı geleneğinin temelini atmışlardır. Bu şekilde yapılanmış bozkır imparatorluğu geleneği 13. yüzyıla kadar var olmuş, ama sonra Cengiz Han tarafından sona erdirilmişdir.

    Hiung-nu'nun Tükyu ve Aşina hükümdarları, mağlup ettikleri kavimlerin üzerinde sadece simgesel olarak hüküm sürmüşlerdir ve bu kavimlerin başındaki aileyi sadece başka bir aileyle değiştirmekle yetinmişlerdir. Çin yazılarına göre Hiung-nu topluluğu 4 milletten ve toplam 24 kavimden oluşuyordu. Bunlardan en önemlileri Süylyanti Kuyan, Lan, Suybü, Tsülin, Tayçi, Uytı ve Tsetszuy kavmileridir.

    En güçlü dönemleri
    Han dönemindeki Çinliler, Hiung-nu halkını "güçlü, savaşçı ama zayıf bir kültüre sahip olan bir halk" olarak tarif etmişlerdir. Fakat çok yüksek ve gelişmiş olan savaşma sanaatlarını özellikle ok atıp ata binme yeteneklerini met etmişlerdir.

    Yue-Çi ile mücadele

    Motun (Mete; Çince: 冒頓單于 mào dùn dān yú; taht M.Ö. 209 - M.Ö. 174), M.Ö. 174 yılında vefat etmiş ve böylece devletin yönetimi oğlu Ki-ok (老上單于 lǎoshàng dānyú; M.Ö. 174 - M.Ö. 161)'a kalmışdır. Ki-ok Tanhu döneminde Hiung-nu, M.Ö. 166 yılında Çinlerin o zamanlardaki başkentlerini Çang-an'a saldırmışlardır. Ayrıca M.Ö. 160 yılında en büyük rakibi olan Yü-Çi (月氏 yuè shì)'e saldırıp onları mağlub etmişlerdir. Ancak bu savaşta Ki-ok hayatını kaybetmişdir.[kaynak belirtilmeli] Hiung-nu'lar, Yü-Çi'leri topraklarından (bugün Çin'in Gansu il'i) kovmaları ile, büyük bir kavimler göçü harekete geçirmişlerdir. M.Ö. 141 - M.Ö. 128 yılları arasında Yü-Çi'ler ve onların peşinden gelen Saka'lar (İskitlerin bir bölümü) göç edip Baktriya bölgesine yerleşmişlerdir.

    İmparator Wu ile mücadele

    Çin Han imparatoru Wu-ti (Vudi) (Çince: 漢武帝 pinyin: hàn wǔdì; taht M.Ö. 141 - M.Ö. 87), Hiung-nu'ları tekrar eski topraklarının sınırlarına itmeyi başarmışdır. Hiung-nu, Mete'nin torunu Yizhixie (伊稚斜單于; taht dönemi: M.Ö. 126 - M.Ö. 124) döneminde 120'li yıllarda Han Generali Wei Qing (衛青 wèi qīng) komutasındaki Han ordularıyla defalarca çatışmış ve M.Ö. 119 yılında Örgöö'de (bugün Moğolistan'in başkenti Ulanbatur) Genelal Wei Qing'in yeğeni Huo Qubing (霍去病 huò qùbìng) komutasındaki Han ordusu tarafından büyük bir yenilgiye uğramıştır. Fakat bu büyük çatışmada Çinlilerin tüm at yetiştiriciliğide hasara uğrayıp tükenmiş olduğu için, bozkırlardaki hakimiyet yine de Hiung-nu'lara kalmış ve M.Ö. 105 yılında tekrar büyük bir başarı elde etmişlerdir.


    Bu çatışmalarda Hiung-nu'lar için İpek yolu'nun kontrölü önem kazanmıştır. Bu yüzden Çinler Ipek yolunu M.Ö. 102/M.Ö. 101 ve 73 - 94 yılları arasında ele geçirip İpek yoluna hakim olmuşlardır.

    Hiung-nu'ların bölünmesi


    Doğu ve Batı Hiung-nular

    M.Ö. 60 yılında Hiung-nu'ların hükümdarlar kardeşleri arasında Çinlerin desteklediği iç karmaşalar yasanmış ve sonunda Hiung-nu hükümdarlığı 5'e bölünmüştür. Kardeşlerden birisi Ho-han-ye (呼韓邪單于 hūhánxié dānyú, taht dönemi: M.Ö. 58 - M.Ö. 35) Çinlerin kralına gidip Çinlerin egemenliğini kabul etmiş ve kendi kardeşlerine karşı destek bulmuşdur. Çiçi (郅支單于 zhìzhī dānyú) adında diğer bir kardeşleri (Çiçi hunları) Çu nehrinin kıyısında Alanlara komşu olarak bir bölgeye yerleşmişlerdir. Ancak M.Ö. 36 yılında Çiçi, Çinler tarafından öldürülmüşdür.

    Ho-han-yeh'nin oğlu Hudur-şi-dagao (taht dönemi: M.S. 18 - 45/46) hükümdarlığı altında Hiung-nu devleti yeniden doğmuşdur. Hudur-şi-dagao Çinlerin Han-hanedanlığını desteklemiş ve onlara düşmanları olan diğer Çin hanedanlığı Vang'a karşı yardımcı olmuşdur.

    Kuzey ve Güney Hiung-nular

    M.S. 48 yılında "Pi" (比 bǐ tam adı: 醢落屍逐鞮單于 hǎiluòshīzhúdī dānyú) adlı öncüleri altında Hudur'un oğlu Panu (蒲奴單于 púnú dāny; taht dönemi M.S. 46 - M.S. 83)'ya karşı ayaklanmışlardır. Panu hükümdarlık zamanında Çin hakimiyetini kabul etmişdir. Bu amcaoğullarını arasındaki çatışmanın sonucu olarak Doğu Hiung-nu Pi önderliğindeki Güney Hiung-nu ile Panu önderliğindeki Kuzey Hiung-nu olmak üzere ikiye bölünmüşdür.

    Han çinleri derhal Güney Hiung-nu'yu, Sien-pi, Vu-huan, Vu-sun ve Ting-ling kavimlerini Kuzey Hiung-nu'ya karşı kışkırtıp onlarla birlikte Kuzey Hiung-nu'yu mağlub etmişlerdir. 87 yılında bir proto-Moğol halk olan Sien-pi'ler, Yu-liu halkının tanhusunu öldürmüşlerdir. 89 ve 91 yıllarında da 2 çin generali Çila dağlarında ve Altay bölgesinde büyük başarılar elde etmiş ve bu yenilgiye uğramış tanhuyu I-li ovasına kadar sürmüşlerdir. Bu hükümdarı kovduktan sonra onun yerine kardeşi Yu-çu-kien'i koymuşlardır, ama kardeşide 93 yılında Sien-pi'ler tarafından öldürülmüş ve böylece bozkırlar üzerindeki hakimiyet Sien-pi'lere kalmıştır.

    Tan-şi-huai 156 – 181 yıllarında Sien-pi'leri en güçlü dönemlerine varmalarını sağlarken, Kuzey Hiung-nu "Doğu Türkistan" üzerine hakimiyet özleminden vazgeçmis bir şekilde 158 yılında Aral gölü'nün kuzeyine yerleşmişlerdir.

    Çin'de Hiung-nu hakimiyeti

    Güney Hiung-nu uzun süre Çin settinin bitişiğinde tutsak gibi yaşamış, Hu-çu-ç'üan döneminde (195-216) hala Han Hanedanı ile birlik olarak giddikçe daha çok güneye doğru hareket etmişlerdir. 300 yıllarında Beş Barbar Onaltı Krallık döneminde Çin'in kuzey kesminde Han Zhao başta olmak üzere bir kaç hanedanı kurmuş ve Jin Hanedanı'na ait başkentleri tekrar ele geçirmeyi başarmışlardır. Ama 352 yılında peşlerinden gelen Sien-pi'ler tarafından tekrar yenilgiye uğratılmışlardır.

    Hiung-nu'lar tarihlerinde çok kez Hint-Avrupa halklarla karışmış ve zamanla onların kültürlerinden etkilenmişlerdir. Böylece kentler inşa edip, yabancı ülkelerle ticaret yapmaya başlamışlardır. Hiung-nu'lar tarafından kurulmuş olduğu bilinen bazı kentler; Ordu Balık, Kara Balagasum, Kuz Ordu'dur. Ipek yolunun üzerinde bulunan bazıları Kara Hoço, Kaşgar ve Yarkand'dır.

    Kazılar
    1957 yılında Gool Mod'da tesadüfen Hiung-nu'ların büyük bir yerleşim yerlerine ve mezarlarına rastlanılmışdır. Mezarların arasında 37 yılında vafat ettiği bilinen 20'nci Şan-yü'lerinin mezarıda bulunmuşdur. Bu mezar 2001 ve 2002 yıllarında fransız ve moğol bilimcilerinden oluşan bir heyet tarafından açılmışdır. En yeni mezarlardan iskeletlerin DNA dizileri ile çağdaş Türkiye'den insanlarla benzerlik kapsar. Bu araştırmalar diğer destekler Türk kabilelerinin meydana geldiğini belirten En azından Moğolistan'da Xiongnu döneminin sonunda önemli rol oynadıklarını gösterir.[2] Bu kazının neticesi olarak Hiung-nu'ların o zamana kadar inanıldığı gibi kültürsüz olmadıkları, ve gelişmiş bir kültüre sahib oldukları kabul edilmişdir. Bu mezarların yapılmalarından kısa süre sonra Avarlar tarafından açılıp soyulmuş olmalarına rağmen 250 civarında eşyalar gün ışığına çıkarılmışdır; Ince işlenmiş altından, hayvanlı motifli süs eşyaları.

    Hiung-nu'lara ait diğer bir mezarlık kısa süre evvel "Noin ula" (ya da Noyon Uul) da bulunmuşdur. Hiung-nu'lara ait kurganlar:

    * Pazırık Kurganı
    * Noin-Ula Kurganı
    * Esik Kurganı

    Hiung-nu ve Hunların etnik kategorileri hakkında tartışma [değiştir]

    Hiung-nu'ların ve Avrupaya göç etmiş olan Hunların aynı halk olduklarında şüpheler vardır. Aynı halk olduklarının kanıtı olarak görülebilecek özellikleri şunlardır:

    * Iki halk'da Eski Türkçe konuşuluyordu. (Ayrıca bakınız: Hunca )
    * Iki halk da düşmancıl komşuları tarafından aynı hakaretler ile tanımlanmışlardır. (Köpekkafalılar, Iki ayakla yürüyen köpekler vs.)
    * 180 yıl haricinde, doğudan batıya göçleri kanıtlarla belgelenebilmektedir.
    * Alman tarihçi Altheim'ın yazdıklarına göre, 4'ncü yüzyıldan bulunan Soğdlara ait mektuplarda "Hiung-nu" ve "Hunlar" kelimeleri aynı halkı tarif etmek için kullanılmıştır.

    Bu kanıtlara rağmen başka açıklamaların aranması devam etmektedir; örneğin eski çin yazıların birisinde "Hun" halkı Sien-pi halkına bağlı olan bir kavim olarak tarif edilmektedir. Buna göre avrupaya hucum eden Hunlar bu Sien-pi adlı Türk-moğol topluluğundan türemiş olabilirler. Önbulgarlardan kalma kral listelerinde Atilla'nın mensubu oldugu açıklanan Tul-ok ve On-ok kavimlerinin de Mao-tun (Mete) ve Hiung-nu halkı ile herhangi bir bağlantısı olduğu kanıtlanılamamışdır.

    Hun dili ile akrabalığı

    Dillerinin dikkate alındığında günümüzde yaygın olan görüşlere göre Turuklar, Hiung-nu'lar ve Hunlar Altay bölgesi, Sayan bölgesi ve Moğolistan civarından gelmişlerdir. Bu yüzden Ruslar Türk-, Moğol- ve Tunguz halklarını günümüze kadar hala "Hun halklar" diye bir ortak ad ile tanımlarlar. Ama bilinen Hun kelimeleri arasında Tunguzcadan kaynaklanmış olanları bulunmadığı için daha çok Türklerin ve Moğolların eski Hunların torunları olarak görülmesi gerektiği düşünülür.
    Günümüzün en büyük Türk dilleri Islam'a geçişlerinde (9'ncu-10'ncu yüzyıl) Arabçadan ve Farsçadan etkilenmişlerdir, ama bu dillerden daha az etkilenmiş olan Tatarca, Kazakça ve Kırgızca, ve neredeyse hiç etkilenmemiş olan Altayca ve Sibirya Türkçesi incelendiğinde Hiung-nu halkının dili ile net bir akrabalık tespit etmek mümkündür.

    Hunların önemli kollarını oluşturmuş olan ama sonradan Avrupada zamanla eriyip kaybolmus olan antik Türk halkları On-oklar ve Ön bulgarların dilleri neredeyse tamamen kaybolmuş, sadece Balkan halklarının dillerinde az sayıda izler bırakmıştır. Modern Bulgarcadan (Slav dili) bazı örnekler:

    * Tangra (Тангра) – Tanrı (Ön bulgarların ve diğer eski Türklerin tanrısı Tengri)
    * Khan, Han, Kgahan (xaн, хаган) – Bulgarların hristiyanlığı kabul etmelerinden önce kullandıkları hükümdar ünvani.
    * Orda (орда) – Ordu
    * Ortak (ортак) – Arkadaş
    * Altan (алтън) – büyük altın bir para




+ Yorum Gönder