+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda 1.Ahmed Devrinde Türkiye'nin iç Meseleleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    1.Ahmed Devrinde Türkiye'nin iç Meseleleri








    1.Ahmed Devrinde Türkiye'nin iç Meseleleri

    1.Ahmed Devrinde Türkiye'nin iç Meseleleri.jpg


    .AHMED DEVRİNDE TÜRKİYE’NİN İÇ MESELELERİ (1603-1617)[/b]

    1. Sultan Ahmed’in Tahta Geçmesi (21 Aralık 1603)

    I. Sultan Ahmed babası III. Sultan Mehmed’in Top kapı Sarayı’nda öldüğü gecenin

    sabahı ancak 17.5 yaşında iken Manisa’ya yollanmıştı).

    I. Ahmed’in tahta geçeceği 13 gün önce belli oldu. Çünkü bu tarihe

    kadar ağabeyi Şehzade Mahmud veliahddi. Sultan Ahmed’den 2-3 yaş büyük olan Veliahd-Şehzadenin babalarının hayatlarında ecelleriyle ölmüşlerdi.

    Bu suretle I. Ahmed tahta çıktığı zaman hatta siyasete ve milli hislere aittir.

    I. Ahmed’in 14. Padişah olarak 14 yaşında tahta geçip 14 yıl saltanat sürdüğü ve

    ilk defa 14 yani 28 yaşında öldüğü eskiden beri tekrarlanmıştır. III. Mehmed’in öldüğü duyulmadığı için 2. Vezir olmuştur.

    Tahta geçtikten 19 gün sonra Sultan Ahmed Han 54 yaşlarındaydı.

    I. Ahmed 23 Ocak 1604’te sünnet oldu. Bu münasebetle imparatorlukta şenlik yapıldı.

    Yönetimi büyük bir enerji ile eline alan Ahmet Sadrazam Malkoç Yavuz Ali Paşayı da Avusturya cephesi komutanlığına atamıştır. Sadrazamın www.alasayvan.net/ Belgrat’ta ölmesi üzerine Lala Mehmet paşa sadrazamlığa getirilmiş ve bu cephenin komutanlığı da kendisine verilmiştir.


    İran cephesi komutanı Cağalazade Sinan Paşa 1604 yılı haziranında hareket etmiş ve Anadolu’daki Celali eşkıyasının kimisini şiddet ve kimisini de güzellikle elde ederek Osmanlı ordusunu kuvvetlendirmiş Sinan Paşa güçlükle Erzurum’a kaçabilmişti.

    Sinan Paşa ilkbaharda yeniden ileri atılmış ordunun büyük bir kısmı emir beklemeden dağılmıştır. Yanında ancak birkaç bin yeniçeri ve sipahi ile kalan Sinan Paşa Van’a çekilmek zorunda kalarak burada kederinden ölmüştür.

    Avusturya seferine gelince Gram ) un çevrilmesini bırakmıştır. Bu sırada Erdal Beyi Bocskai Istvan(İstefan Boçkay) Osmanlılarla Avusturyalılara karşı işbirliği yaparak Avusturyalıları epey hırpalamıştır.

    Gerek Osmanlılar bir zaman sonra da ölmüştü.

    Bu arada Avusturya cephesinde Kuyucu Murat Paşa komutanlık etmiş ve bu cephede barış yapmak yetkisi de kendisine verilmişti. Kuyucu Murat Paşa her şeyden önce Anadolu’daki Celali ayaklanmasını temizlemenin doğru olacağına inanmış bulunduğundan Osmanlı ve Avusturya hükümdarları biri birine karşı tam bir eşitlik içinde muamele edeceklerdi.

    Eğri (Erlan) güvenlik fee bir duruma girmiştir. Celali eşkıyasıyla ancak Jitvatorok Antlaşması’ndan sonra ciddi bir şekilde uğraşılabilmiştir. Bu işle Kuyucu Murat Paşa ve emrinde bulunan Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa uğraşmışlardır.

    Kuyucu Murat Paşa affedilerek Tamşuvar (Temasvar)’a atanmışsa da sonra Belgrat’ta öldürülmüştür.

    Kuyucu Murat Paşa Celali ayaklanmasının www.alasayvan.net/ bastırılmasında çok kurnazca davranmış bunun kuvvetlerini de dağıtmıştır. Kalenderoğlu arkasından gelenleri pek azı ile İran’a kaçabilmiştir.

    Sadrazam yerine gelen Nasuh Paşa (1611) Osmanlı’lara 200 yük ipek vermek ve Ferhat Paşa Anlaşması’na göre İran’dan alınan yerlerin bırakılması şartıyla İran’la bir antlaşma yapmıştır.

    Bu sırada Dürzi Emiri Maanoğlu Fahrettin’le Şam muhafızı Hafız Ahmet Paşa uğraşmış ise de onu tamamıyla tepeleyememiştir.

    Ahmet 1. Zamanında Akdeniz’in güvenliğini sağlamak hususunda da çalışılmış bunların altısı ele geçirilmişti. Bunların arasında Türklerin “Kara Cehennem “ dedikleri çok büyük bir kalyon da vardı (1969)

    Osmanlı donanması Akdeniz korsanlarıyla uğraştığı sırada yağma edilen eşyanın büyük bir kısmını kurtarmıştır.

    Yine bu sıralarda Lehistan’la Kazakların saldırganlığı yüzünden

    İran’ın yüklendiği 200 yük ipeği göndermemesi ve Osmanlı Elçisi İncili Mustafa Çavuş’tan bir haber gelmemesi yüzünden Nasuh Paşa Antlaşması’nın esasları üzerine Ahmet I.in ölümünden biraz sonra Serav Antlaşması yapılmıştır.

    Yaratılıştan şairdi ve Bahti takma adını kullanırdı; hattatlığa da kabiliyeti vardı. Dindar olduğu devlet işlerinde kan dökmekten sakınmayacak kadar irade sahibi olduğunu gösterir.

    Zamanında tütün tiryakiliği çok yayılmıştır. Yine bu devirde Eflak ve Boğdan’a Fenerli Rumlardan voyvodalar atanmağa başlanmıştır. İstanbul’da mimar Mehmet Ağaya yaptırdığı cami (Sultanahmet Camisi bk. Ahmet 1. Camisi) Osmanlı mimarisinin en güzel anıtlarından biridir.

    AHMET I. CAMİSİ Ahmet I. tarafından Bizans Hipodromu’nun kenarı üzerinde mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılan cami. Sultanahmet adı ile anılan bu cami Türk mimarlığının en büyük ve en güzel eserlerinden biridir. Yapı 1609 (H. 1018)da başlamış ve 1616 (H. 1025)da bitmiştir.

    Caminin önünde 28 sütunun taşıdığı 30 kubbeli revaklarla çevrili dörtgen şeklinde bir avlu vardır. Avlunun ortasında altı sütunlu ve altı köşeli şadırvan yer alır.

    Caminin 16 şerefesi vardır. Ana yapıyı kuşatan dört büyük minare üç şerefeli som taştan kubbe örtülü kulecikler de gene ahenge uyar ve yan baskıyı önlemeye yarar.

    Sultanahmet Camisi çok köşeli olmayıp silindir şeklinde ve olukludur. Üç tarafta alçak sütunların taşıdığı bir galeri vardır. Duvarlar birinci kat kemerlerden üst pencerelere kadar mavi ve yeşil süslerle bezeli beyaz çinilerle kaplıdır. İki şamdan arasındaki mihrapta Kabe’den gelme bir siyah taç bulunmaktadır.

    Mehmet Ağa fakat yapının iç kısmına yeni ve orijinal bir anlam kazandırabilmiştir. Nitekim orta kubbenin taşınması iç kısımda çok daha başarılıdır. www.alasayvan.net/ Büyük kubbeyi taşıyan dört sivri kemerle dört pandantif ve onları omuzlayan silindir şeklindeki dört kalın sütun ölçü ve çap bakımından Türk mimarlığının ince ve olgun zevkinin güzel bir örneğini verir.

    İç hacmin incelik kazanmasında ve neşeli Türk mimarlığının bol ışıklı yapılarına güzel bir örnek teşkil eder.

    Ahmet I. Camisindeki çiniler ve çeşit sayı bakımından Top kapı Sarayı’ndan sonra İstanbul yapıları arasında en önem safta gelir. Caminin yazıları hemen yanı başında bulunan Ayasofya’nın kütleyi ve ağırlığı temsil eden heybeti karşısında inceliği ve canlılığı ifade eder.



    1. Sultan Ahmed Han’ın Ölümü (21/22 Kasım 1617 gecesi)[/b]

    I. Sultan Ahmed Han 21 kasımı 22 kasıma bağlayan gece (1617) öldü. Birkaç

    hafta hasta yatmıştı. Hastalığının ateşli bir karın hastalığı olduğu sanılmaktadır. 27 yaşındı ancak 7 ay 4 gün geçiyordu. O zamana kadar hiçbir Osmanlı hakanı bu kadar genç ölmemişti. Saltanatı 14 yıldan ancak 28 gün ek******.

    Sultan Ahmed Edirne Sarayı 28)

    Sultanahmed’in en nüfuzlu müşaviri 2. Osman 4.Murat ve Sultan İbrahim geçtiler. Osmanoğulları Ahmet Hanın en küçük oğlu olan Sultan İbrahim’den yürümüştür.

    “Bahti” mahlasiyle klasik ve tekke tarzında güzel şiirler yazan 1 Ahmet 29)

    I. Ahmed devrinde güney ve kuzey Azerbaycan yahut ortadan kalktı. Gene de Osmanlı devletinin tabii ülkelerle beraber genişliği 18.000.000 km2’yi buluyordu.







  2. Acil

    1.Ahmed Devrinde Türkiye'nin iç Meseleleri isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder