+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda İnebolu Limanının Tarihçesi ve Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Aycan
    Devamlı Üye

    İnebolu Limanının Tarihçesi ve Önemi








    İnebolu Limanının Tarihçesi ve Önemi


    İnebolu Limanı Hakkında Bilgi


    İnebolu Limanının Yapılışı


    nebolu-liman-n-n-tarih-esi-ve-nemi.jpg

    Batı Karadeniz Bölgesi’nde şirin bir yerleşim birimi olan İnebolu, Kastamonu ve Çankırı ile buralara bağlı bazı ilçelerin önemli bir ithalat ve ihracat merkezi olmuştur. Yakın zamana kadar söz konusu illerin İstanbul ile bağlantısı da buradan sağlanmıştır.



    Açık deniz kıyısında yer alan İnebolu’da bir liman olmadığı için gelip giden yolcuların vapura binmelerinde veya yük ve eşyaların vapura naklinde her zaman büyük sıkıntılar yaşanmıştır. Çoğu zaman vapurlar yük ve yolcu almadan geçip gitmiş; halk malını ihraç edemediği için çevrede yaşayanlar büyük zarar görmüştür. Bu durumu gören zamanın Kastamonu Valisi Sırrı Paşa, Sadaret Makamına bir yazı yazmış, sıkıntıları izah etmiş ve İnebolu’ya bir liman yapılmasını istemiştir1.



    Paşa’nın bu isteği yerinde görülmüş ve 1298 (1882) mâlî yılında İnebolu limanının inşaatı başlamıştır. Başta vinç ve dubalar olmak üzere gerekli olan araç ve malzemeler de İstanbul’dan gönderilmiştir.



    Liman, halkın Moloz Burnu diye tanımladığı yerden, kuzeye doğru ve 20 derece doğuya meyilli 114 metrelik dik bir çıkıntıdan sonra, doğu istikametine 120 derece iç açı ile dönülerek 400 metre uzunluğunda bir dalgakıran olarak planlanmıştır.



    Sırrı Paşa, liman inşaatı ile yakından ilgilenmiş; İnebolu’ya giderek zamanın büyük bir kısmını çalışmalara ayırarak adetâ yapılacak işi tahayyül etmiştir. Paşa görevden ayrılırken halefi Abdurrahman Paşa’yı İnebolu’da beklemiş ve ona liman inşaatı hakkında bilgi verdikten sonra, “Size yetim bir evlat bırakıyorum, cümlece müsellem olan imârât-ı mülkiyemizden birisi de şu görmüş olduğunuz inşaat olsun. En büyük ricam ikmâline inâyetinizdir” demiştir2.



    Kastamonu’da, başta lise binasının yapımı olmak üzere birçok hayırlı hizmetlerde bulunan Vali Abdurrahman Paşa da liman inşaatı ile yakından ilgilenmiş, zaman zaman İnebolu’ya giderek çalışmalara bizzat nezaret etmiştir. Sonraki vaziyete bakıldığında, aslında liman onun zamanında yapılan şekliyle de kalmıştır.



    1884 yılında İnebolu’dan yazılan ve basına yansıyan bir mektupta, liman inşaatı hakkında önemli bilgilere rastlanılmaktadır. İnşaatın hızla devam ettiği, rıhtımın bazı yerlerinin bittiği, denizdeki taşların çıkarıldığı anlatılmıştır. Ancak araçların yetersiz olduğu, maçuneli vinç, demiryolu çubuğu, vagonet yaptırmak için dingil çubuğu gibi malzemelere ihtiyaç bulunduğu bildirilmiştir. İstanbul’dan gönderilen malzemelerin âdi olduğu, inşaatın zamanında bitirilmesi için malzeme takviyesi ile çalışmalara bizzat nezaret edecek olan bir mühendisin görevlendirilmesi istenmiştir. Aynı mektuptan anlaşıldığına göre İstanbul’dan ve Kastamonu’dan gönderilen mühendisler İnebolu’da incelemelerde bulunmuşlardır3.



    Basına yansıyan bir habere göre, 22 Aralık 1300 gecesi saat 7 sularında şiddetli bir fırtına olmuş, 12 kayığı deniz alıp götürmüş, 50 kayığı parçalamış, vinçleri devirmiş ve rıhtımdaki bekçi kulübesini de yıkmıştır4.








  2. Aycan
    Devamlı Üye





    Daha sonraki günlerde liman inşaatında Aziz Bey adında bir mühendisin görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Nitekim Aziz Bey, 25 Aralık 1304 tarihinde Kastamonu’daki başmühendisliğe bir rapor yazmış ve o güne kadar yapılan çalışmalar hakkında bilgi vermiştir5. Aziz Bey, 11 Nisan – 23 Ekim 1304 tarihleri arasındaki çalışmaları anlatırken rıhtım inşaatının tümüne ait 1/10000, o güne kadar yapılan işleri anlatan 1/1000 ve 1304 yılındaki çalışmaları gösteren 1/100 ölçekli haritaları da raporuna eklemiştir. Onun yazdığına göre, İnebolu’ya 2 saat uzaklıktaki Kavşak mevkiinden ve Değirmencikler’den her biri 1 metreküp hacminde 837 adet büyük ve yine her biri 70 cm. ile 1 metreküp arasında değişen 650 adet küçük toplam 1487 adet taş, dubalar vasıtasıyla taşınmıştır. Bu dubalar 8-10 kişi tarafından çekilmiş olup normal havalarda taş ocağına en az 3 günde gidip gelmişlerdir. Bazan bu dubalar kayıklar tarafından çekilmiştir. Getirilen taşlar su seviyesinden 30 cm. yukarıda demir zıvana ve kurşunla bağlanmış, su altında kalan 30 cm lik bölümleri ise çimentolu harçla derz edilmiştir. Rıhtımda, su altında 146, su üstünde 618 olmak üzere toplam 764 metreküp malzeme kullanılmıştır.



    Aziz Bey, elde 5 adet vasat ve küçük vinç olduğunu, bunlardan 3’ünün dubalarda, 2’sinin rıhtımda bulunduğunu yazmıştır. Raporda, rıhtımdaki su seviyesinin 4.5 m olduğunu, bunun 10 m. ulaşacağını, dolayısıyla mevcut araçlarla işlerin devam edemeyeceğini, bu sebeple 6 adet duba, maçuneli vince sahip römorkör vapuru ile taş ocaklarında kullanılmak ve araba üzerinde hareket edebilen 2 adet vince daha ihtiyaç olduğunu yazmıştır. Yine aynı rapordan anlaşıldığına göre belirtilen tarihler arasında yapılan işlere 107 737 guruş 26 para harcanmıştır. Bu paranın dökümü şu şekilde verilmiştir:



    14 995 guruş 10 para : Denizden çıkarılan taşlara



    35 027 guruş 18 para: İstanbul’dan getirilen vinç, çapa demiri, zincir, makara, çimento vb. 22 124 guruş 3 para : Taşçı, kalafatçı ve ustalara, 25 024 guruş 34 para: Memur, geçici memur, bekçi ve duba reislerine



    7 195 guruş 20 para: İşçi gündeliklerine,



    3 270 gruş 19 para : İmal ettirilen taşların müteahhitlerine.



    Ayrıca duba reislerine, kaybettikleri zincir, çapa demiri gibi malzemelerin bedeli olarak 446 guruş 20 para da ödettirilmiştir.



    Vilayet başmühendisi de 31 Aralık 1304 tarihli bir rapor ile durumu Vali Abdurrahman Paşa’ya sunmuştur6. Raporda, İnebolu limanının Kastamonu ve Çankırı açısından ifade ettiği önem vurgulanmış ve limanın yapılması halinde ticaretin gelişeceğini ve İnebolu’nun bu havalinin Varna’sı olacağını, mevcut haliyle denizin buna imkân vermediğini yazmıştır.



    Söz konusu rapordan anlaşıldığı üzere, inşaatın başladığı 7 yıl içinde kuzeye doğru 111 metrelik dik çıkıntı ile buradan doğuya doğru 120 derecelik açı ile dönüldükten sonra 22 metre 27 cm.lik kısım bitirilmiştir. Ayrıca 10 metrelik bir kısma da taş bırakılarak bir sonraki yılın alt yapısı hazırlanmıştır. Böylece inşaatta toplam uzunluk 143 metreye ulaşmıştır. Raporda başlangıçtan itibaren her metretulu 145 guruş 61 santimden 3004.70 metreküp malzeme kullanıldığı belirtilmiştir. Rıhtım altını ve yanlarını takviye etmek için her metreküpü 10 guruş itibariyle 5072 metreküp büyük taş kullanılmıştır. Yedi yılda, 133 metre 52 santimlik yer için (88 metresi için beher metre tulanisine 3 291 guruş 34 santim, 23 metresi için beher metretulanisine 3 870 guruş 15 santim, 22 metresi için beher metre tulanisi 4 860 guruş 69 santim) toplam 488 231 guruş harcanmıştır. Son 10 metrelik bölüme de her metreküpü 10 guruştan 780 metreküp taş döşenmiştir ki bunun da bedeli 7 800 guruş tutmuştur. Ayrıca yedi sene içinde alet ve edevat parası olarak 59 500 guruş harcanmıştır. Böylece yedi yılda harcanan tüm para miktarı 555 136 guruş 1 santim olmuştur.



    Vilayet başmühendisi söz konusu raporunda projenin bitirilmesi için 373.25 m. yer kaldığını, bunun için 10 606 metreküp harçlı yonma malzemeye ve temel yığıntısı için de 61 000 metreküp iri taşa ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Doğal taş bulunamadığı takdirde yapay taş üretilmesi gerektiğini yazmıştır. İri taşların taşınması için 16 ton kaldırma gücüne sahip ve vapur istimiyle hareket eden maçuneli vinç ile 1 adet römorkör vapuruna, taş ocağı ve rıhtımda kullanılmak üzere yine 16 ton kaldırabilecek 2 adet maçuneli vince ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Ayrıca 4 kat muşambalı dalgıç elbisesi ile sikafendire denilen alet istemiştir. Raporda eğer inşaat bitirilecek olursa limanla ilçe arasındaki kıyıda 400 x 25 m. ebatlarında 10 000 metrekarelik bir rıhtım oluşacağı, buraya da mağaza ve depoların naklinin mümkün olacağı açıklanmıştır. Yine limanın başlangıç yerinden Batriyos köyü istikametine 20 m. ilerledikten sonra 136 derece açı ile doğuya doğru gidilecek olursa burada da 460 x 40 m. ebatlarında 15 000 metrekarelik bir saha kazanılacağı ifade edilmiştir.



    Vali Abdurrahman Paşa, 1 Kânunusani 1304 tarihinde 1429 sayı ile Mâbeyn-i Hümâyûn-ı Mülükâne Başkitâbet-i Celîlesine yazdığı bir yazı ile İnebolu limanının Kastamonu ve Çankırı açısından ifade ettiği önemi belirtmiş ve 1 adet römorkör vapuru, 6 adet duba, 3 adet vinç ve diğer alet ve edevatın verilmesini istemiştir7.



    Sadrazam imzası ile Bâb-ı Alî Dâire-i Sadâret Mektûbî Kalemi’nden Bahriye Nezâretine 21 Kânunusâni 1304 tarih ve 265 sayılı bir yazı yazılarak Kastamonu Valiliğinin istekleri aktarılmış ve gereğinin yapılması istenmiştir8.

    Bahriye Nezâreti söz konusu yazıya 20 Şubat 1304 tarihinde cevap vermiş ve istenen malzemelerin fiyatlarını yazarak bu paranın nereden karşılanacağını sormuştur. Söz konusu malzemelerin fiyatı olarak; 1 adet römorkör vapuru 2 000 lira, 6 adet duba 3000 lira, 2 adet vinç 1000 lira ve römorköre monte edilecek vinç 350 lira olmak üzere toplam 6 350 Osmanlı lirası fiyat belirlenmiştir9.



    Ayrıca Sadrazamın imzası ile Bâb-ı Alî Dâire-i Sadâret-i Uzma Mektûbî Kalemi’nden 2 Mart 1305 tarih ve 3 sayılı yazı ile Nâfıa ve Ticaret Nezâretine yazı yazılarak Bahriye Nezâreti ile yapılan yazışmadan söz edilmiş; konunun Meclis-i Mahsus-ı Vükela’da müzakere edildiği bildirilerek bu konudaki belgelerin birleştirilmesi istenmiştir10.



    Nâfiâ ve Ticaret Nâzın, 23 Mart 1305 tarihli cevabi yazısında ihtiyaç duyulan malzeme ve araçların tutarını 6 350 Osmanlı lirası olarak belirtmiş, limanın re’s-i zaviyeden itibaren 22 metre yapıldığını, 100 metrelik asıl dalgakıran tamamlanmadıkça römorkör vapurunun kötü havalarda burada barınamayacağını ve zorda kalındığında yakın yerlerde sığınacak liman www.alasayvan.net/ bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca römorkör vapurunun alınması için 2 seneye ihtiyaç olduğunu, dolayısı ile işlerin eskisi gibi mevcut araçlarla ve imkânlarla yapılmasını, bunun da 4-5 sene süreceğini, 100 metrelik kısım bittikten sonra ancak o zaman römorkörün gönderilmesinin mümkün olabileceğini yazmıştır. Yine mühendis Aziz Bey’in keşfinde söz konusu yerin tamamlanması için 481 000 guruşa ihtiyaç olduğunu, bunun da 4 seneye eşit olarak bölünerek Nâfiâ bütçesinden karşılanması gerektiğini ifade edilmiştir11.



    Bu raporlar üzerine mesele Bâb-ı Alî Meclis-i Mahsus toplantısında 12 Nisan 1305 tarihinde müzakere edilmiştir. İstenen araçların ve malzemenin 6 350 Osmanlı lirası tuttuğu, söz konusu 100 metrelik kısmın 2 seneden öne bitirilemeyeceği, bu süre içinde de römorkör vapurunun İnebolu’da barınamayacağı, şimdiye kadar uygulanan yöntemle çalışılırsa işin en fazla 4-5 senede sonuçlanabileceği, ancak ondan sonraki kısım için römorkör gönderilmesinin uygun ve mümkün olduğu kararına varılmıştır. Aynı toplantıda ihtiyaç duyulan alet ve edevat ile 481 000 guruşun 4 seneye taksim edilerek Nâfiâ bütçesinden ödenmesi ve işin mevcut imkânlarla 4 seneden önce bitirilmeye gayret edilmesi de istenmiştir12.



    Bütün bunlardan sonra liman konusu, Sadrazamın imzası ile Bâb-ı Alî Dâire-i Sadâret Amed-i Divân-ı Hümâyun’undan 12 Nisan 1305 tarihli bir yazı ile Padişaha arz edilmiştir13. Aynı tezkirenin altına 18 Nisan 1305 tarihinde Serkâtib-i Hazret-i Şehrîyârî tarafından şu ifadeye yer verilmiştir:




+ Yorum Gönder


inebolu rıhtımı