+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Uşak'ta milli mücadele için yapılanlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Uşak'ta milli mücadele için yapılanlar








    Uşak'ta milli mücadele için yapılanlar

    Uşak'ta milli mücadele


    Yunan kuvvetleri İzmir'i işgal ettikten sonra Batı Anadolu'da Gediz ve Menderes vadilerinde ilerlemeyi planlıyordu. 23 Mayıs'ta ilerleme emrini alan Yunan kuvvetleri 25 Mayıs'ta Manisa'yı işgal etti. Gediz vadisine ilerleyen Yunan kuvvetleri kendilerine karşı koyacak fazla Türk kuvveti bulunmadığından Alaşehir'e doğru ilerliyordu. Yunan kuvvetleri 29 Mayıs'ta Kasaba (Turgutlu)'yı işgal etmiş ve 56. fırka kumandam Alaşehir'e gelmişti. Kasaba'dan yeni gelen Süleyman Sururi, Rıza Çetin, Zühtü Akıncı, Şakir Ünalan, Mustafa Bey'in önceden hazırlamış olduğu Milli Müfrezeye katıldılar. Böylece Alaşehir'de Kuvayî Milliye teşkilatı kuruldu. Alaşehir'de bu gelişmeler olurken, Uşak'ta da kıpırdanmalar başladı. Uşak'ın eski müftüsü Hafız Ali Rıza Efendi, İttihat ve Terakki mebusluğu yapmış olan İbrahim Bey ve şehirde küçük bir aydın topluluk Türk Ocağı’nda toplanarak, ilerleyen Yunan kuvvetleri karşısında ne yapabileceklerini konuşuyorlardı.

    usak milli mucadele.jpg

    İzmir'in işgali sırasında XVII. Kolordudan ayrılan (Uşak'ta Mevkiî Kumandanı) Selanikli Kaymakam Fuat Bey ile Yüzbaşı Hakkı Beyler Uşak'a gelmişlerdi. İzmir'in işgalinden sonra Redd-i İlhak Cemiyeti'ne girmiş olan Sökeli Hilmi Bey, Uşak'ı cemiyetin içine sokmak için İzmir'den gelen şahıslarla gizli bir cemiyet kurdu. Bu gizli cemiyetin üyeleri Bacakoğlu Mustafa, Hamzaoğlu Ali, Menzil Ambar Müdürü Kolağası Şükrü, Uşak Jandarma Kumandanı Yüzbaşı İsmet, Sökeli Hilmi, Uşak şube reisi Kemal Beylerdi. 1 Haziran 1919'da Ödemiş'in Yunanlılar tarafından istilaya uğraması Alaşehir'deki Kuvayî Milliye teşkilatını çok sarstı. Bekir Sami Bey Eşme'ye, Alaşehir Mevki Kumandanı Süleyman Sururi Bey Uşak'a geldi. Sururi Bey'in etkisiyle bu cemiyetin adı "Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Milliyesi" olarak değiştirildi ve Karakol Cemiyeti ile irtibatı sağlandı. Sururi Bey'in Uşak'a gelmesinden rahatsız olan kaymakam Ahmed Tevfik Bey ve belediye reisi, onu ve arkadaşlarını Istanbul'a göndermek için tevkif ettiler. Birkaç gün sonra Uşak Jandarma Kumandanı Yüzbaşı İsmet Bey'in yardımıyla kurtulabildiler. Bu hadiseden sonra Sururi Bey, eski görevine tekrar geri döndü. Kuvayî Milliye hareketinin Uşak'a girmemesi için çalışan kaymakam, Dahiliye Nezareti’nden aldığı emir gereğince şehirde herşeyi men etti ve Uşak'ta gönüllü asker toplamakta ısrar eden Çerkez Hasan'ı tutukladı. Kaymakamın bütün çabalarına rağmen Uşak'ta Kuvayî Milliye hareketi sindirilemedi.

    Uşak'taki gizli cemiyetin yaptığı çalışmalar sonucunda Salihli cephesinden ayrılan bir bölük, Eşme'den takviye alarak, yüz yüz on kadar Kuvayî Milliyeci 17 Temmuz 1919 günü Uşak'a girdi. Bu kuvvetlerin başında Jandarma Kumandanı Tahsin Bey vardı. Kuvayî Milliyecilerin Uşak'a gireceği gün, cemiyet üyeleri tarafından bilindiğinden Hilmi Bey, Uşak istasyonunda Fransız askerlerini oyalamak için burada hararetli bir poker partisi düzenledi. Fransız askerlerinin devre dışı kalmasıyla işleri kolaylaşan Kuvayî Milliyeciler şehre girdiklerinde hemen şehrin telgraf tellerini kestiler ve belediye ve resmi dairelere kendi bayraklarını astılar. Kuvayî Milliyeye karşı olan Uşak kaymakamını ise görevden alarak iki gün gözaltında bulundurdular. Kuvayî Milliyecilerin şehre hakim olmasından sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Uşak'ta üstünlüğü sona erdi. Uşak'ın Kuvayî Milliyecilerin eline geçmesinde Jandarma Bölük Kumandanı İsmet, Binbaşı Hakkı, Alaşehir Kumandanı olup "Milli Ordu Mücahidin Kumandanı" ünvanı verilen Tahsin Bey ve Yüzbaşı Süleyman Sururi Beylerin büyük emeği vardı.

    Kütahya Mutasarrıfı Fevzi Bey'in Kuvayî Milliyeye karşı olması sebebiyle buradaki birçok silah İngilizlerin eline geçmişti. Kütahya, tarafından Uşak'a gelecek tehliaaai önlemek için çevrede Kuvayî Milliyecilerin fazla olduğu kanısını uyandırmak gerekiyordu. Bunun için
    mevhum yerlere ekmek gönderilmeye başlandı. Temmuz ayı sonlarına doğruda Yüzbaşı İsmail Bey yanındaki kuvvetlerle birlikte Gediz ve Simav'a hakim oldu. Böylece bu iki kasabada da Kuvayî Milliye hareketi başlatılmış oldu. Hilmi Bey, Kako Mehmed ve Sadık Efendiyi yanına alarak Gediz Kuvayî Milliyesini örgütledi. İsmail Hakkı da Simav'a giderek orayı da Kuvayî Milliye sınırlarına dahil etti. Simav Kuvayî Milliye Mevki Kumandanlığı görevini Kemal Bey üstlendi. Böylece Kütühya tarafından gelecek tehlike önlenmiş oldu.

    Uşak'ta Kuvayî Milliyecilere karşı muhalif olanlar "iane" toplanması ve "efrad celbi" konularında zorluk çıkartıyorlardı. Bunun üzerine, Temmuz sonunda Afyon tarafından cephe ye gidenler Eşme ve Alaşehir'den alınan kuvvetlerle Uşak'a geldiler ve muhalefette bulunanları sindirdiler. 6 Ağustos 1919 tarihinde Tahsin ve Kako Mehmed tarafından Uşak kaymakamı, belediye reisi, telgraf müdürü, polis komiseri vazifelerinden azledildi. Uşak kaymakamı Ahmed Tevfik Bey Isparta'ya gönderildi.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Uşak'ta Kuvayî Milliyecilerin muhalefeti sindirmesi İstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerine Kuvayî Milliyecilerin hristiyan nüfusa saIdırdıkları şeklinde aksettirildi. Bunun asılsız bir şayia olmasına rağmen telaşlanan işgal kuvvetleri İstanbul Hükümetine baskı yaparak Uşak'ta asayişin sağlanmasını istediler. Harbiye Nezareti, Konya'da bulunan II. Ordu Müfettişliği vasıtasıyla 23. Fırka Kumandanlığına bir telgraf çeker: "Uşak'da hükumet konağını ve subayı işgal eden kuvvetin kumandanı kimdir? Ve bu işgalden maksadı nedir? Serian bi't-tahkik iş'arı". İstanbul Hükumeti, Afyon'daki 1500 kişilik 23. fırkayı asayişi sağlamak üzere Uşak'a gönderilmesini ister. General Milne bu fıkranın Kuvayî Milliye hareketine katılabileceğini düşünerek Uşak'a gönderilmesini kabul etmez.



    Kuvayî Milliyecilerin Uşak'a yaptığı bu baskın sonucunda "şehir ufak bir cephaneyi geçmiş ise de (bu durum) esasen muhafaza olunub, komisyonlar teşkil edilerek gönüllü kaydına ve iane dercine" başlanmıştır. Kuvayî Milliyeciler şehir merkezindeki hanlarda, kumandanlar ise belediye binasında kalıyorlardı. Toplanacak iane miktarı "kasabayı altmış bin ve mülhak nahiyeye kırk bin lira olub peyderpey tahsil" edildi. Salihli ve Bozdağ cephelerinin kurulması ve Alaşehir'in bir merkez olarak anaya çıkmasıyla Uşak'tan pekçok mücahid bölük bölük Alaşehir'e gönderildi.

    Eski bir İttihatcı olmasına rağmen Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Milliyesi Cemiyeti’nde yer almayan İbrahim Bey, Uşak'ta bulunan Kuvayî Milliyecilerin halka zarar vermesinden endişe duyuyordu. Hilmi Bey'e "Oğlum, bunlarla meşgul olmamız lazımdır. Halka bir zarar gelmesin, idarelerini ele almak ister" diyerek kaygısını dile getirir. İbrahim Bey, 30 Temmuz 1919'da "Redd-i İlhak Cemiyeti"ni kurdu.

    Bu cemiyetin başkanı olan İbrahim Bey derhal Gediz'den Mehmet Rıza, Demirci'den Mazhar Nurullah, Kula'dan Raşit, Alaşehir'den Nazmi, Salihli Abdullah Salim Beylerden oluşan bir heyet kurarak çalışmaya başladı. Bu cemiyetin çalışmaları sayesinde milli kuvvetlerin halka zarar vermeleri önlendiği gibi, Uşak halkı arasında da Kuvayî Milliye hareketi büyük ölçüde yaygınlaştırıldı.

    Batı Anadolu Direnişinde Uşak

    a. Alaşehir Kongresi

    Alaşehir kongresinden önce Balıkesir ve Nazilli kongrelerinin toplanması; Batı Anadolu'nun kuzey ve güney cephelerinin savaş hatlarında ve gerilerindeki teşkilatlanmaları sağlarken, Batı Anadolu direnişini de halka benimsetiyordu. 15-16 Ağustos 1919 tarihlerinde Salihli ve Bozdağ ceplerinin merkezi konumunda olan Alaşehir'de bir kongre düzenlendi. Bu kongre Balıkesir ve Nazilli kongrelerinin üstlenmekle beraber farklı yönü, mahalli olmayıp bütün Batı Anadolu'yu kapsayacak bir üst kongre niteliğinde olmasıdır.

    Alaşehir "kongresine; Balıkesir, Manisa, Alaşehir, Sındırgı, Buldan, Gördes, Uşak, Ödemiş, Bozdağ, Inegöl, Denizli, Nazilli, Akhisar ve Ayvalık'dan temsilciler katıldı. Kongrenin açılışında duyulan en büyük eksiklik Güney Cephesinden hiçbir temsilcinin katılmamasıydı. Alaşehir kongresinde Hacim Muhittin Çarıklı başkanlığında Alaşehir temsilcisi Mustafa Bey ile Uşak temsilcisi İbrahim Bey başkan yardımcılığına seçildiler. Denizli, Aydın ve Nazilli temsilcilerinin kongreye katılmasına kadar geçen zamanda Alaşehir bölgesini ilgilendiren konular üzerinde duruldu. Bütün cepheler ile ilgili meseleler Güney Cephesi temsilcilerinin gelmesinden sonra görüşülmüştür.

    Kuvayî Milliye hareketine yürekten inanmış bir kişi olan Uşak temsilcisi İbrahim Bey, Alaşehir kongresinde aktif konuşmalarıyla önemli bir şahsiyet olarak ortaya çıkmıştı. Kongre çalışmalarımın bitmesinden hemen sonra, 26 Ağustos 1919'da yirmi kişinin katıldığı ve başkan1ığına İbrahim Bey'in yaptığı özel bir toplantı düzenlendi. Bu toplantı İstanbul'dan üç grup adına geldiğini belirten Ragıp Nurettin Bey'in ısrarı üzerine gerçekleşti. Toplantıda, İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye'nin ilk kongresini yaptığı 17 Mart'tan 25 Ağustos'a kadar Batı Anadolu'da halk hareketini bütünleştiren kararlar alındı.

    b.Uşak Kongresi

    Üçüncü Balıkesir ve İkinci Nazilli kongrelerinin arkasından Ekim ayı[41] içinde Uşak'ta bir kongre toplandığına dair bilgiler bulunmakla birlikte, bu kongreyle ilgili bilgiler oldukça sınırlıdır.

    3 Mart 1920'de Ankara'dan Kazım Karabekir Paşa'ya çekilen telgraf Uşak'ta bir kongre toplandığını kesin olarak ortaya koymakta:

    "Dersaadet'den kara Vasıf Bey'den gönderilen 26 Şubat 1336 tarihli mektubunda Türkiye ihtilal hareketini temsil eden Karakol Cemiyeti ile Uşak Kongresi hey'et-i icraiyesi namına hareket eyleyen Kafkasya'daki murahhas Baha Sait Bey'in Bolşeviklerle yaptığı bir muahede-i ittifakiye müsveddesi bunun mevaddı hakkında tadilat, izahatı havi bir de mütalaanamesi melfuf idi, Mektup ve melfufat-ı muhteviyatında Türkiye hükumet-i ihtilaliyesini temsil eden Uşak kongresi hey'et-i icraiyesi .ve Karakol Cemiyet-i ihtilaliyesiyle Kızıl Ordu'ya mensup olup elyevm Dersaadet'te bulunan Miralay İlyaçef beyninde takarrür eden esasat-ı ittifakiyenin tarafımızdan tebyiz ve imzasından sonra karakol Cemiyeti tarafından mühürlenerek teati olunacağı zikr olunuyor".

    Bu telgraftan, Uşak Kongresi’nin Türk halkı adına yapılan bir kongre niteliğinde olduğu anlaşılıyor, Kongrenin diğerlerinden en önemli farkı, Türk halkının kurtuluşunun mahalli teşkilatlanmalarla değil, daha köklü siyasi düzenlemelerde görmesidir.




+ Yorum Gönder