+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Şeyh sait isyanının nedenleri nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Şeyh sait isyanının nedenleri nelerdir








    kısaca şeyh sait isyanının nedenleri nelerdir







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Şeyh sait isyanının nedenleri nelerdir

    ŞEYH SAİD İSYANI


    13 Şubat 1925’te
    doğuda Genç ilinin Piran köyünde başlayıp kısa sürede bölgeye yayılan bir isyan
    patlak verdi. Şeyh Sait İsyanı olarak bilinen bu isyanın çıkış sebepleri üzerinde
    farklı görüşler vardır.
    Bu görüşlerden birisi, söz konusu isyan gerçekleştirilen
    inkılâplara tepki gösteren çevrelerin başlattığı bir ‘karşı ihtilal’ hareketidir.

    Medreselerin kapatılmasına ve halifeliğin kaldırılmasına karşı çıkan çevrelerin,
    saltanat ve hilafeti geri getirmek amacıyla başlattıkları bir isyandır.
    Bu konudaki bir başka görüş ise, Şeyh Sait’in Kürt kimliğinden dolayı bu
    hareketin dini değil, aslında siyasi ayrılıkçı bir hareket olduğu iddiasıdır. O sırada
    Lozan’da halledilemeyen Musul meselesinden dolayı İngilizlerle sürdürülen
    görüşmeler esnasında Musul’u Türkiye’den almak isteyen İngilizlerin, isyancıları
    destekleyerek bölgede bir Kürt meselesi çıkarmak istemelerinin de payı vardır.
    Böylece, İngilizler Türk hükümetini zayıflatarak, Musul meselesini kendi lehlerine
    çözümlemek istemektedirler. Çok zayıf bir ihtimal olarak görülmekle beraber, yeni
    devletin bütün yetkileri elinde toplamak isteyen bir politika izlemesinden dolayı,
    bölgedeki aşiret yapısının kaldırılması girişimleri yüzünden, Şeyh Sait’in
    nüfuzunu kaybetme tehlikesine karşı ayaklandığı iddiası da ileri sürülen görüşler
    arasındadır.
    Özetle bu isyanın çıkmasında tek sebepten bahsetmek doğru değildir.
    Dolayısıyla bütün faktörlerin etkilerinin olduğu söylenebilir. Ancak, en yaygın
    kanaat, yeni rejime karşı duyulan memnuniyetsizlikten dolayı oluşan tepkidir.
    İsyanın patlak vermesi üzerine dönemin Başbakanı Fethi (Okyar) Bey, olayı
    olağan görerek örfi idare ile bastırılabileceği fikrini savunurken; İsmet Paşa ve
    bazı radikal arkadaşları bu hareketi inkılâplara tepki olarak değerlendirerek, çok
    sert tedbirlerle bastırılmasını isterler. M. Kemal Paşa’nın ikinci görüşü
    benimsemesi üzerine Fethi Bey görevden ayrılır. Yeni hükümeti kurma görevi
    İsmet Paşa’ya verilir. İsmet Paşa’nın hükümeti kurmasından sonra ilk olarak
    Takrir-i Sükun Kanunu’nu çıkarır. 4 Mart 1925 tarihinde iki yıllığına çıkartılan
    Kanun’a göre, ülkedeki isyanları bastırmak için İstiklal Mahkemelerinin kurulması
    kararlaştırılır. Bu amaçla biri Ankara’da diğeri ise isyan bölgesinde olmak üzere
    iki istiklal mahkemesi kurulur. Bu arada Yaklaşık iki ay süren askeri harekât
    sonucunda isyan bastırılır.
    Başta Şeyh Sait olmak üzere isyancılar idamla
    yargılanarak cezalandırılırlar..Yargılama esnasında Şeyh Sait’in verdiği ifadelere
    bakılırsa, isyanın siyasî boyutu yoktur. Yani, isyancıların gayesi Kürt Devleti
    kurmak değildir. Medreselerin kapatılmasına ve halifeliğin kaldırılmasına yönelik
    dinî bir tepkiden ibarettir.
    Bu gelişmenin yanı sıra isyanın çıkmasında etkileri görülen çevrelere karşı sert
    önlemler alındı. İsyan sonrasında, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, isyandan
    sorumlu tutularak 5 Haziran 1925’te kapatıldı. Ayrıca basına sansür getirilerek,
    İstanbul’da yayınlanan Tevhid-i Efkar, İstiklal, Aydınlık, Son Telgraf, Tanin ve
    Sebilürreşad gibi bazı muhalif gazete ve dergiler kapatıldı ve gazeteciler tutuklandı.
    Yine, isyan sonrası iç politikaya ağırlık verilerek laikleşme yolunda yeni
    adımlar atıldı. Bu amaçla çeşitli çevrelerce istismar edilen tekke, zaviye ve
    türbeler kapatılarak; şeyhlik ve dervişlik gibi ünvanlar yasaklandı. Daha da
    önemlisi Takrir-i Sükun Kanunu’nun getirdiği ortamdan yararlanılarak Türk aile
    yapısında değişiklikler meydana getiren Türk Medeni Kanunu bu dönemde kabul
    edildi (17 Şubat 1926).





+ Yorum Gönder