+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda İdil Bulgarları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ahmet @ Arif
    Devamlı Üye

    İdil Bulgarları








    İdil Bulgarları

    İdil Bulgarları hakkında bilgi


    İdil Bulgarları 7-10'ncu yüzyılları arasında ortaya çıkan bir Türk topluluğu. Ilk Bulgar hanlığının Hazarlar tarafından dağıtılıp, Ön bulgarlar halkının ikiye bölünmesinden sonra meydana gelmiştir, ve 13'ncü yüzyıla kadar toplu halde kalmış olan bir halk olmuşlardır.

    Ön bulgarların güneybatıya göç eden Tunabulgarları bölümü 9'ncu yüzyılda hristiyanlığı, İdil Bulgarları ise 8'nci yüzyılda Islam'ı kabul etmişlerdir.

    İdil Bulgarlarının kuzeyde kurdukları hanlık, bölgede önemli ticari güce sahib olmuşdur. Sonradan bu devletin kültürel mirası, Cengiz Hanın Altın Ordu'suna akmış ve en sonunda Kazan-Tatarları tarafından sürdürülmüşdür.

    Kazan tatarları 19'ncu yüzyıla kadar kendilerine hala "Tatarlar" değıl "Bolgarlar" denilmesine önem vermişlerdir. Çuvaşlarda kendilerini İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler. Günümüzün milliyetçi Çuvaşları, hala ülkelerinin adına "Çuvaş Cumhuriyeti" yerine "Bolgar Cumhuriyeti" adı verilmesi gerektiğini vurgularlar.


    10'ncu - 13'ncü yüzyıllar arasında İdil Bulgarları hanlığı.


    Tarih

    Kubrat han'ın kurduğu ilk Bulgar hanlığının 640 yılında Hazarlar tarafından mağlub edilmesi sonucu Ön bulgarlar iki büyük kola ayrılıp karadenizin kuzeyinde ki eski memleketlerini terk etmişlerdir. Kubrat'in oğlu Asparuh han ile güneybatıya göç eden kol Balkanda kurdukları hanlık günümüzün Bulgaristan'ının temeli olurken, Kotrag han ile kuzeye göç edenler İdil Nehrine bitişik bir hanlık kurarak İdil Bulgarlarını oluşturmuşlardır. Ön bulgarların, Kubrat'ın diğer bir oğlu olan Bayan'ın yanında kalan bölümü, Hazarların kontrölü altında yaşamayı kabul etmişlerdir. Bu yüzden Hazar hanlığında kalanlara "Kara bulgar", ve İdil Bulgarları "Ak bulgar" da denilir.

    İdil Bulgarları'nın bağımsız bir devlet kurmaları, rus Çarı Svatoslav I. 966 yılında Peçenekleri mağlub edib Hazar hanlığını da dağıtmasına kadar beklemişdir.

    İdil Bulgarları 922 yılında, Han Alamuş (Almuş, Almas, Almış) hükümdarlığı sırasında Islam'a geçmişlerdir.

    Han Alamuş, bir kale yapımı içim Bağdat'da ki El Muktadir Halifesinden yardım istemiş, ve Halife Kale mimarları ile birlikte din adamlarıda gönderip, Islama geçişi Kale yapımı yardımı için şart kılmışdır. Böylece İdil Bulgarları, daha Karahanlılardan bile önce toplu halde Islama geçerek, ilk toplu Islama geçen Türk halkı olmuşlardır. İdil Bulgarlarının müslüman olmasından dolayı, daha güneyde bulunan islami halklarla iletişimleri ve alışverişleri artmış, ve böylece arap ülkelerinden Ruslara giden lüks malların ticaretini kontröl etmeye başlamışlardır.

    İdil Bulgarları başarılı bir tarımcılık geliştirip, Bolgar, Bilar (2'nci başkentleri), Suar (Suvar), Kaşan, Çükätav (Juketav), Aşlı (Oshel), Tuxcın (Tukçın), Ibrahim (Bryakhimov) ve Tavile gibi birçok kentler kurmuşlardır. Ayrıca birçok Camii'ler ve kervansaraylar inşa etmişlerdir. 10'ncu yüzyıla kadar hala, en azından yaz aylarında tahta evleri terk edip çadırlarda oturmuş oldukları bilinir.

    İdil Bulgarları için en mühim komşuları, Hazar hanlığının 966 yılında yıkılmasından sonra Ruslar ve Peçenekler olmuşlardır. 11'nci yüzyılın ortalarında İdil Nehrinin güneyinde yaşamış olan Peçeneklerin yerini Kipçaklar ( ya da Komanlar) almışdır.

    1006 yılında İdil Bulgarları, ticari amaçlardan dolayı ilk kez Ruslarla diplomatik bağlantılar kurmuşlardır. Ibrahim Han döneminde (1006-1025) bu bağlantılar Horasana kadar uzanmışdır. 12'nci yüzyılda ama Rus prensleri Bulgar tüccarlarının yolunu kestirip onları soydurdukları ve hatta onlara işkence ettirdikleri için, Ruslar ile aralarında ciddi sorunlar yaşanmışdır. 1117 yılında Prens Juri Dolgoruki (hükümdarlık süresi: 1125-1157) ve Kipçak Han'ı Ayepa arasında bir birleşme anlaşması gerçekleşmişdir. Bulgarlar ama Ayepa Han'ı ve diğer Prensleri zehirliyerek bu anlaşmayı dağıtmayı başarmışlardır.

    Andrei Bogoljubski (hük. 1157-1174) hükümdarlık zamanında İdil Bulgarlarına saldırmış ve devletlerini tekrar tehtit etmişdir. Ruslara karşı sürdürülen bu savaşların birisi Han Gadbulla Çelbir (hük. 1178-1225) zamanında gerçekleşmiş ve bundan kısa süre sonra Moğollar Kalka'yı yağmalamalarından dönüşlerinde İdil Bulgarları ülkesini basmışlardır. Moğolların gücü artması devam sürdükçe İdil Bulgarları devletinin sonu kaçınılmaz olmaya başlamışdır.

    1236 yılının sonbaharında Batu Han gelmişdir; İdil Nehrinin civarında Ruslara karşı saldırmak için toplanan dev ordusu Bolgar kentini talan etmişdir. Böylece büyük bir katliam ile İdil Bulgarları hanlığının sonu gelmişdir. Hayatta kalan İdil Bulgarları Moğol ordusuna katılmaya zorunlu tutulmuşlardır. Cengiz Han'ın Altın Ordu döneminde İdil Bulgarları toprakları ve inşa ettikleri kentler Cengiz Han'ın aristokratları için bir merkez haline gelmiş ve 14'ncü yüzyıla kadar bu önemini korumuşdur.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    İdil Bulgarları

    İdil Bulgarları hakkında kısa bilgi



    İdil Bulgarları 7-10'ncu yüzyılları arasında ortaya çıkan bir Türk topluluğu. Büyük Bulgarya Hanlığı'nın Hazarlar tarafından dağıtılıp, Ön bulgarlar halkının bölünmesinden sonra meydana gelmiştir, ve 13'ncü yüzyıla kadar toplu halde kalmış olan bir halk olmuşlardır.

    Ön bulgarların güneybatıya göç eden Tuna Bulgarları bölümü 9'ncu yüzyılda hristiyanlığı, İdil Bulgarları ise 8'nci yüzyılda İslam'ı kabul etmişlerdir. Kurdukları devlet şaibeler olsa da yapılan araştırmalara göre ilk müslüman Türk devletidir.[kaynak belirtilmeli]

    İdil Bulgarlarının kuzeyde kurdukları hanlık, bölgede önemli ticari güce sahib olmuşdur. Sonradan bu devletin kültürel mirası, Cengiz Hanın Altın Ordu'suna akmış ve en sonunda Kazan-Tatarları tarafından sürdürülmüşdür.

    Kazan tatarları 19'ncu yüzyıla kadar kendilerine hala "Tatarlar" değıl "Bolgarlar" denilmesine önem vermişlerdir. Çuvaşlarda kendilerini İdil Bulgarlarının torunları olarak görürler. Günümüzün milliyetçi Çuvaşları, hala ülkelerinin adına "Çuvaş Cumhuriyeti" yerine "Bolgar Cumhuriyeti" adı verilmesi gerektiğini vurgularlar





+ Yorum Gönder