+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türkçe Dersi Forumunda İletişim Araçlarındaki Türkçe Hataları Nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    İletişim Araçlarındaki Türkçe Hataları Nelerdir








    İletişim Araçlarındaki Türkçe Hataları


    1 Yabancı dillerin Türkçe’ye etkisi
    2 Mecazların, deyimlerin yanlış kullanımı
    3 Söyleyiş (telaffuz) yanlışları
    4 Eş anlamlı sözcüklerin cümlede bir araya getirilmesiyle oluşan Türkçe hataları
    5 Genel anlatım bozuklukları



    Kitle iletişim araçlarından radyo ve televizyon, bize doğru ve güzel Türkçe’yi öğretecek kurumların başında geliyor Bu nedenle, bu kadrolara alınacak elemanların titizlikle seçilmeleri gerekiyor Oysa günümüzde spikerler, sunucular o kadar çok Türkçe hatası yapıyor ki… Şimdi yapılan yanlışları ve bunların hangi tür yanlışlar olduğunu görelim:

    1 YABANCI DİLLERİN TÜRKÇE’YE ETKİSİ:

    Arkadaşlar, hepimizin de bildiği gibi, dilimiz yabancı dillerin etkisinde kalıp, zamanla değişiyor Bu yabancı sözcükleri nerelerde görmüyoruz ki! Dükkan, otel, restoran isimleri; yiyecek, içecek isimleri; sokak, cadde isimleri; televizyon, radyo kanallarının isimleri… Rainbow Kasabı, Hilton Oteli, Washington Restourant, Coca-Cola, William Thompsen Caddesi, Show TV, flash TV, Star TV, Power FM… gibi
    Bunların dışında bir de teknoloji sektörüne ait terimler, markalar var ve her an bizimle Dell markalı bilgisayar, PC, çetleşmek, CPU, RAM bellek, mouse, monitör, @ işareti…gibi
    Teknoloji devlerinin yabancı olması, terimlerin İngilizce vb bir dilde olması bizi pek etkilemiyor Zamanla bu sözcüklere öyle alışıyoruz ki, onları özünde Türkçe sözcüklermiş gibi konuşuyor, hatta çekim ekleriyle birlikte kullanıyoruz
    Tabii ki bazı kurumlarımız bu konulada çalışmalar yapıyor, ancak dilimize bu denli yerleşmiş sözcükleri tamamen ortadan kaldırabilmek çok zor Size Yurtsan ATAKAN isimli yazarımızın bu konudaki fikirlerini de aktarmak istiyorum:
    “Sekiz yıldır yayınlanan bu sayfayı hazırlamaya başladığım ilk günden beri, yabancı kaynaklı yeni teknolojik terimlere Türkçe karşılıklar uydurmaya çalışıp, kullanırım Kimi tutar, kimi tutmaz Örneğin ''web site'' yerine ''İnternet sitesi'', ''search engine'' yerine ''arama makinesi'', ''to hack'' yerine ''haklamak'', ''homepage'' yerine ''ana sayfa'' gibi terimler yaygın kabul gören buluşlarımdan bir kaçıdır Buna karşılık kabul görmeyen önerilerim de çok olmuştur Ama İngilizce’sini kullanmaktansa, yeni bir karşılık uydurup kullanarak önermeyi hep daha doğru ve sorumlu bir davranış olarak görürüm
    Bu yılın başında CNN-Türk'te Üçüncü Kuşak isimli bir program hazırlayıp, sunuculuğunu da yapmaya başladığımda, yazılı basında karşıma çıkmayan bazı sorunlarla karşılaştım Örneğin GPRS, GPS gibi İngilizce kısaltmaların okunuşları sorun olmaya başladı Yine yazarken kılçık çıkartmayan ''@'' işaretinin nasıl okunacağı da sorun oldu Bu işaret İngilizce'de ''at'' (okunuşu et) olarak telaffuz ediliyor Türkçe karşılığı ''de'', ''da'' eki Yani İngilizce ''yurtsan et hurriyet dat kam dat ti ar'' dediğinizde, ''hurriyetcomtr'de yurtsan'' gibi bir anlamı oluyor Bu işareti sunuculuk yaparken ''et'' gibi bir saçmalık yerine ''adres işareti'' diyerek okumaya başladım Programın metninde geçen ''@'' işaretlerinin de seslendirme sırasında ''adres işareti'' diye okunmasını istedim Program yönetiminden itiraz geldi, ''sen bildiğin gibi oku ama bizim prensiplerimiz, standartlarımız var, bu işaret her programda ''et'' diye okunur, değiştiremeyiz''”
    Bir diğer yanlış kullanım da super soft sözü Bakın Prof Dr Hamza ZÜLFİKAR bununla ilgili ne diyor: “… Selpak marka adının altındaki super soft sözü gerçekten bizi rahatsız ediyor "Çok yumuşak" sözünün açık anlatımından dolayı daha etkili olduğunu, kullanana daha çok şey vereceğini düşünüyorum Öte yandan dilimize Fransızca’dan geçen ve harika yerine kullanılan super sözü, süper diye yazılır "Süper yumuşak" dense kanaatimce bu da yadırganır Bu bakımdan keşke üretici firma, super soft yerine "çok yumuşak" veya "ipek yumuşaklığında" sıfatlarını kullansa”


    2 MECAZLARIN, DEYİMLERİN YANLIŞ KULLANIMI

    Çoğumuz biliyoruz ki, televizyondaki reklamlar, en çok küçük çocukların dikkatini çekiyor Ekrandaki sahneler sürekli değiştiği için, onlara göre çok daha çekici Dil de insanın çok küçük yaşlarda kazandığı bir olgu O halde televizyonun, özellikle de reklamların çocukların dil gelişimi üzerindeki etkisi çok büyük Bu nedenle, reklamlarda Türkçe’nin çok iyi kullanılması gerekiyor Ne yazık ki bazı yapımcılar, bu denli ince düşünmüyor
    Size Emre KONGAR’ın İnternet sitesini gezerken rastladığım bir yazıdan bahsetmek istiyorum Burada bir reklam hatasından bahsediliyor: Turkcell reklamlarını eminim çoğunuz izlemişsinizdir Bunlardan bir tanesinde, radyo sunucusu Kadir ÇÖPDEMİR de oynuyor ve Cell-O isimli kahramanın koşturduğunu görünce şu sözleri söylüyor: “Dinlen be abi, kalıbı dinlendir!” sizce bu “kalıbı dinlendirmek” ne demek?
    Aslında Türkçe argosunda, “kalıbı dinlendirmek” deyimi, “ölmek” anlamında Ancak reklamda sadece “dinlenmek” anlamında kullanılmış
    Bu bize deyimlerimizi anlamına uygun şekilde kullanmamız gerektiğini söylüyor gibi Sizce de öyle değil mi? Yoksa bu şekilde dinlendirmek istediğimiz adamı, farkında olmadan öldürürüz


    3 SÖYLEYİŞ (TELAFFUZ) YANLIŞLARI

    Yaman TÜZCET ekranda ve radyoda sıkça yapılan dil yanlışlarını bir kitapta topladı Ben de bu konuda, izin verirseniz onun bu kitabından yararlanmak istiyorum
    Afganistan : Bir çok spiker, bu sözcüğü AfgaNİStan şeklinde okuyor Ancak vurgu son hecede olmalı ve AfganisTAN şeklinde okunmalı
    Nisan :Bu sözcük okunurken “i” harfi uzatılmalıdır
    No’lu :Metinde bu şekilde yazılsa bile, bunu “Numaralı ”şeklinde okumalıyız
    Nema :Arapça kökenli olan bu sözcük, kendi anlamını verebilmesi için, “a” harfi uzatılarak okunmalıdır
    68’li yıllar, 96’lı yıllar :Bu ifade de yanlıştır Tekli yılların çoğulu olmaz Doğrusu, “60’lı yıllar, 90’lı yıllar” şeklindedir
    Prof Dr Hamza ZÜLFİKAR da, iletişim araçlarındaki söyleyiş yanlışlarıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Televizyon spikerleri Irak’taki savaşı anlatırken bu ülkedeki bazı yer adlarını başlangıçta gereği gibi telâffuz edemediler Yanlış telâffuz edilen yer adlarından biri Nasırıye idi Uzun heceleri kısa söylemeyi alışkanlık hâline getiren M Ali Birand’ın yanı sıra özellikle özel televizyonlardaki genç spikerler bu yer adının ilk hecesini günlerce kısa söylediler Bu yer adının uzun söylenen ilk hecesi kısa söylenince, sürekli sürtünmeden dolayı el ve ayakta sertleşmiş deri anlamındaki nasır kelimesi akla geliyor Vaktiyle Afganistan’ın başkenti Kâbil de gündeme geldiğinde bu tür söyleyiş hataları yaşanmıştı Batılılara uyup bazı spikerler Kabul demeye başlamışlardı Bereket versin kısa sürede bu tür hatalar çabuk gideriliyor”


    4 EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLERİN CÜMLEDE BİR ARAYA GETİRİLMESİYLE OLUŞAN TÜRKÇE HATALARI

    Çevremizde bu tür hatalar çok yaygın Nedeni ise belki de sadece pekiştirme yapmak Bu konuyla ilgili olarak, Kemal ATEŞ’in “Öğretemediğimiz Türkçe” isimli kitabından bulduğum örnekleri sizinle paylaşmak istiyorum
    Haberlerden alınmış birkaç cümle:
    • “Cumhurbaşkanlığı sorunu meselesi…”
    • “Atmosfer ortamı havasında…”
    • “Gelecekte istikbali olan bir gencimiz…”
    Emre KONGAR da bu konuda bir hayli dertli Yazılarında, eş anlamlı kelimeleri art arda sıralayan Başbakanlığa kadar yükselmiş politikacılardan çokça bahsediyor bizlere…


    5 GENEL ANLATIM BOZUKLUKLARI

    Bu konumuzda ise, karışık birkaç örnek vermeyi düşünüyorum Bu nedenle bu konu başlığını kullandım arkadaşlar
    Mehmet BARLAS Haluk LEVENT'e soruyor: "Türkiye'nin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına 4 türkü alsan, en türkü hangisini alırdın?"
    Süreyya AYHAN: “Zaten sporun amacı kardeş, barışlık ve dostluktur"
    Pazar Keyfi "Kim Şık Kim Rüküş" bölümünde dış ses:"İki elini başının arasına koy da bir düşün"
    Aziz YILDIRIM, Daum ile ilgili yaptığı açıklamanın sonunda: "Tamam arkadaşlar, ok? Thank you"
    Star gazetesinde Mısır'da meydana gelen patlamayla ilgili haber: "Mısır Patladı! 31 Ölü"
    flash TV'de bir sunucu: "Yaptığınız en büyük çılgınlık nedir ya da ney?"
    Öğrenciler: “…yurt çıkıncaya kadar…” (Doğrusu: “…yurt sırası çıkıncaya kadar…”)
    TRT spikeri: “Klasik, ama çok bilinen…”
    TRT spikeri: “Evliliğinizi kırk yıl yaşatmak için, ne tip fedakarlıklarda bulundunuz?”
    Cumhuriyet gazetesi: “Belediye hoparlöründen sesli olarak yapılan yayından sonra…”
    TV’deki sunucu: “Saatlerimiz 10’a 10 var Bir başka deyimle 9:50”
    Turgut ÖZAL: “Türkiye’nin çıkarının lehinde görmekteyiz”
    Faruk K DEMİRTAŞ adlı yazarın yazısından: “Herhalde gözden kaçmış olsa gerek”
    Bir öğrenci: “Türkçe sözcüklerinin baş harfi…”
    Erkan YOLAÇ (TV1): “Katiyen evet hayır kelimesini kullanmayacaksınız”
    Tansu ÇİLLER: “Kol kırılır, yen içinde kalır” (Doğrusu: “Kol kırılır, yen kalır”)
    Sinekli BAKKAL: “Açgözlü gözlerle kızın gözlerini aradı”
    Mehmet BARLAS (Star1- 11011992): “Ölümlü birer insanlarsınız”
    Bir haber spikeri: “Bazıları hiç umarsızca tüplerin yanında sigara içiyor” (Doğrusu: “Bazıları hiç umursamadan tüplerin yanında sigara içiyor”)
    Haber spikerleri: “…Başbakanın koruması…” (Doğrusu: “…Başbakanın koruma polisi…”)








  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Kitle İletişim Araçlarında Yapılan Dil Yanlışları

    Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.

    Türkçe’nin bugünkü durumunu ele aldığımızda ilk anda göze çarpan olumsuzluklar; batı kökenli kelimelerin dilde fazlasıyla kullanılıyor olmasından kaynaklanıyor. Batı dillerinin, özellikle de İngilizce’nin etkisi ile karşı karşıyayız.

    Dildeki bu yozlaşmaya yol açanların başında, sayıları artık hesap edilmeyen pek çok televizyon kanalı ile radyo gelmektedir.

    Kitle iletişim araçları, toplumsal iletişim biçimlerinin, doğal olarak dilin sürekli kullanıldığı alanlardır.

    Bu araçlar, dil kullanımının hemen her düzeyinde etkinlik göstermektedirler. Örnek olarak; bireysel dili, bilim dilini, kültür dilini ve eğitim dilini gösterebiliriz. Bu yüzden, kitle iletişim araçlarının dili etkileme gücü çok yüksektir. Türkçe’nin anlam ve anlatım imkanları bu araçlarla geliştirilebileceği gibi köreltilebilir de. Ne yazık ki, bu durum ülkemizde köreltme şeklinde ortaya çıkmaktadır.

    Birçok televizyon yapımı, farklı dil kullanımını gerektirmektedir. Bu farklılık bu kuruluşlarda 'dil denetimi, dil yönetimi' gibi kurulları gerekli kılmaktadır. Oysa böyle bir duyarlılık olmadığı gibi; millî dilin yapı ve anlam biçimlerine, doğal düzeyde bir özene bile rastlanmamaktadır.

    Özenden çok bilinçsizlik, saygısızlık ve sorumsuzluk hakimdir.





+ Yorum Gönder