+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türkçe Dersi Forumunda Düzeltme İşareti (^) kullanımı nasıldır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Düzeltme İşareti (^) kullanımı nasıldır








    Düzeltme İşareti (^)

    1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur.
    Örnek: adem (yokluk), âdem (insan);
    adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık);
    alem (bayrak), âlem (dünya, evren);
    alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin);
    aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun);
    hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç);
    hal (pazar yeri), hâl (durum, vaziyet);
    hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz);
    şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

    dzeltmearetikullanimina.jpg

    UYARI: Katil (< katl = öldürme) ve kadir (< kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (< ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır.


    2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur.
    Örnek: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût.

    3. Nispet i’sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk’ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması da önlenmiş olur.

    Nispet i’si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
    Örnek: millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.

    4. Kişi ve yer adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır.
    Örnek: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki








  2. Zeyneb
    Bayan Üye





    Düzeltme İşaretinin Kullanımı nasıl olmalı

    Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanı> bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.

    a. İnceltme görevi

    „Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

    dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
    bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
    mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
    ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
    billûr, üslûp, velût

    Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.

    plâj, plân, plâk, klâ>, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm

    Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.

    lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak

    Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazı> başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:

    Hâlâ il hala
    Kâr ile kar

    b. Uzatma görevi

    Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.

    Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:

    Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazı> kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazı> başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazı> şekilleri vardır:

    Âdet: gelenek, alışkanlık adet: sayı
    Yâr: sevgili yar: uçurum
    Âlem: dünya, evren alem: bayrak
    Şûra: danışma kurulu şura: şu yer
    Hâlâ : şimdi hala: babanın kız kardesi

    Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):

    “âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”

    Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.

    İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

    Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî

    Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz. Çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi

    Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur. Altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî

    Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.

    Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.

    ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme

    Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:

    (Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
    (Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
    (onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler

    Üçüncüsü: Aynı harflerle yazı>, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:

    bîçare, bîvefa, bîtaraf;
    bihakkın, bizatihi, bilumum





+ Yorum Gönder