+ Yorum Gönder
Coğrafya ve Türkiye coğrafyası Forumunda Tahtalı dağı teleferik hattı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. GÜLNUR
    Devamlı Üye

    Tahtalı dağı teleferik hattı








    Tahtalı Teleferiği


    Tahtalı dağı teleferik hatt1.jpg



    Buranın en ilginç ve bizim millet tarafından elbetteki pekte bilinmeyen atraksiyonu Tahtalı Dağı ‘ndaki teleferik. Aslında önemli bir kısım burayı gördü ama gerçekten bileni azdır sanırım. “Nefes” filminin çekildiği o dehşet kış şartlarının canlandırıldığı yer doğuda değil Antalyaya az bir mesafe ötedeki Tahtalı Dağı ‘nda teleferiğin zirve istasyonunun yakınlarında çekilmiş.

    4350 m uzunluğuyla Avrupanın en uzun, dünyanın ise ikinci teleferik hattı burası. (En uzunu sanırım İrandaki Tochal olmalı) İsviçreli bir firmanın ağırlıklı ortaklığı ile inşa edilmiş ve işletilmekte.

    Nette teleferiğin karların üzerinde tepeye çıkışını gösteren güzel fotoğraflar var. Nisan ortasına dek bu manzarayı görebilmek mümkünmüş.

    Neyse, nasıl gidilir kısmını cevaplayalım öncelikle. Kemerden kalkan minibüsler sizi giriş kapısına dek getiriyor. Bundan sonra, teleferikçilerin minibüsleri yada yukarı yolcu taşıyan turların araçlarına takılarak çıkabilirsiniz. Minibüsler milli parkın girişinde yolun hemen sağında bekliyorlar. Ama kalkış ve dönüş saatleri hakkında bir fikrim yok.

    Yol oldukça virajlı. Bizim minibüsteki Rus çocuklar kustu. Mete kendini kötü hissettiğini söyledi ama şükür ki direnebildi.

    Biz bir acenta vasıtası ile buraya geldik. Araçta biz dahil dokuz kişi var. Diğer turlardan da gelenlerle beraber teleferik kapasitesi olan seksen kişiyi tamamlayarak ekseriyeti Arap ve Ruslardan oluşan bir kitle ile beraber yukarıya çıkıyoruz.

    Oğlan iyi. Ama ben gerginim. Hemen çıkışta iki kere zıplıyoruz. Ah ruhum vah bedenim. Sanki o anlarda birbirlerinden ayrılıyorlar.


    Teleferikte Yükselirken

    Yükseldikçe deniz tarafında Akdeniz, Phaselis, açıklardaki Üç Adalar ‘ın hepsi gayet net bir şekilde görülüyor. Yemyeşil bir vadi, yalçın kayalıklar… Neredeyse beş km. ye yakın yolculuğumuz süresince ayaklarımızın altından kayıp gidiyor hepsi.

    İki kez daha zıplıyoruz. Üçüncüsü sert, sonuncusu ise epeyce hafif oluyor diğerlerine nazaran.

    Sonunda teleferik dağın tepesine ulaşıyor. İlk intibah olarak oldukça düzenli ve temiz bir yer olduğunu fark ediyorum.

    Seyir terası olan üst kata çıkmak için asansörler mevcut ama Ruslar pek sıra vb gibi kavramlara yakın insanlar değiller. Bu nedenle seyir terasına merdivenleri çıkarak ulaşıyoruz.

    Şansımıza pek rüzgar yok. Ama estiği ender zamanlarda üşütüyor insanı. Sanırım üşüyen sadece biz olmalıyız çünkü Rus dilberler burada da olabildiğince açık bir şekilde arz-ı endam eylemekteler.

    Manzaraya gelince… Deniz kıyısı alışılageldik Akdeniz manzarasına sahip. Öte yandan bana göre en etkileyici kısım sıra sıra dizili Torosların görünümü. Dev, kahverengi dalgaları andıran dağ silsileleri peşi sıra ufka doğru dizilmiş. Ağaçsız, kıraç, hüzünlü dalgalar… İlerideki dağ silsilesinin üzerinde hala kar var sanırım. Son zamanlarda yürüyüş rotalarına eklenen bir iki patika var ilerideki tepelerin sırtlarında. Ama fotoğraflarda gördüğümüz o karlı görünümü hatırlatan hiç bir iz yok. (Sorduğumuzda karın en son Nisan ayı içerisinde görülebileceğini söylediler)


    Teleferiğin seyir teraasından Toroslar

    Aşağıya inip kafeteryada zaman geçiriyoruz. Türlü renkte, türlü çeşitte sayısız böcek uçuşup duruyor etrafımızda. Ruslar şuursuzca para harcarken Araplar durağan tavırlarla manzarayı izliyorlar. Zamanın durduğu anlardan birindeymişim gibi hissediyorum bir süreliğine kendimi.


    Tahtalı Teleferiği

    Dönüşe geçiyoruz. Teleferiğin içi gene ana baba günü. Tutunacak bir yer yok. Kendimden geçtim; oğlumla eşim rahat olsun yeter diyorum. Bu sırada Alman olduğunu sandığım uzun boylu, sarışın genç bize yer açıyor. Türkmüş ve yamaç paraşütü eğitmeniymiş. Günde üç kez inip çıktığını, alıştığı için artık tutunmadığını söylüyor. Tevazu sahibi, insana güven veren bir tip. Öte yandan bir grubu getiren rehber bayan ise haftada bir kez buraya geldiğini ama bunun bile ölüm olduğunu söylüyor. Gülüşüyoruz.

    Teleferik aşağıya inerken sarsıntıları daha güçlü hissediyorum. Hatta sonuncusunda www.alasayvan.net adamın biri çığlık atıyor.

    Sonunda ayaklarımız yeniden yere basıyor. Minibüse binip dönüşe geçiyoruz. Ters yönde kah yürüyen kah bisikletle gelen turistleri görüyorum. Alışageldiğimiz şekilde yerli turistlerin bilmediği, bilse de gelmeye üşendiği ilginç bir deneyim Tahtalı Teleferiği…








  2. Nesrin
    Devamlı Üye





    Tahtalı Teleferiği tahtalı dağda bulunan bir teleferiktir. ancak bu teleferik halkımız ca pek bilinmemektedir. ayrıca bu tahtalı dağ antalyaya yakın olan bir yerdir. ve bu dağda ünlü bir film olan nefes filmi çekilmiştir. ancak bunu bilen çok kişi yoktur.




+ Yorum Gönder