+ Yorum Gönder
Türkiye Gezi Rehberi ve Türkiye'yi Tanıyalım Forumunda Tarihi yerlerin önemi, Tarihi yerlerin önemi nedir, Müzelerin Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Tarihi yerlerin önemi, Tarihi yerlerin önemi nedir, Müzelerin Önemi








    Tarihi yerlerin önemi


    Tarihi eserler geçmişten günümüze ulaşan, ait olduğu dönemin izlerini, kültürünü, yaşam tarzını yansıtan eserlerdir. Bir eserin tarihi eser olarak adlandırılabilmesi için ille de sanat kaygısı ile yapılmış olması gerekmez. Sanat eserlerinin sanatçısı belli olmakla birlikte çoğu tarihi eserin yapanı, sanatçısı belli değildir. Tarihi eserler geçmişte yaşamış insanların dinleri, kültürleri hakkında eşsiz bilgiler sunar.

    Evrensel kültür: Farklı ırkları, farklı dilleri içine alan kültürdür. Bütün kültürleri içeren bir kültür çeşididir. Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada sonraki kuşaklara iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü.

    Ulusal kültür: Ulusal (milli) kültür, bir millete kimlik kazandıran, diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan, tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Bir toplumu millet yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan ulusal (milli) kültürdür. Bir millete özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Bir milletteki Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.

    Tarihi eseröneminin dokusu, kültürü hakkında ip uçları veren, geçmişten geleceğe armağan niteliği taşıyan sanat eserleridir. Tarihi eser geçmiş uygarlıklardan kalan kalıntı ve eserlere verilen genel bir addır. Eski uygarlıklardan kalan her kalıtının bir değeri vardır.

    Tarihi eser denilince akla ilk, müzeler, kitaplar, kazılar, resimler, haberler, makaleler ve eski dönemlerde yaşamış insanlardan günümüze gelen var oluş nedeni veya bazen ne olduğu bilinmeyen varlıkların araştırılması gelir..

    Tarihi eserlerle yüzyıllar öncesine kadar gidip, yaşamları, dinleri, giyim şekillerini, şehirleşme özelliklerini görebiliyoruz. Bu yüzdende Tarihi eserlerin ortaya çıkması bizlerin geleceği için büyük önem taşıyor. Bu yönde birçok vakıfta restore işlemleri ile bulunan Tarihi eserleri geleceğe taşıma görevini yüklenmiştir.

    İçinde yaşadığımız çağda, bilim, sanat, kültür, medeniyet ve uygarlığın gelişimini/ toplumların geçmişini simgeleyen müzecilik, aynı şekilde çeşitli bilim dalları içinde etkinliğini gösteren önemli bir kültür ve sanat faaliyetidir de. Müze çalışmalarının önemli amaçlarından biri, geçmişe ait kültür, sanat, bilim yapıtlarını, tarihi eserleri ve doğa nesnelerini toplama, inceleyerek, koruma, bunları toplumun hizmetine sunarak, gelecek nesillere önemli bir miras olarak bırakmaktır.
    Tarihi eserler kendi içinde bir çok bölüme ayrılır. Arkeolojide tarihi eserler, temel iki bölümden oluşur.

    I.Taşınabilir Kütür varlıkları
    II.Taşınmaz Kültür Varlıkları
    Taşınabilir Kültür varlıkları:
    Bunlar isminde anlaşılacağı gibi taşınabilen eşyalardır. Bunlar çanak, çömlek, vazo, sikkeler, heykeller v.s. kısacası aklınıza gelebilecek her şey diyebiliriz.

    Taşınmaz Kültür varlıkları:
    Taşınmaz denilince tarihi yapılar, hanlar hamamlar, su yolları, çeşmeler, gibi yerinden kaldırılması yasak olan eserlerdir.

    Müze*
    Kültürel ya da tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi, toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar.

    Ayrıca müzeler, toplumu aydınlatmak amacıyla insan soyunun gelişimi, doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir.

    Müzelerin önemi*
    Müzeler, tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek, hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır.

    Müzelerde bulunan nesnelerin anlam ve önemi müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak, ayrıca rehber eşliğinde yapılan gezilerle açıklanır. Böylece, ziyaretçilerin müzede yer alan eserler hakkında ayrıntılı bilgi edinmeleri sağlanır. Sergiledikleri geçmişe ait eserlerle, ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunan müzeler, aynı zamanda etkin katılım ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan eğitim kurumlarıdır.

    Orta Çağ’da gerçek anlamda müze yoktu. Kilise ve manastırlarda zengin eşya koleksiyonları bulunuyordu. Fransa’da önce sanat daha sonra da tarihi eserlerin sergilenmesine başlandı. Kral ve önde gelenlerin bir araya getirdikleri eserler koleksiyon olarak sergilenmeye başlandı. Bu çalışmalar, müzecilik, müze kurma fikrinin de çekirdeğini oluşturdu. Kazı çalışmalarının başlaması 18. yüzyılın ikinci çeyreğinde olmuştur. Halkın gezebileceği müzeler kurma fikrini ilk olarak La Font de Saint Yenne (La Fon dö Sen Yen) adında bir Fransız yazar ortaya atmıştır(1746). Ancak, bu müze 1785 yılında kapanmıştır.

    Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlıklar yaşanmıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları, anıtları belgeleri müzelerimizde sergileniyor. Yurdumuzda 1995 yılı istatistiklerine göre resmi ve özel kuruluşlara bağlı müzelerin toplam sayısı 163’e ulaşmıştır. Bunların arasında, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı müzeler çoğunluğu teşkil eder.

    Yurdumuza gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu bu müzelerimizi gezmektedir. Müzelerimizi zenginleştirmek için bulduğumuz eski eserleri müze yöneticilerine teslim etmeliyiz. Çevremizde izinsiz kazı yapılıyorsa durumu ilgili makamlara bildirmek bir yurttaşlık görevidir.
    Yurdumuzun tarihi değerlerine eski eserleri koruyarak sahip çıkmalıyız. Bu onurlu bir yurttaşlık görevidir.

    Yüzyıldan fazla bir geçmişi olan Türk müzeciliği ilk zamanlar yalnız İstanbul’da ve belirli bir kesime seslenirken sonradan yurt düzeyine yayılmıştır. Bugün çağdaş batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye erişmiştir. Uzun bir süre camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeşitli zorluklarla müzeciliğimizi sürdüren Anadolu’nun müzecilerine bugün çok şey borçlu olduğumuzu belirtmeliyiz.


    Eski ve yıpranmış müzelerimizin yerine kültür birikiminin zengin olduğu il ve ilçelerde yapılan yeni modern müzelerimiz o kadar çoğalmıştır ki ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler bile bu gelişmeyi şaşkınlıkla karşılamaktadırlar. Bu çoğalma Türkiye’de turizmin gelişmesine bağlanabilir. Ya da kalkınma harekelerinin normal sonucu olarak kabul edilebilir.

    Devletin bunca katkı ve ilgisine rağmen halkımızın müzelere olan ilgisi üzülerek belirtelim ki aynı oranda olmamıştır. Özellikle büyük müzelerimizde yerli ziyaretçi sayısı yabancılardan çok az olmuştur. Bunun nedenleri arasında on beş, yirmi yıl öncesine kadar özellikle Anadolu müzelerinin elverişsiz yapılarda ve tamamen bir depo görünümünde olmaları ve bu durumun insan üzerinde yarattığı kötü iz olabilir. Durum şimdi öyle değildir.

    Müzeler artık geçmişle aramızda kültür köprüsü kurulan eğitim yerleri olmuştur. Günümüzden yüzlerce yıl önce yaşamış insanların kültürleri, yaşayış biçimleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Müzeler yalnız geçmişteki kültür varlıklarının sergilendiği yer değil, aynı zamanda Etnografya, fen, doğa ve folklor müzelerinde yakın geçmişin sanat ve zeka ürünlerinin ortaya konduğu yerlerdir.
    Müzelerimizin görevlerinden biri kültürel varlıkları korumak ise diğeri eğitimdir.
    Polonya’daki bir müzenin önündeki şu yazı müzenin önemini çok güzel açıklıyor «Geçmiş, gelecek içindir»

    Doğa gezilerinin önemi*
    - Öğrencilerin bilincini artırmak ve doğayı neşe ve merak uyandıran, keşfedilecek bir yer olarak görmelerini sağlayarak gerçekleri göstermek.
    - Öğrencilerin, türlerin hangi özelliklerinin onları kendi bölgelerinde özel kıldığını anlamalarını sağlamak.
    öğrencilere gerçekleri göstermek ve doğaya ve doğal hayata saygı duymalarında yardımcı olmak.
    Bu gezilerin amacı çocukları, çevrelerini sevmeleri ve korumaları için doğa ve doğal hayatla ilgili olarak eğitmektir. Bu amaca ulaşmak için: kitap, kelime veya direktif öğrenim kullanmak yerine, çocukların doğayı neşe ve merak uyandıran, keşfedilecek bir yer olarak görmelerini sağlamak gerekir. Bu nedenle, bu modül, merak ve keşfetme zevkine dayalı olan aktivite ve ödevlerden oluşmaktadır.








  2. Gamze
    Devamlı Üye





    Tarihi eserler geçmişimizi yansıtır.Müzeler olmasaydı geçmişte olan yaşam kültürümüzü gelenek göreneklerimizi sadece kulaktan duyma laflarla öğrenirdik.




+ Yorum Gönder


tarihi yerlerin önemi,  müzelerin turizm açısından önemi,  tarihi yerlerin ve müzelerin önemi,  tarihi eserlerin turizm açısından değeri nedir,  muzelerin onemi,  müzelerin ve tarihi eserlerin bir ülke için önemi nedir