+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Çanakkale savaşı sırasında halkın durumu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Çanakkale savaşı sırasında halkın durumu








    Çanakkale savaşı sırasında halkın durumu

    Çanakkale savaşı sırasında halkın durumu hakında bilgi

    çanakkale savaşı sırasında halkın durumu.jpg


    İtilaf Devletleri, 3 Kasım 1914’te başlattıkları deniz harekâtının son taarruzunda 18 Mart
    1915’te kesin bir yenilgiye uğradıktan sonra bu şekilde denizden başarılı olamayacaklarını
    anlamışlardı. Öncelikle bir kara harekâtıyla boğazı koruyan tabyaları ortadan kaldırmaya ve Marmara
    Denizi’ne geçerek İstanbul’u düşürmeye karar verdiler.
    Henüz 34 yaşında genç bir subayken kendi arzusu ve ısrarıyla Sofya Ateşemiliteriği’nden
    alınarak savaşa Kaymakam (Kurmay Yarbay) rütbesiyle katılmış ve Gelibolu bölgesinde bulunan 3.
    Kolordu emrinde kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na atanmıştır. Bu tümen 25 Şubat 1915’ten
    itibaren Ece Limanı- Seddülbahir kıyılarının savunmasıyla görevlendirilmiş daha sonra gelen bir
    emirle 5. Ordu’nun ihtiyatı yapılmıştır.
    Savaşta bulunan veya bulunmayan herkesin övgüsünü kazanan büyük asker ve Türkiye
    Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal hakkında Çanakkale savaşıyla ilgili olarak herkesin ittifakla
    söylediği bir cümle vardır: “25 Nisan 1915’te (kara savaşlarının başladığı çıkartma günü) her iki
    taraftan hata yapan birçok kişi vardı. Tek hata yapmayan ise Mustafa Kemal’di”.
    Nitekim Mustafa Kemal’in de aralarında bulunduğu bazı Türk subayları düşmanın karaya ayak
    bastırılmadan kıyıda karşılanması gerektiğini düşünmekteydi. Ona göre çıkartma harekâtı Kabatepe -
    Arıburnu hattında gerçekleşecekti. Buna karşılık Liman von Sanders’in başkanlığındaki komuta heyeti
    ise düşmanın karaya çıktıktan sonra derinliklere çekilerek yok edilm esini planlamıştı.
    Düşman taarruzu, M. Kemal Bey’in de düşündüğü gibi başlamış ve zayıf kıyı birliklerince
    karşılanmıştı. O, ordudan emir gelinceye kadar geçecek zamanın aleyhimize olacağını görerek,
    sorumluluğu almış ve askerlerini harekete geçirmişti. Kocaçimen Tepesi’ne vardığında kıyı
    gözetlemesinde görevliyken cephaneleri bittiğinden dolayı çekilen ve düşman tarafından takip edilen
    bir bölüğe rastladı. Mustafa Kemal o sahneyi şöyle anlatmaktadır:
    -Niçin kaçıyorsunuz? Dedim
    - Efendim düşman, dediler.
    -Nerede?
    -İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Gerçekten de düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı

    tepeye yaklaşmış ve serbestçe ileriye doğru yürüyordu.Şimdi vaziyeti bir düşünün ben kuvvetlerimi
    bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş… Demek ki düşman
    bana benim askerlerimden daha yakın; ve düşman benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena
    bir vaziyete duçar olacak. O zaman, artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkıye midir, yoksa
    sevki tabiiyle midir? bilmiyorum; kaçan efrada:
    -Düşmandan kaçılmaz, dedim.
    - Cephanemiz kalmadı, dediler.
    - Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.
    2
    Ve bağırarak bunlara süngü tak, dedim. Yere yatırdım. Bu efrat yere yatınca düşman askerleri
    de yere yattı. Kazandığımız an bu andır…”
    Bu durum karşısında düşman tereddüt geçirmiş ve geçen zaman içinde meşhur 57. Alaya
    mensup askerler Conkbayırı’na yetişerek muharebeye katılmıştır. Bu ilk karşılama sonucunda
    düşmana Çanakkale Boğazı’nı kontrol edebilecek imkânları yakalama fırsatını da vermeyerek
    Çanakkale savunmasının temelini atmıştır.
    8 Mayıs 1915 günü Arıburnu Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla verdiği emirde:
    -Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
    zarfında yerimize başka kuvvetler kaim olabilir” diyerek o günkü başarıyı ruhundaki irade kudretiyle
    sağlamıştı.
    Mustafa Kemal’in bu savaşlardaki durumunu çabuk kavramak, çabuk karar vermek, kararını
    enerjiyle uygulamak ve www.alasayvan.net/ sorumluluktan çekinmemek suretiyle gösterdiği hasletler kendisinin büyük
    komutan vasıflarına sahip olduğunu ispatlamaktadır.
    1 Haziran 1915’te Albaylığa terfi eden Mustafa Kemal, savaşın ilerleyen safhalarında
    Anafartalar’da görev almış, 8-9 Ağustos tarihlerinde Anafartalar Grubu Komutanlığı gibi ağır bir
    sorumluluğu üstlenerek düşmanın bu bölgeye yaptığı taarruzları aynı cesaretle durdurmayı başarmıştır.
    Mustafa Kemal bu tehlikeli görevi nasıl bir düşünceyle kabul ettiğini şu cümlelerle özetlemektedir:
    -Vakıa böyle bir mesuliyeti deruhte etmek, basit bir keyfiyet değildir. Fakat ben, vatanım
    mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu mesuliyeti deruhte ettim.
    Nitekim O, 10 Ağustos’ta tanyeri ağarırken düşmanın üzerine yapılacak bir taarruzu bizzat
    yönetmek için hazırladığı asker saflarının en önüne geçmişti. Saldırı sırasında düşman silah
    kullanmaya fırsat bulamadan tamamıyla imha edildi. Bu sırada Mustafa Kemal’e de bir şarapnel isabet
    etmiş, fakat sağ cebinde bulunan saati kendisini yaralanmaktan belki de bir ölümden kurtarmıştır.
    Böylece Mustafa Kemal, Conkbayırı’na yerleşmek isteyen düşmanı geri atmış ve Çanakkale’yi ikinci
    kez kurtarmıştı.
    İlerleyen aylarda da Çanakkale’de muharebeler olanca şiddetiyle devam etmesine rağmen iki
    tarafta kesin bir sonuç alamıyordu. Çatışmalar siper muharebelerine dönmüş buna cephenin olumsuz
    iklim ve sağlık koşulları da eklenince www.alasayvan.net/ özellikle düşmanda bir yılgınlık hali başlamıştı. Bunu gayet iyi
    sezen Mustafa Kemal, düşmanın bir geri çekilmeye fırsat bırakılmadan ezilmesi için taarruz
    yapılmasını üstlerinden istemiş ancak kendisine olumsuz yanıt verilince o da 10 Aralık 1915’te
    Çanakkale’deki görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.
    Yeni kurulacak Cumhuriyet, liderini bu savaşta bulmuştur. Belki Çanakkale savaşı olmasaydı
    Mustafa Kemal Atatürk’te olmayacaktı. Çanakkale’ye Anadolu’nun her yerinden yüzbinlerce asker
    gelmişti. Bu askerler orada bulunduğu sırada Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey’in verdiği
    doğru kararlar ve adeta ölüme karşı meydan okuyuşuyla gerçek bir lider olduğunu görmüşlerdi. İlk
    önce düşmanın karaya asker çıkaracağı yeri doğru olarak tespit etmiş, daha sonra verdiği isabetli ve
    cesur kararlarla savaşın gidişatı üzerinde ekili olmuştu. O saldırı anında askerinin önünde olarak örnek
    3
    bir komutan olmuştu. Hatta bir taarruz hazırlığı sırasında askerin isteksiz olduğunu görünce,
    kendisinin tepeye çıkarak kırbacıyla işaret verince hücuma kalkınma sı emrini vermişti. Görgü tanıkları
    orada vurulmamasını Allah’ın bir yardımı olarak değerlendirmişlerdi. Elbette bunlara tanık olan
    askerler memleketlerine döndüklerinde gördüklerini herkese anlattılar. Milli Mücadele’nin başında
    Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya çıktığında www.alasayvan.net/ artık herkes tarafından Anafartalar kahramanı olarak
    tanınıyordu. O, İngilizleri bir kez yenmişti, dolayısıyla yine yenebilirdi. Mustafa Kemal Paşa, gerek
    Erzurum gerekse Sivas kongrelerinde bu yüzden hiç yadırganmadan kabul görmüş, büyük M illet
    Meclisi’nin açılışında da siyasi bir lider olarak Türk halkının önüne geçmiştir. Mustafa Kemal
    Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde ne kadar önemi varsa, onun hayatında da Çanakkale
    Savaşları’nın o kadar büyük yeri vardır.
    Yrd.Doç.Dr. Hasan Mert







  2. Acil

    Çanakkale savaşı sırasında halkın durumu isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


çanakkale savaşı sırasında halkın durumu,  çanakkale savaşında halkın durumu,  çanakkale savaşı,  canakkale savasi sirasinda devletin durumu