+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda İstanbulda deniz taşımacılığı tarihi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Aycan
    Devamlı Üye

    İstanbulda deniz taşımacılığı tarihi








    İstanbulda deniz taşımacılığı tarihi

    İstanbulda deniz taşımacılığı önemi





    Tarihî yarımada denilen sur içinde neredeyse sokaklarla burun buruna gelecek kadar şehre yakın ve birkaç kilometre içerlere uzanacak kadar da nüfuzlu olan Haliç geniş bir kanal hatta bir iç deniz değil miydi?


    Bütün aletler araçlar gibi vapur da zamanla sadece bir ihtiyacı karşılamaktan çıkmış büyük şehirde günlük yaşama zevkinin ve kültürünün bir parçasını oluşturmuştu. Osmanlı nın vapur kelimesini işitmesi herhalde ilk buharlı vapurların Türkiye de çalışmasıyla başlamış olmalıdır. Bu da Tanzimat a yakın yıllarda yani 1830 lardadır. Gemi kelimesi yelkenli büyük deniz araçları için kullanılırken buhar gücüyle çalışan bu yeni araca Fransızca buhar karşılığı "vapeur"den bozarak vapur demişlerdir. Fransızcada aynı kökten türemiş "vapor-"la başlayan başka kelimeler de vardır. Kelimelerin okunuşlarını da veren Redhous ve Kamus-ı Türkî gibi sözlüklerde Osmanlı nın bunu "vapor" diye telaffuz ettiği anlaşılmaktadır. O kadar da eskiye gitmeye gerek yok benim çocukluk ve gençlik yıllarımda benden daha yaşlı olan birçoklarının "vapor" dediklerini bilirim. "İskele" adlı şiirinde Necip Fazıl ın dilinde de böyleydi: "Sularda kabrimizin / Yolunu açan vapor".

    O yıllarda Boğaz da ve Haliç te vapur işletmesi tâ Osmanlılar zamanından kalma Şirket-i Hayriye adlı bir kuruluşa aitti. Bir ara "Seyrisefâin"e daha sonra Devlet Deniz Yolları na arkasından AKAY adlı bir başka kuruluşa geçtiyse de uzun yıllar halk hep Şirket-i Hayriye olarak bildi ve öyle söyledi. Bu AKAY adı da Anadolu Kadıköy Adalar Yalova kelimelerinin baş harflerinden oluşuyordu. Sonraları ve bugüne kadar da Boğaz da vapur işletmesi daha pek çok el ve isim değiştirmiştir. 1940 lı yıllarda Boğaz da işletilen vapurların hemen tamamı da şirketinin adı gibi Osmanlı dan kalmaydı ve o dönemin Osmanlıcasında bile pek bilinmeyen adlar taşırdı. Çoğu arkadan uskurlu olmakla beraber yandan çarklı birkaç vapurun çalışmakta olduğunu da hatırlarım. Bunlar arasında Sahilbend ve Suhulet gibi adlarını okumakta ve telaffuz etmekte güçlük çektiklerim dışında beni şaşırtan iki vapur ismi daha vardı: Bağdat ve Basra. Bana Binbir Gece Masalları nı çağrıştıran o kadar uzak iki diyarı hayal ettiren bu iki isim Göksu Altınkum Kalender gibi Boğaz da bildiğimiz kıyı köylerinin adlarını taşıyan öteki www.alasayvan.net vapurların arasına nasıl olmuş da girmişti? Demek ki Bağdat ve Basra da devletin bir ara Boğaz iskeleleri gibi ve onlar kadar yakın düşündüğü yerlerdi. Seneler sonra Abdülhak Şinasi nin Galatasaray Sultanisi nden sınıf arkadaşı Ahmed Haşim le ilgili hatıralarında "Haşim in geldiği Bağdat İstanbul un uzak bir mahallesi kadar bize yakındı" dediğini okuyunca o yandan çarklı vapurların adları da hak ettikleri yeri bulmuş oldular.

    Yandan çarklılar gövdelerinin orta yerinde sağda ve solda olmak üzere iki adet su dolabı gibi çarkları olan vapurlardı. Üzerlerinde kocaman harflerle vapur adlarının yazıldığı bu çarkların çapının şimdi iki metre kadar olabileceğini tahmin ediyorum. Düz giderken her ikisi de ileriye geri giderken geriye sağa veya sola dönüşlerde ise biri ileriye biri geriye doğru dönerdi. Hareket halinde makine dairesinde gümbür gümbür öten sesleri güvertesinde daha tatlı bir fışırtıya dönüşürdü. Yandan çarklılar 1950 li yıllardan sonra seferden kalktı. Onları ihtiyar ve unutulmuş hallerinde uzun müddet Fenerbahçe koyunda dinlenirlerken gördüm. Daha sonra da pek çok hemcinsleri gibi hurdacıların ellerine teslim edildi.

    Vapurlar adlarıyla tanınırdı. İskelede bekleyen yolcular için lodos ve dalgalı havalarda hangi vapurun geleceği önemliydi. Eğer uzaktan Halâs Sarayburnu gibi büyük vapurları görürlerse rahatları yerine gelirdi. Ama İnşirah İnbisat hele Dilnişin gibi ufak-tefek ve de epey yaşlı vapurlardan birini gören yolcuların aaafi kaçardı. Motorları da güçsüz olan bu vapurların böyle havalarda akıntıya kapılıp bambaşka taraflara sürüklendiği de olurdu.

    Vapurlara bir ara adlarıyla beraber bacaları üzerine kocaman rakamlarla numara da vermişlerdi. Bunlar arasında İnşirah ve İnbisat ın 53 54; Halâs ın 71 Sarayburnu nun 65 olduğunu hatırlıyorum. Bazılarının hikâyelerini anlatanlar da olurdu. Meselâ Halâs vapuru İstanbul un işgali yıllarında uzun süre işgal kumandanlarının özel tenezzüh vapuru olarak kullanılmış. Millî Mücadele nin sonunda işgal kuvvetlerinin İstanbul u terk etmesinden sonra ona da kurtuluş manasında Halâs adını vermişler.

    Ama içlerinde biri vardı ki o hiç unutulmazdı: Adı Sütlüce mi neydi? Numarası da 63. Asıl unutulmayan vapur değil kaptanıydı: Tahsin Kaptan. Tahsin Kaptan kimdi nasıl bir adamdı bilmiyorum. Onun şöhretini bilenlerin çoğunun da onu doğru dürüst tanıdığını zannetmiyorum. Vapurun tepesindeki kaptan köşkünde uzaktan siluet gibi görünürdü o kadar. Belki sokakta da görüyorduk da tanımıyorduk. Nasıl olmuştu da hemen bütün Boğaziçi nin sevgilisi maskotu haline gelivermişti? Bunu açıklamak çok zor. Başlangıcını bilmiyorum. Benim hatırladığım 1940 larda 63 numara daha uzaktan görünür görünmez kıyıya hemen bir yığın www.alasayvan.net çocuğun gencin toplandığı ve hep bir ağızdan vapura doğru "Ya ya ya şa şa şa Tahsin Kaptan çok yaşaaaa…" diye bağırmalarıydı. Bir yandan da eller kollar mendiller kasketler eşarplar sallanırdı. Yalnız çocuklar da değil büyüklerin yaşlı başlı insanların da bu seremoniye katıldığı olurdu. 63 numara da kıyıya yaklaşırken kaptan köşkündeki Tahsin Kaptan ın eliyle düdüğün ipine asılıp aşağı doğru çektiğini görmek bu kalabalık için yetiyordu. Uzun uzun ve boğuk bir "Vuuuut… vuuuut…" sesi bütün Boğaz da yankılanır vapur nazlı nazlı uzaklaşırken kalabalık da el-kol hareketlerini azaltarak yavaş yavaş dağılırdı. 63 numara hangi iskeleye gelmişse hangi kıyıdan geçiyorsa bu merasim üşenmeden tekrarlanırdı. Yalnız iskelelerde kıyılarda da değil. Kabataş Galatasaray Denizcilik Okulu Boğaziçi Lisesi gibi sahil okullarının önünden geçerken de öğrenciler hiç şüphe etmeyin onlarla beraber öğretmenler de derse birkaç dakika ara verip pencerelere yığılırlar ve bağırırlar







  2. Zarafet
    Üye





    Deniz yolu ulaşımıbireysel anlamda olmasa da uluslararası anlamda çok büyükyere ve öneme sahiptir. Denizyolu ulaştırmasının, tarihin çok eski devirlerine kadar uzandığı bilinmektedir. Deniz taşımacılığı alanındaysa, yelkenli gemiler hızlarını ve tonajlarını artırdılar.




+ Yorum Gönder