+ Yorum Gönder
Elektronik ve Teknoloji ve Uzay Bilimleri Forumunda Güneş sistemini kim buldu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Güneş sistemini kim buldu








    Güneş sistemini kim buldu

    Güneş sisteminin kökenini açıklama işi ciddi olarak 1796 yılında Fransız Matematikçisi Laplace tarafından yapılmıştır. Laplaceye göre; Güneş sistemi ilk önceleri belirli bir biçime sahip olmayan bir gaz kütlesidir. Zaman geçtikçe bu gaz kütlesi biçim almaya başlamış ve sıcaklıkta belirgin bir artış meydana gelmiştir. gaz bulutu sıkıştırmasını sürdürmüş, çekimin etkisiyle en yoğun kısım merkezde olmaya başlamıştır. Sıkışma iç kısımlarda da sürmüştür. Daha sonraki aşamada çevredeki maddeleri çekerek gezegenleri oluşturmuştur. Gezegenlerin büyümesi neticesinde çekim güçleri de fazlalaşmıştır. Böylece çevredeki maddelerden ve bulutsudan daha fazla madde toplamıştır. Gezegenlerin büyümesi devam ederken, küre biçimi almaya başlamışlar ve Güneş sistemi şimdilerdeki konumuna kavuşmaya başlamıştır. Güneş sisteminin bu şekildeki oluşumu yaklaşık 5 milyar yıl önce olmuştur. 5 milyar yıl sonra güneş bünyesinde yer alan hidrojen tükenebilecek ve yapısı değişebilecektir. Çekirdek sıkışacak ve yüzey büyük ölçüde genişleyerek yüzey sıcaklığının azalmasına neden olacaktır. Güneş bundan sonra kızıl bir gezegene dönüşecektir. Hacmi genişleyip,enerji miktarı artacak, yakın gezegenleri yok edecektir. Güneş’in çekirdek kısmında sıcaklığın biraz daha artmasıyla helyum yanmaya başlayacak, sıcaklık çok yükselecek dünyamız bronzlaşmaya evresiyle karşı karşıya olacaktır. Güneş bünyesindeki hidrojeni parçalayarak helyuma dönüştürmesi neticesinde enerji açığa çıkmaktadır. Bu enerjinin tümü kullanıldığında güneş birden bire büzülmeye başlayarak ve cüce bir yıldız durumuna gelecektir. Ancak parlamasını sürdürecektir. Güneşin giderek hastalanıp, ölümcül hasta gibi bitap düşüp yatağa mahkum olması kaçınılmaz olacaktır. Güneş son anlarını yaşarken çok küçük ve siyah bir cisim haline gelecektir. Evrende çok sayıda güneş şeklinde yıldızlar ölmektedir. Ancak bunlar hiçbir ışının yaymadıklarından saptanamamaktadır.
    Güneş sistemi.png

    Laplace tarafından ortaya atılan bulutsu kuramı kısaca şu unsurları ihtiva etmektedir. Güneş sistemi bir gaz bulutundan meydana gelmiştir ve çekim gücüyle bu gaz kütlesi yoğunlaşmıştır. Bu yoğunlaşma dönüş hızını arttırmış ve bu buluttan bir halka ayrılmıştır. Halka sıkışarak gezegen haline gelmiş, giderek sistemden daha çok sayıda halkalar ayrılarak öteki gezegenleri oluşturmuştur. Bulutsu kütleden ayrılan halkalardan birisi de dünyamızdır. Dünyamızın önceleri hiçbir biçimi yoktu. Dünyamız şu anki boyutlarına ulaştığında, hidrojenden oluşan atmosferi Kaybolmuş, yeni bir atmosfer oluşmuştur. Güneş dev kızıl yıldız evresine geçinçe dünya da sıcaklıklar aşırı derecede artacak, okyonuslar kaynayacak, atmosfer ortadan kalkacaktır. Sonunda dünya tümüyle yok olacaktır. Bu olay Güneş sisteminde oluşacak son halka olacaktır.



    Güneş, samanyolunu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Çapı 1.393.000 km’dir. Dünyamızdan 325.500 defa daha büyük bir kütle olan ve her gün kendini yakan bu muazzam gaz fırını, saniyede 500-600 milyon ton hidrojeni, helyuma dönüştürür. Bir başka deyişle, burada her saniyede binlerce hidrojen bombası patlar ve hidrojen atomları helyumlara dönüşür. Bu sırada kaybolan kütle enerjiye dönüşür. İşte bu enerji, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların hayatları için ihtiyaç duyduğu enerjidir.

    Güneş Sistemi, Güneş adını vermiş olduğumuz bir yıldız , bu yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluşmaktadır. Güneş Sistemi’nde yer alan gezegenlerin isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlar belli galaksilerde yer alır. Güneş Sistemi de Samanyolu Galaksisi’nin bir elemanıdır. Samanyolu Galaksisi içinde %90′nının büyüklüğü güneş kadar olan 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduğunu düşünürsek (bazı yıldız sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardır.) sadece Samanyolu Galaksisi’nde 1 trilyona yakın gezegen olduğu sonucuna ulaşırız. Tüm evreni ele alırsak sayılarla ifade edemeyeceğimiz bir sonuç ortaya çıkar. Evrende keşif bekleyen sayısız gezegen olmasına rağmen insan oğlunun henüz Güneş Sisteminde ki gezegenler hakkındaki bilgileri bile çok yetersizdir. İnsan oğlunun evren ve gezegenler hakkındaki araştırmaları çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araştırmalar bilimsel boyut kazana bilmiştir. Son yıllarda uzaya yollanan uzay araçları ve sondalar sayesinde çok değerli bilgiler edinilmişse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapılabilen en büyük gelişme Ay’a ayak basmak olmuştur.

    Güneş sisteminde, diğer tüm galaksi ve sistemlerde de olduğu gibi belli bir düzen vardır. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Aynı zamanda yörüngesi yada ekseni etrafındaki dönme süresi hiç değişmeden sabit kalmaktadır. Bu yörüngeler ve periyotların hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni ilk olarak keşfedin kişi Kepler’dir. Kepler çalışmaları sonucunda Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenlerin periyotlarının bir formüle bağlı olduğunu bulmuştur. Bu formül deki orantı “BodeYasası” olarak bilinir.

    Bilim adamları evrenin yaradılışını, evrenin yoktan var edildiğini kabul eden “Big Bang” teorisi ile açıklamaktadırlar. Bu teoriye göre; “Evren, yaklaşık 15 milyon yıl önce sıfır hacim ve sonsuz yoğunluğa sahip olan bir yokluğun şiddetle patlaması sonucunda oluşmuştur”. “Big Bang” teorisi evrenin yaradılışı ile ilgili teoriler arsında en çok kanıtı bulunan ve en çok kabul edilenidir. Güneş Sisteminin oluşumu hakkında ise hiç biri tam olarak kabul görememiş bir çok teori bulunmaktadır. Güneş Sistemi’nin oluşumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartes’e aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisi’nde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kısmı zamanla yoğunlaşarak Güneş’i ve diğer gezegenleri oluştuğunu iddia etmektedir. Bu teori en mantıklı teori olarak kabul edilse de cevaplayamadığı bir çok soru vardır.

    Günümüzde uzay araştırmalarının devam ettiğini söylemiştik. Şimdilik bu araştırma ve çalışmalar yetersizmiş gibi görünse de muhakkak insan oğlunun içinde var olan araştırma ve bilinmeyeni öğrenme isteği, bu çalışmaların artarak devam etmesini sağlayacaktır. Kim bilir belki bir gün evren hakkındaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.Yıldızlararası ortama ait bir kısım parçalar güneş sisteminin içerisinden geçmektedir. Atomik parçalardan ve az miktarda tozdan oluşan bu galaktik ziyaretçiler, gezegenlerarası ortamda dolaşabilecekleri gibi güneş sistemindeki büyük cisimler ile de çarpışabilir. Her bir parçacık mikroskobik ölçülerde olmasına rağmen, güneş sistemindeki toplam kütleleri inanılamayacak kadar büyüktür. Gerçekten, helyosferdeki gazın yaklaşık %98 lik kısmı -güneş rüzgârının doldurduğu uzay hacmi- yıldızlararası maddeden ibarettir. Bu parçacıklar bir gezegenin çevresi ile nasıl etkileşir? Gezegenin atmosferine önemli etkileri var mıdır? Şimdilik bu soruların cevaplarını kimse bilememektedir Bu soruların cevapları ancak, güneşin galaksi çevresindeki yıldızlararası ortamın daha iyi anlaşılması ile verilebilir. Astronomlar yıldızlararası maddenin filament, düğüm, ilmik ve kabuklara benzeyen gaz ve toz bulutları içinde oluştuğunu keşfetmişlerdir. Uzayın çok küçük bir parçasında, birkaç bin ışık yılı genişliğindeki yıldızlararası maddede büyük bir sıcaklık ve yoğunluk farklılığı gözlenir. Astronomlar geçen on yıl içerisinde yıldızlararası ortamın fiziğini ve yapısal doğasını yeni yeni anlayabilmişlerdir. Bununla birlikte, astronomların güneşin 5 milyar yıllık ömrü boyunca geniş bir galaktik çevre ile etkileştiğine dair ellerinde deliller vardır.

    Güneş sistemi değişen galaktik ortama karşı nasıl bir tepki verir? Cevabın bir parçası, güneşten kaynaklanan rüzgârda aranmalıdır. Güneş rüzgârı, güneşin yüzeyinde meydana gelen patlamalar sonucu gezegenlerarası ortama saçılan yüklü, iyonize olmuş parçacıkların bir bileşimidir







  2. Özberk
    Yeni Üye





    güneş sistemini kim kurdu sorusunun cevabı çok basit. tüm evreni ve içindeki her canlıyı her molekülü yaratan ALLAH yarattı. güneş sistemini Yüce ALLAH öyle bir düzenle yarattı ki hiç bir şey şaşmaz ve mükemmel bir düzenle devam etmektedir.




+ Yorum Gönder


güneş sistemini kim buldu,  güneş sistemini bulan bilim adamı,  güneş sistemini kim bulmuştur,  güneş sistemini ilk kim buldu,  güneş sistemini kim keşfetti,  güneş sistemi kim buldu