+ Yorum Gönder
Vücudumuzu Tanıyalım ve Vücut Sistemleri Forumunda Eklemler Kemik ve Eklem Eklem Sistemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Eklemler Kemik ve Eklem Eklem Sistemi








    Eklemler, Kemik ve Eklem, Eklem Sistemi

    Kemikler birbirleri ile eklemler aracılığı ile bağlantı kurar. Eklemler sayesinde vücudun iskeleti hareket sınırını genişletir. Kemiklerin uçları ince zarlarla örtülüdür. Bazılarında bir kıkırdak yastık olabilir. Eklemlerde bulunan dayanıklı fibröz bağlar, kemiklerin birbiri ile bağlantısını sağlar. Bunlar eklemin bütünlüğünün sağlanmasına dayardım eder. Eklem ke-miklerinin yapısı ve bağların yerleşimi eklemlerin hareket sınırını belirler. Eklemleri bir kapsül çevirir. Bu kapsülün içerisi, sinovya denilen kaygan sıvıyı sağlayan bir örtü ile kaplan-mıştır. Eklem yüzeylerinin yaygınlaşmasını sağlayan bu salgı, hareketi kolaylaştırır ve aşın-mayı önler.

    Eklemler, serbest hareket eden, kısmen hareket eden ve hareketsiz eklemler olarak sı-nıflandırılabilir. Bazıları hemen her yöne hareket sağlarken bazdan, ancak bir yöne hareket imkânına sahiptir. Eklemler yapılarına göre de sınıflandırılabilir. Omuz ve kalçadaki gibi bil-ya ve yuva tipi eklemler her yöne hareket edebilir. Dirsek ve dizdeki menteşe tipi eklemler bir yöne hareket edebilir. Ön kol kemiklerinin e! bilek kemikleri ile yaptıkları eklemler, bir eksen üzerinde dönebilen eklemlerdir. El ayası kemikleri, kayan tipte eklemlerdir. Bilek ve ayak bileği eklemleri, açısal eklemler olarak adlandırılır.

    Kas kirişleri, eklemler ve kemikler bir bütün olarak davranırlar. Eklemlerin birisinin yapısal bozukluğu diğer yapı ve eklemleri de olumsuz etkiler.

    Eklemlerin normal hareket yönünün tersine zorlanması zedelenmelere, kopmalara yol açar. İncinmeler olur. Eklem bağlarının zedelenmesinden, kıkırdak kopmalarına kadar de-ğişen sonuçlar olabilir. İncinmelerde eklem sıvı artar ve eklemler şişer. Hareketler ağrılı hale gelir. Bazen çıkık denen durumlar meydana gelebilir. Çıkıkta kemikler eklem içerisindeki normal durumlarından ayrılırlar. Yuvalarından çıkarlar. Bazı özel yöntemlerle yerleştiril-dikten sonra eklem geçici olarak tespit edilir.
    Dizlerde menisküs denilen özel bir kıkırdak yapı vardır. Ayak sabit kalırken, hızla diz-den dönme yapılırsa menisküslerden birisi yırtılabilir. Futbolcular, tek ayak üzeride dönerek topa vururken dikkat etmezlerse menisküs yırtığı olabilir. Bu durumda ameliyatla gerekli te-davi yapılır.

    Eklem yakınında küçük bazı keseler vardır. Bunlara bursa denir. Bursalar kas kirişleri arasında yer alır ve bunlann kemikle ve birbirleri ile sürtünmesini önler. Dizde, kolda, omuzda bu tip bursalar vardır. Birçok değişik nedenlerle bursalarda iltihaplanmalar olabilir. Bu iltihaplanmalar eklemin hareketini kısıtlayacak boyutlara varabilir. Bu tip eklem sorunlarına hekimlik dilinde bursit denir. Eklemin dinlendirilmesi ve hekimin önerilerine uyulma-sı gerekir.

    Eklemler kemiklerin birbirleriyle bağlantı bölgeleridir. Sağlıklı harekette eklemlerin yapılarının çok büyük önemi vardır. Resimde kalça eklemi ve eklemi sağlamlaştıran kaslar görülmektedir. Eklem bağlarının ayrıntılı isimleri özellikle verilmemiştir. Vücudumuzda binlerce kas, eklem, kemik ve yapı özel latince isimlerle isimlendirilirler. Bu isimler belirli meslek gruplarının bilimsel çalışmalarında kul-landıkları isimlerdir.

    Yaşlılarda.eklem yüzündeki kıkırdak yapı bozulur. Kemik uçları, kıkırdağın kireçlen-mesine bağlı olarak zor hareket eder. Hareketler ağrılıdır. Hareketli bir ömür sürmek bu du-rumun gelişmesini geciktirir hatta önler.

    EKLEMLERİN VE VÜCUDUN EN BÜYÜK DÜŞMANLARI HAREKETSİZLİK, HATALI DURUŞ VE ŞİŞMANLIKTIR








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Kemik ve eklem çeşitleri

    KEMİK ÇEŞİTLERİ

    İnsan iskeletini meydana getiren kemikler, uzun, yassı ve kısa kemikler olmak üzere 3 şekilde sınıflandırılabilir.
    kemik ve eklem çeşitleri.jpg

    Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda görülür. Uzun kemiğin ortasında bir kanal vardır. Bu kanalda sarı ilik bulunur. Kemiğin baş kısımlarında ise kırmızı kemik iliği yer alır. Ayrıca kemiğin boyuna uzamasını sağlayan kıkırdak dokudan yapılmış bir tabaka bulunur.
    Yassı Kemikler:
    Göğüs, kafatası ve kaburga kemikleridir. Kemik zarının altında sıkı kemik dokusu ve ortada da süngersi kemik doku bulunur.
    Kısa Kemikler: El, ayak bilekleri ile omurgada bulunur.İnsan iskeleti, yaklaşık 207 kemikten meydana gelmiştir. Baş, gövde ve üyeler (kol-bacak) olmak üzere 3 kısımda incelenir
    .
    Baş (22) Kafatası (8) Yüz (14)Gövde (65) Omurga (33) Göğüs kemiği(l) Kaburga (24) Omuz kemeri (4) Kalça kemeri (3) Üyeler (120) Bacaklar (60) Kollar (60)EKLEMLEREklem, iki kemiğin birleştiği yerde görülen yapıdır. Çeşitleri:1) Hareketsiz Eklemler: Kafatası kemiklerinde görülür. Kemikler, birbirlerine çok sıkı bir şekilde bağlanmışlardır.2) Az hareketli eklemler: Omurgada bulunur. Omurlar arasında bulunan kıkırdak doku ile az bir hareket sağlanır.3) Hareketli eklemler: Vücudun hareket eden kısımlarında, kol ve bacaklarda bulunur. Eklemdeki kemik uçları, bağ dokudan oluşan bir kapsülle çevrilidir. Eklem kapsülünün iç zarı tarafından salgılanan madde, sinovial sıvıyı oluşturur. Bu sıvı, eklem uçlarını kayganlaştırarak kemiklerin sürtünmesini ve aşınmasını önler.
    KEMİĞİN OLUŞUMUNDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER

    Kemik dokudaki büyüme ve gelişme için kemik hücrelerinin çoğalması gerekir. Bu nedenle kemiğin yapısında bulunan maddelerin (protein, kalsiyum, fosfor, potasyum) vücuda alınması ve kemiklerde depolanması lazımdır. Ayrıca D vitamini, kemiklerde kalsiyum ve fosfor birikimini sağlar. Beslenme bu yüzden önem taşır.Diğer bir faktör, hormonlardır. Kandaki kalsiyum oranını düzenleyen paratiroid hormonu olan parathormon ve tiroid bezi hormonu olan kalsitonindir. Kandaki kalsiyum oranı azalınca parathormon salgılanır ve kemiklerdeki kalsiyum kana geçmeye başlar. Kandaki yüksek kalsiyum miktarı tiroit bezinden kalsitonin salgılanmasını sağlar. Kalsitonin, kandaki kalsiyum ve fosfatın kemiklere geçmesini artırır. Kemiklerin büyüme ve gelişmesinde ayrıca hipofizden salgılanan büyüme hormonu ile genetik faktörler de etkilidir.




+ Yorum Gönder