+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Yeni Misafir Soruları Forumunda Muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur Kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur Kompozisyon








    "muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur" ile ilgili için kompozisyon a ihtiyacım var yardımcı olursanız sevinirim.







  2. Mine
    Devamlı Üye





    muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur Kompozisyon



    muhtac-oldugun-kudret-damarlarindaki-asil-kanda-mevcuttur.jpg

    ACIYAN KALEM Toprak, kelimelerin yetiştiği uygun ortamdır. Ses ise her canlının canlılığının emaresi çıkarabileceği bir nağmedir. Toprak, çoğu insan için sadece ses gibi değersiz farz edilse de, kelimelerin vatanıdır Akif’e göre. Bu toprakta yeşeren her yeni kelime ise toprağa sığmaktan çok yeni bir toprak için savaşır. Tıpkı Akif’in kalemiyle kağıdı arasındaki çatışma gibi. Bu çatışmayı kazanan her yeni kelime bedenine bir anlam daha yüklemiştir. Bu, kelimeleri kaleminde var eden, bu varlığın neticesinde adeta çatışmaya giren Akif’in bakış açısıdır. Bir başka değerle Akif dünyası kelimeye güç veren anlamdır. Kelimeler yapay olursa, insan elinde ufalanır toprak. Kaleme alınmayacak değer yükler kendine. Toprak iradesini kaybeder. Kelimenin inancı cehalete sürüklenir. Akif’in cehalet hakkındaki düşünceleri ise Şark’ın ceset oluşudur. Bu vatanda cehaletin sürüklediği ölü bedenler, sefaletin geldiğini haykırmıştır. Cahil olarak dolaşan her insan bizi bir adım geri atar. Akif’in kaleminde geriye atılma“Şark’ın bakılmayan yarası” diye tanımlanmıştır. Akif’in kalemi demişken o kalemin içerdiği duyguları bir kenara atmak olmaz elbette. Sonuçta O kalemde tanımlanmış bir sürü duygu var, bir sürü anlam, çıkarılacak onca ders… Bu kalemde unutulmuş, unutulmaya maruz kalmış duygular da var. Akif’in kaleminden esirgediği kısmi duygular. O kısmi duygular bariz sevinç ve mutluluktur. Akif sevinç ve mutluluğu çocukluğunda yaşamış ve büyümek onu pek gülümsetememiş. O bahtiyar olmayı çocukluk hatıralarında gizlemiş. Ve bu duyguyu : “çocukluğumda, evet bahtiyar idim cidden, Harim-i ailemin farkı yoktu cennetten. Eşikten atladığım gün değişti , lakin, cev: Kuşattı parçalarının Şark’ı bir duman, bir alev.” bu mısralarında apaşikar yansıtmıştır. Aile ocağının kapısına tutunmayı bıraktığı gün çocukluk çağını geride bırakmış Akif. Yaşadığı nadir sevinç ve çocukluk yıllarına geri dönme isteği , onun Yaradan’a derin bir aşkla bağlanmasını sağlamıştır. Akif ‘in bu güzel aşkını tanımlamanın en güzel şekli “vecd hali” ve içerdiği duygu olmuştur. Unutulmamalıdır ki, bu aşk Akif’in ruhunu derinden yaralayan olumsuzluklar karşısında ,ona yaşam isteği veren temel kaynaktır. Hiç şüphesiz ki bu kaynak Akif’in İMANIdır. Akif’in sağlam imanı ile Kurtuluş savaşı gibi ağır şartlarda mümkün, makul ve doğru olan kararı vereceğine inanan sevenleri onun bu milli mücadele hareketine katılmasını onaylamıştır. Akif yaptığı büyük fedakarlıklar ve vatan severliği ile hiç tereddüt edilmeden “İstiklal Savaşımız’ın manevi önderi “ sıfatına erişmiştir. Akif bu sıfata erişirken halkı hareketlendirmek için : “Nerde Ertuğrul’u koynunda büyütmüş obalar? Hani Osman gibi,Orhan gibi gürbüz babalar? Hani bir şanlı Süleyman Paşa?bir kanlı Selim ? Ah,bir Yıldırım olsun görmezsin, ne elim!” diyerek bize nerden geldiğimizi hatırlatmış. Ve Türk’ün gücünün kaybolmadığını, sadece körüklenmesi gerektiğini düşünmüştür. Halkın iradesini daha da yerine getirmek için “sen böyle değildin” ifadesiyle atalarımızdan bize yadigar olan asil kanımızdan bahsetmiştir. “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Sözünde de dile getirdiği gibi. Aslında bize gerek olan manevi duyguyu Akif, insanımızın ruhuna yerleştirerek biz inanırsak Allah bize yardım eder demek istemiştir. Akif kalemiyle çok şey "eylemek" istemiş. Çok şey belirtmiş. O kalemini duygularıyla beslemiş. Kalemi, her duyguda toprağa yeni anlamını yüklemiş. Toprağın göğsünü kabartmış her kelimede. Bunların hepsini Akif başarmış. Akif bizim duygularımızı tercüme etmiş her eline kağıt alışında. O "duygu tercümanı" olmuş. Akif bize bir insanın ne kadar duygulu olabileceğini ispatlamış aslında. Diyeceğim o ki duyguları var etmenin en güzel yollarını bize şifrelemiş. Tek yapmamız gereken şeyi neden bu kadar geriye atıyoruz bilmiyorum. İnsanlar neden kaçıyor? Neden Akif’i yorumlamıyor? Tek bildiğim Akif bütün gerçekliğiyle bizi şiirlerinde bekliyor.





+ Yorum Gönder


muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur kompozisyon