+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Yeni Misafir Soruları Forumunda Cumhuriyet sonrası çalışmayan Türk kadınları hakkında bilgi verir misiniz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Cumhuriyet sonrası çalışmayan Türk kadınları hakkında bilgi verir misiniz








    Cumhuriyet sonrası çalışmayan Türk kadınları hakkında bilgi verir misiniz?







  2. HARBİKIZ
    Moderator





    Osmanlı döneminde kadınlar, sadece sıbyan mekteblerinden yararlanabilmekte, daha fazla bir eğitime ihtiyaç duyulmamaktaydı. İdareci ve aydın kesimden kimselerin kızları, ailelerinin desteği ile özel dersler alabilmekteydi.

    Tanzimat'la birlikte Batı'nın her konudaki etkisi, eğitim alanında da kendini göstermiştir. Fransa'nın Duruy Kanunu (1867)'ndan yararlanılarak hazırlanan 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi ile kızlar için öğretmen okulu açılması ve rüşdiye sayısının artırılması kararlaştırılmış, kadınların sağlığı düşünülerek ebe mektebi açılmıştı. Devlet eliyle gerçekleştirilen bu düzenlemelerle kadınların kültürel bakımdan geliştirilmesine çalışılmıştır.

    II. Abdülhamid zamanında bu okulların sayısı hızla artırılmıştır. Kız Öğretmen Okulu bir tane kalmışsa da, kız rüşdiyelerinin taşraya da götürülmesiyle sayıları üç katına ulaşmıştır. Buna ek olarak, kızları üretime katmak amacıyla sanayi mektebi açılması da gerçekleşmiştir.

    Ancak, Meşrutiyet döneminde, bu okulların kalitesinin çok düşük olduğu tartışılmış ve kalitenin yükseltilmesine çalışılmıştır. Meşrutiyet aydınları, kadının eğitimini savunmaktadır. Onların tartıştığı konu, bu eğitimin hangi amaçla, nereye kadar ve hangi programla verilmesi gerektiğidir. İslâmcılar, ev hanımlarına yönelik, iyi çocuk yetiştirebilecek anneler için liseye kadar eğitime taraftar iken, Batıcılar ve Türkçüler, kadının sosyal hayata girmesini kolaylaştıracak sınırsız bir eğitimden yanadırlar. Onlar, kadına yüksek öğrenimin kapılarının da açılmasını savunurlar. Bu tartışmalar, konuya hükümetin de sıcak yaklaşması sayesinde olumlu sonuç vermiş, kadınlara yüksek öğrenim yanında birçok alanda eğitim imkânları sağlanmıştır.

    Osmanlı döneminde kadınların eğitimi alanındaki gelişmeleri, "ilk ve orta dereceli okullar, meslekî eğitim, yüksek öğretim ve kadınların eğitim alanında istihdamı" başlıkları altında inceleyelim.

    İLK VE ORTA DERECELİ OKULLAR

    İbtidaiyeler

    Osmanlı devleti, ilk öğretimin önemini çok önceden farketmiş, konu ile ilgili çeşitli yasalar çıkarılmıştır.1845, 1847 yıllarında alınan kararlarla sıbyan mektepleri dört yıl olarak belirlenmiş, yetersiz kişilere hocalık yaptırılmaması kararlaştırılmıştı. Ancak bu kararlar da, daha sonra alınan 1857, 1863 ve 1864 tarihli kararlar gibi parasızlık va hocasızlık yüzünden uygulanamamıştır.

    Sıbyan mektepleri konusunda en önemli teşebbüs 1869 tarihli Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi'dir. Bu nizamnâmeye göre, sıbyan mekteplerine devam mecburiyeti erkekler için 6-10, kızlar için 7-11 yaşları olarak belirlenmiştir. Bir mahalle veya köyde iki sıbyan mektebi varsa bunlardan birisi kızlara ayrılacaktır. Yoksa, yeni bir mektep açılıncaya kadar kızlar da erkeklerin gittiği sıbyan mektebine gidecek, fakat erkeklerden ayrı bir sırada oturacaklardır.

    Nizamnâmeye göre, hoca maaşları dahil olmak üzere okul giderleri, sırasıyla vakıflardan, fitre ve kurban derilerinden; bunlar yeterli değilse, mahalle veya köy halkı tarafından karşılanacaktı. Bu uygulama ile okul yönetimi halka verilmekte, bu da, çocuklarını pek okutmak istemeyen veliler üzerinde olumsuz etki yapmaktaydı.

    İlk öğretim mecburiyeti 1869 Nizamnâmesi'nden sonra ilk defa olarak Kanun-ı Esâsi (1876)'de anayasa maddesi olarak yer almıştır. Böylece, kız ve erkek öğrenciler için eşit öğretim hukuken mümkün kılınmıştır.

    II. Abdülhamid devrinde sıbyan mekteplerinin yerini ibtidâi mektepleri almıştır. 1906-1907 yıllarına ulaşıldığında, ülke çapındaki okul sayılarına baktığımızda resmi ve özel toplam 4659 erkek ibtidâisi, 349 kız ibtidâisi, 5073 karma ibtidâi olduğunu görmekteyiz.

    Meşrutiyet dönemine gelindiğinde bu sayı 1913-1914 yıllarına ait istatistiklerde şu şekilde karşımıza çıkmaktadır: 4609 erkek, 587 kız, 3977 karma olmak üzere toplam 9173 ibtidâi mektebi.

    Rakamlara baktığımızda Meşrutiyet döneminde karma ve erkek ibtidâi mekteplerinin sayısında azalma olurken, kız ibtidâilerinde % 50'ye yakın bir artış olduğunu görmekteyiz. Bu artışta, Meşrutiyet yönetiminin kızların eğitimine önem vermesi rol oynamıştır. Okul sayılarının genel toplamında görülen azalma ise, bazı okulların savaşlarda kaybedilen topraklarda kalması ve savaş sebebiyle bazı okulların kapanmış olması ile açıklanabilir.

    Okul sayılarında görülen bu artış yanında kalitenin de aynı şekilde arttığını söylemek pek mümkün değildir. Sir Fry'ın 1909 tarihli raporuna göre okullar bina, araç-gereç ve öğretmen bakımından çok yetersizdir. Öğrencilerin çoğunun ders kitabı bile bulunmamaktadır. Öğretmenler kalacak yerden mahrumdurlar. Hatta, bir araştırmaya göre bu okulların ancak % 37.7'si eğitime müsaittir.

    İbtidâi mekteplerinin bu perişan hali sık sık eleştiri konusu olmuştur. Kadınların eğitiminde kalitenin ve sayının yükseltilebilmesi için yüksek okullar açılmazdan önce ibtidâi mekteplerinin durumunun düzeltilmesine ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.

    Daha önce olduğu gibi Meşrutiyet döneminde de özel ibtidâi mekteplerine izin verilmekteydi. Bunun için, kurallara uymak ve vergisini vermek, Maarif Nizamnâmesi'nin özel mekteplerle ilgili 129. maddesine uyulması gerekmekteydi.

    Rüşdiyeler

    Kızlara orta öğretim imkânı ilk kez Tanzimat döneminde sağlanmıştır. İlk kız rüşdiyesi 6 Ocak 1859 tarihinde İstanbul'un Sultan Ahmet semtinde açılmıştır.

    1869 Nizamnâmesi kız rüşdiyeleri ile ilgili olarak bazı esaslar getirmiştir. Buna göre büyük şehirlerde hane sayısının 500'ü aşması halinde, dinî nüfus göz önüne alınarak, müslüman veya hıristiyan rüşdiyeleri açılabilecektir. Öğretmenler kadın olacak, öğretmen açığı olduğu takdirde yaşlı ve bilgili erkek hocalardan yararlanılabilecektir.

    Kız rüşdiyelerinin İstanbul dışına götürülmesi kararlaştırılmışsa da, bu uygulama II. Abdülhamid devrine kadar gerçekleştirilememiştir.

    Kız okullarının ders programlarında din bilgisi, ahlâk, nâfi'a bilgisi, osmanlıca, hesap, sülüs ve rık'a, arapça, farsça, imlâ, tarih, coğrafya, hıyâtet (terzilik) ve nakış gibi dersler bulunmaktaydı.

    İlk kız rüşdiyesinin açıldığı 1859 tarihinde İstanbul'da 13 erkek rüşdiyesi vardı. İlk erkek rüşdiyesi 1874'de, yani 12 yıl önce açılmıştı. Erkek rüşdiyelerindeki öğretmen sayısı 1-6 arasında değişirken, ilk açılan kız rüşdiyesinin öğretim kadrosunda 2'si erkek, 1'i nakış hocası hanım olmak üzere toplam 3 öğretmen bulunmaktaydı.

    Kız rüşdiyelerinde kadınların yöneticilik yaptıklarına dair ilk kayıt 1871-72 tarihlerine aittir. Bu tarihte Fatma Hanım'ın Beşiktaş İnas Rüşdiye Mektebi'nin müdiresi olduğunu görmekteyiz.

    Kız rüşdiyelerinde nakış dersi dışındaki derslere giren hanım hocalara ilk kez 1873 tarihinde rastlamaktayız. Dârülmuallimât'ın ilk mezunları olan bu hanımlar, aynı zamanda eğitim tarihimizde resmî okuldan yetişerek görev alan ilk hanım öğretmenlerdir. 1893-1908 tarihleri arasında ise, kız rüşdiyelerinde hiç erkek öğretmen bulunmadığı görülmektedir.

    İstanbul dışındaki şehirlerde kız rüşdiyeleri açıldığına dair elimizde bulunan en eski bilgi 1883-1884 tarihlerine aittir. Bu tarihte Selanik, Bursa, Kastamonu ve Beyrut'ta kız rüşdiyeleri bulunmaktadır. Aynı yıllarda İstanbul dışındaki vilayetlerde toplam 385 erkek rüşdiyesinin olması, aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. 1887-1888 yılında 11'i İstanbul'da, 20'si diğer şehirlerde olmak üzere toplam 31 kız rüşdiyesi vardı. Erkek rüşdiye sayısı ise, 20'si İstanbul'da olmak üzere toplam 435 idi.

    Hemen Meşrutiyet öncesinde, 1906-1907 yıllarında, resmî ve özel kız ve erkek rüşdiyelerinin sayılarında şöyle bir tablo bulunmaktaydı: İstanbul'da 16 kız, 25 erkek, 16 karma; İstanbul dışında 69 kız, 380 erkek ve 9 karma rüşdiye.

    Bu bilgilere bakıldığında, 25 karma rüşdiyenin (Erzurum'da bulunan 1'inin dışında) tamamının özel rüşdiyeler olduğu görülmektedir. Bu da, bize karma eğitim konusunda halkın devletten önde gittiğini düşündürmektedir.

    Rüşdiye sayısının artışında II. Abdülhamid dönemi eğitim politikasının rolünü ihmal etmemek gerekir. Bu döneme gelinceye kadar, İstanbul'da sadece 9 kız rüşdiyesi varken, II. Abdülhamid'in 33 yıllık yönetiminde bu sayı 76 yeni okul açılarak 85'e yükseltilmiştir.

    Bu gelişmeleri değerlendirirken, Tanzimat döneminde açılmış bulunan Dârülmuallimât'ın olumlu katkısını da göz önünde bulundurmalıdır. Bu okulun mezunları sayesinde hanım öğretmenlerin sayısı artmış, buna paralel olarak kız rüşdiyelerindeki öğrenci sayısında da artışlar meydana gelmiştir. Kız rüşdiyelerine gösterilen bu talep, yeni okulların açılmasında da etkili olmuştur.

    Meşrutiyet dönemi için, inas rüşdiyelerinin tarihî gelişimi konusunda, devlet kayıtlarında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yalnız, 1918 yılında ülkede toplam 116 inas rüşdiyesi olduğunu bilmekteyiz. 1906-1907 yıllarında toplam 85 kız rüşdiyesi bulunduğuna göre, bu dönemde 31 yeni okul açılmıştır. Bunların ne kadarının devlet desteği ile, ne kadarının halk desteği ile açıldığına dair bilgiye sahip değiliz. Ancak, bunlardan bazılarının halk desteği ile açıldığını düşündüren bilgi kırıntıları bulunmaktadır. Meselâ, İzmir Karşıyaka halkı mahallelerinde açılacak inas rüşdiyesi için belli bir parayı karşılamayı taahhüt ederek, geri kalanın hükümetçe karşılanmasını talep etmiştir.

    İnas rüşdiyelerinin eleştirilen bir yönü ders programları idi. Edhem Nejad, kız ve erkek rüşdiyelerinin ders programlarının aynı olmasından şikayetçidir. Ona göre, bir kızın yabancı dil bilmesi, iyi tablo yapması, müzikten, matematikten anlaması çok gerekli değildir. Bu okullarda yetişen kızlar çocuğun eğitimi, beslenmesi ve ihtiyaçlarını iyi bilmeli, eşini memnun edebilmeli, devlete iyi evlat yetiştirebilmeliydi. Oysa bu okullarda verilen bilgiler, mezun olan kızların hayatlarında işlerine yaramamaktadır. Ailede bu bilgiler kullanılamamaktadır. Kızlar, yine ailelerinden gördükleri gibi, geleneksel yöntemlerle annelik ve zevcelik yapmaktadır. Maarif, bu durumun düzeltilmesi için tedbir almalı, kız rüşdiyelerine şu dersleri koymalıdır: Din bilgisi, osmanlıca, çocuk büyütme ve terbiyesi, sağlık bilgisi, ev idaresi, yemek pişirme, beden eğitimi, hesap, tarih, coğrafya, tıp bilgisi, resim, dikiş dikme ve tamir etme ve yamama, nakış, ütü yapma, -taşra kızları veya belki İstanbul kızları için de - bahçıvanlık ve ziraat işleri.

    Edhem Nejat, kız rüşdiyelerinin kısaca iyi bir anne, eş ve ev kadını yetiştirmeyi amaç olarak seçmesinden yanadır. Mevcut programların, mezun kızların hayatta işlerine yarayacak şekilde değiştirilmesini istemektedir. Hatta, bunun için, inas rüşdiyelerine öğretmen yetiştiren dârülmuallimâtın programlarının da yeniden düzenlenmesi gereğini dile getirmektedir.




+ Yorum Gönder