+ Yorum Gönder
Yurtdışı Tatil Yerleri ve Yurtdışı Tatil Forumunda Rusya’nın Kalesi MOSKOVA Gezi Rehberi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    Rusya’nın Kalesi MOSKOVA Gezi Rehberi









    Rusya’nın Kalesi MOSKOVA


    Moskova… Sadece Kızıl Meydan, Kremlin bile kâfi, onu ziyaret etmek için… Ancak kökleri 6. yüzyıla, Rus halkının ataları Slavların yerleşimine uzanan; coğrafi konum, yönetim gücü, mimari ve sanat açısından ‘dünya başkenti’ mertebesine erişen Moskova, bize hayal edebileceğimizden de fazlasını sunuyor. Vakur, ama sürprizlere açık ve hayli cömert… O zaman buyrun, bir tarih yolculuğuna çıkalım. Dahi yazar Tolstoy’un 13 çocuğuyla kışları geçirdiği eve; ünlü besteci Çaykovski’nin Kuğu Gölü bale müziğini bestelerken esinlendiği göle; aklı fikri yazı yazmakta olan Çehov’un ailesini geçindirmek için doktorluk yaptığı muayenehaneye; aşkı için düelloya kalkışıp can veren büyük şair Puşkin’in heykelinin dikilip, açılışını Dostoyevski’nin yaptığı meydana; söylentiye göre Stalin’in ölüm emrini verdiği meşhur yazar Gorki’nin lüks konutuna; Rus sanatının en zengin koleksiyonu, yüz otuz bin yapıtı barındıran Tretyakov Galerileri’ne; Türkiye’den kaçırılan Truva Hazineleri’nin sergilendiği Puşkin Sanat Müzesi’ne gitmeden önce… Gelin şehrin kalbine, bugün Rus Federasyonu Devlet Başkanlığı’na da evsahipliği yapan Kremlin’e girelim.


    GÖZ ALICI KUBBELER
    ‘Kreml’, eski Rus dilinde ‘kale’ demek; Kremlin de Moskova Nehri’ne bakan, surlarla kaplı bir kompleks. Yalnızca Katedral Meydanı’ndaki kiliseler, Devlet Silahhanesi ve Patrik Sarayı ziyarete açık. Büyük Kremlin Sarayı, Cepheli Saray, Terem Sarayı, Prezidyum ve Senato’nun iç bölümlerinin şaaşası, ancak müze dükkânında satılan kitaplardan görülebiliyor. Kremlin’e Teslis Kulesi’nden giriyoruz. Tıpkı 1812’de Napolyon’un yaptığı gibi; yalnız biz o kadar kalabalık değiliz, hem bilet parasını da ödedik. Kremlin’in tek modern binası, 1960’lardan kalma Kongre Sarayı’nı geçip 600 yüzyıl öncesine dönüyoruz. Oniki Havari Kilisesi, Meryem Ana’nın Göğe Çıkış Katedrali, Büyük İvan Çan Kulesi yanında Başmelek ve Tebliği Katedralleri… Altın yaldızlı kubbeler ne kadar da göz alıcı… ‘Lukavitsa’, yani soğan kubbeler, geleneksel Rus mimarisinin belirgin özelliklerinden.
    Peki neden soğan şeklindeler? Rus efsanesine göre soğan, Meryem Ana’nın cehennemde azap çeken bir günahkâra tutunup çıkması için uzattığı sebze. Ancak günahkârlar aralarında paylaşamayınca soğan bölünüyor, hepsi yine ateşe düşüyor… Dünyanın en büyük çanlarından ‘Çar Çanı’nın önünde, Japon turistlerin yaptığı gibi dizilip fotoğraf çektiriyoruz. Çan 200 ton, kaba hesapla 40 fil ağırlığında. Ancak bir kez bile çalınamamış. 1737’de alevler içinde kalan Kremlin’de, döküm kalıbında soğumakta olan çanın üstüne soğuk su dökülünce, 11 tonluk bir parçası kopuvermiş. Devlet Silahhanesi ise Rus prenslerinin, çarlarının servetini barındırıyor. Değerli taşlarla süslenmiş binlerce gümüş, altın eşya -bir kısmı Osmanlı’nın hediyesi- arasından; çarların taçları, tahtları ile Fabergé yumurtaları ziyaretçilerin favorisi.


    KENDİNİZİ MİNİCİK HİSSEDECEKSİNİZ
    Kızıl Meydan’a geldiğimizde hızlanıyor kalp atışlarımız. Hangi yöne baksak, her şey o kadar aşina ki; televizyonda, sinemada izlediğimiz filmler sağolsun…
    Dev meydanın (Krasnaya Ploşed) 300 yıl önceden kalma adı ‘krasni’, güzel demek; bu kelime daha sonra ‘kızıl’ anlamında da kullanılmış. Akide şekerleri gibi renk renk, soğan kubbeli Aziz Vasili Katedrali’ne koşuyoruz. Hayatta gördüğümüz en etkileyici yapılardan biri. 1560 tarihli kilisenin orijinal kubbeleri altın yaldızlıymış; ancak bir yangında hasar gördükten sonra rengârenk boyanmışlar. O devirde bazı mimarlar, yapıyla alay etmek için kubbelerin sarhoş bir pastacının elinden çıktığını söylemişler. Hz. İsa aşkına aklını kaybedip aziz ilan edilen Vasili’nin adıyla anılan kilisenin dışı kadar, içi de renkli. Meydanın ortasında, Lenin’in Mozolesi’ndeyiz. 1924’te ölen Lenin’in vasiyetine karşı gelen yoldaşları, ilk Sovyet liderinin naaşını gelecek nesil için muhafaza kararı almış. Mumyalanan naaş, geçici olarak ahşap mozolede sergilenmiş; işlemin başarılı olduğu anlaşılınca mozole kızıl granitten inşa edilmiş. Mozolenin dışında, Kremlin duvarının dibinde büyük komünistlerin mezarları var. Lenin’in ailesi, Stalin, Brejnev, yazar Gorki gibi…
    Kızıl Meydanı; Kazan Katedrali, Rus devletinin kuruluşuyla ilgili 4 milyon belgeye sahip Tarih Müzesi, Diriliş Kapısı ve bin mağazanın bulunduğu yüzyıllık alışveriş merkezi GUM çevreliyor. Alçak kapılarından geçerken eğildiğiniz, her santimetrekaresi süslenmiş Romanov Boyarlarının Sarayı, sıradışı sanatçı Mayakovski’nin müzesi, tarihi Perlov Çayevi ziyaret edilmesi gereken yerlerden… Gezi listemize küçük bir kısmı ziyarete açılan Rus Gizli Servisi’ni de (yeni adıyla FSB) ekliyoruz.



    GALERİ GİBİ METRO
    Bir mola verip, Kızıl Meydan’ın meşhur ayazında maviye dönmüş dudaklarımızı, buz tutan el ve ayaklarımızı huzura kavuşturmak için heybetli Moskova Oteli’ne gidiyoruz. Kızıl Meydan’ı seyredip, çaylarımızı –Rus usulü, şeker yerine ballı- yudumlayacağız. Kremlin manzarası için de yüzyıllık National Oteli’ni öneririz. Akşamımızı ise Tiyatro Meydanı’ndaki (Karl Marx’ın heykelinin dikildiği yer), dünyanın en eski bale topluluğu Bolşoy’la renklendiriyoruz. Kelime anlamı ‘büyük’ olan, 228 yaşındaki Bolşoy beş kat localı, 2 bin seyirci kapasitesiyle isminin hakkını veriyor.
    Moskova’yı özellikle kışın ziyaret edenler için metro büyük nimet. Üstelik şehrin üstü kadar altı da sanatsal açıdan zengin. Günde 9 milyon insanın geçtiği metro istasyonları, 1920’lerin sonunda Stalin’in büyük şehircilik planının parçası olarak inşa edilmiş. Sanat galerisi tadında; mozaikler, heykellerle süslenmiş. Metroya binmekteki tek zorluk, çoğu işaret tabelasının yalnız Kiril Alfabesi’nde, haritada farklı renklerle belirtilmiş hatların pratikte tek renk olması! Yol bulmanın en iyi metodu, deneme-yanılma, biraz Kiril harflerini tanımak ve İngilizce bilenlerden yardım istemek. Moskova’da Türkçe de hayli işe yarıyor, Kafkas soydaşlar sağolsun.


    TRUVA HAZİNESİ PUŞKİN MÜZESİ’NDE
    Sanat müzelerini sevenlerin ana durakları, Tretyakov ve Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi. Geniş Rus sanatı koleksiyonuna sahip Tretyakov, insana yeni ufuklar açacak kadar varlıklı. Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi’nde ise Çanakkale’den Almanya’ya kaçırılmış, savaş ganimeti olarak Rusların eline geçmiş, 1998’de sergilenmeye başlanan Truva Hazinesi var.
    Müzenin gözde eserleri arasında Picasso’nun ilk çalışmaları, Matisse, Monet gibi Batılı ressamların tabloları sayılabilir.
    Moskova, el sanatı meraklılarını da hayal kırıklığına uğratmıyor. Masalların minyatür resimlerle işlendiği lake kutular, tokalar, broşlar; sağlık ve mutluluk getirdiklerine inanılan matruşkalar; ‘bogorodski’ denilen ahşap oyuncaklar; çiçek ve meyve desenli Zostovo tepsileri; rengârenk yün Pavlov Posad şalları; mavi-beyaz Gjel seramikleri; elyapımı nefis takılar.
    Şehrin en hareketli, kafe ve restoranlarla türlü mağazaları ise Ulitsa Arbat’ta (Arbat Sokağı) sıralanıyor. İzmaylovo ve Danilovski pazarları da alışveriş için ideal yerler. Şehrin en gözde restoranları arasında Puşkin Café (Rus ve Gürcü mutfağı), Café Margarita (Rus spesiyalitelerinin çoğu), Merkez Yazarlar Konağı (Rus ve Fransız mutfağı), Babuşki (Rus ve Fransız mutfağı), Le Gastronom (Avrupa mutfağı), Genatsvale VIP (Gürcü Mutfağı) sayılabilir.









  2. Acil

    Rusya’nın Kalesi MOSKOVA Gezi Rehberi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


rusya nın sarayları