+ Yorum Gönder
Yurtdışı Tatil Yerleri ve Yurtdışı Tatil Forumunda Sakız Adası Gezi Rehberi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. AGMEHMET
    Administrator

    Sakız Adası Gezi Rehberi








    Sakız Adası Gezi Rehberi


    12 adadan Osmanlı Devleti’ne ilk bağlanan Sakız adını, güney kesiminin neredeyse tümünü kaplayan sakız ağaçlarından alıyor. Ağaçların reçine saldığı dönemde Ada’ya yabancı girişi yasak. Bu reçineden sakız, likör ve diş macunu yapılıyor. Ada’dan sakız fidanı çıkarılması ağır suç…
    Kayığı ilk yüzdüren dalgaların ve dalgalara ilk binen kayıkların denizi Arşipel; yani Ege. Denizcilikle ilgili medeniyetin de doğduğu yer Ege… Halikarnas Balıkçısı, Ege’deki adaları anlatırken ‘Gökte Afrodit’in ak memesinden süt fışkırtarak saman- yolunu yaratmış. Galiba gök engininden deniz enginine düşen damlalardan da bu adacıklar meydana gelmiş; gökte yıldız, denizde de ‘adalar samanyolu’ oluşmuş’ diyor. Anadolu’nun yarımadalarını, Ege’ye açılmış kollara benzetir Cevat Şakir… Sakız’dan Çeşme’ye bakıldığında ya da Çeşme’den Sakız’a doğru uzanıldığında balıkçının bu saptamasının ne kadar da doğru olduğu anlaşılıyor.


    Korsan kabusu
    Adalar dizimizin bugünkü bölümünde Osmanlı’ya ilk bağlanan, uzun yıllar Türk hakimiyetinde kaldıktan sonra 1881deki depreminde yerle bir olan Sakız Adası’nı anlatmaya çalışacağız. Bugün Yunanistan’ın ‘Doğu Ege Adaları’ vilayetinin bir ilçesi Sakız. Yunanlı dostlarımızın 12 İon kentinden biri olan Chios’un adını yaşattıkları bu ‘ada’da İ. Ö. 9. Yüzyıl’dan itibaren insan yerleşimleri olduğu biliniyor. ‘Ada’nın bugünkü kimliğinde Chios merkezinde Osmanlı izleri görülürken, özellikle korsanlardan kaçınmak üzere kurulan köylerde Ortaçağ’ın izlerini görebilmek mümkün. Sakız’ın en eski zamanlardan beri ilgi çekiyor olmasının nedeni ‘ada’nın güneyinin neredeyse tamamını kaplayan sakız ağaçları. 1346da Cenevizliler’in eline geçen ‘ada’nın dünya sakız ticaretinin merkezi olması gecikmedi. 1465te Fatih’e bağlılıklarını bildiren, 1566da sürekli olarak Osmanlı toprağı olan Sakız, 1822de kanlı bir ayaklanma sonrasında Yunanistan’ın oldu ancak 1877 depremi sonrasında yüzünü yeniden Çeşme’ye ve İzmir’e döndü.
    1922de İzmir’den kaçan Rumlar’ın çok uzun bir süre ‘belki geri geliriz’ umuduyla bekleştikleri ‘ada’da o günler çoktan unutulmuş durumda. Çeşme ile Sakız belediyelerinin örnek işbirliği ve İzmir Ticaret Odası’nın organizasyonuyla her yıl yapılan toplantılarda Türkiye’nin Ege kıyıları ile Yunan adaları arasındaki ticaretin gelişti-rilmesi çabaları dostluğun kalıcı olması için önemli adımlar atılıyor.
    Nereler görülmeli
    Sakız‘da görülmesi gereken yerlerin başında ‘mastikahoria’ denilen sakız ağaçlarının yetiştirildiği köyler geliyor. Çevrelerindeki onbinlerce sakız ağacı turistik öğe olarak sunuluyor. Sakız ağaçlarının reçine saldığı dönemde yabancıların girmesine izin verilmiyor. Sakız Adası‘ndan sakız fidanı çıkarılması ağır suç. Her yıl 300 ton toplanan sakız reçinesinden, sakız, likör, diş macunu yapılıyor. Sakız’ın ‘hoş kokulu’ olarak tanımlanan reçelleri de çok ünlü. Merkez’deki çok renkli reçelci dükkanları çok ünlü.
    Yazları 45 bin kış aylarında ise 25 bin kişinin yaşadığı Sakız‘da mutlaka görülmesi gereken üç köy Pirgi, Olimpoi ve Mesta. Pirgi Köyü’nde özel bir kazıma tekniği olan ‘Sigarifitto’ ile bezenmiş yüzlerce ev benzersiz bir görüntü sunuyor. Bu evlerin benzerleri Alaçatı’da da bulunuyor. Kare planlı Olimpoi ve en iyi korunmuş köy olan Mesta ise gezginleri gerçek bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Bu arada tamamen terk edilmiş ya da sadece birkaç ailenin yaşadığı Anavatos ve Volissos gibi köyler de fotoğraf meraklıları için ilginç görüntüler oluşturuyor. Ceneviz derebeyleri tarafından 14. ve 15. yüzyıllarda kurulan bu köyler, Akdeniz’in 600 yıl önceki mimarisinin en önemli örnekleri olarak saklanıp korunuyor. Merkezde bulunan eski Mecidiye Camii, şimdi içinde Fatih Sultan Mehmet’in tablosunun da bulunduğu bir Ortaçağ müzesi olarak hizmet veriyor. Chios Arkeoloji Müzesi ise bölgenin en önemli arkeolojik kalıntılarının bulunduğu yerlerden biri. Bir başka önemli müze ise Philip Argenti Müzesi. 1932de İtalyan kökenli bir aile olan Argentiler tarafından kurulan gerçek bir etnoğrafya müzesi.


    Nasıl gidilir, nerede kalınır
    Sakız ile Çeşme’nin arası limandan limana 7 mili bulsa da, aslında iki kara parçası arasındaki uzaklık, ‘aramızdan nehir akıyor’ düşüncesini kanıtlar türden. Alaçatı’nın bazı noktaları ile Sakız’ın güneyi arasında uzaklık, sadece bir mil kadar. Ertürk Feribotları ( 0 232 712 67 68) yaz aylarında her gün, kış aylarında ise haftada bir-iki gün Sakız’a sefer yapıyor. Sakız’dan da düzenli seferler sürüyor. Günübirlik gidişlerde Sakız’ı gezmek mümkün ancak pek yakınındaki Koyun Adası (Oinousses) ile Balık Adası (Psara) görülmek istenirse en az üç gün kalmak gerekir. Merkez’deki iyi iki otelin yanı sıra Kardimila Köyü civarında da çok sayıda motel ve pansiyon var.
    Ne yenir, ne içilir
    Chios Kasabası’nın merkezinde bulunan ‘Hoca’ isimli restoran, 1870lerden geleneksel lezzetleri koruyan bir meyhane. Özellikle kalamar ve ahtapot yemekleri ile ünlü olan bu meyhanede sakızlı uzo ana içki. Sakız’ın ünlü plajı Emporeios’ta da geleneksel Yunan meyhaneleri var. Sakız, Sisam’dan sonra en ucuz Yunan adası. Mükellef bir yemekten kişi başına 20-25 Euro’ya kalkmak mümkün. Sakız’da ‘Sucukaki Zmirnika’ adıyla bildiğimiz İzmir Köftesi’ni, ‘Pabucaki Zmirnika’ ismiyle de bildiğimiz Karnıyarık’ı hemen her lokantada bulabilirsiniz.
    Ege’nin ortak dili
    Antik çağdan kalan ortak sözcükler: Orfoz, Palamar, Palamut, Palanga, Poyraz, Pusula
    Türkçe’den Rumca’ya geçen sözcükler: Naz, Neşter, Nişasta, Oklava, Pabuç, Palaska, Pastırma, Pazar, Pehlivan, Pekmez, Pelte, Perde, Peşkeş, Peşkir, Pilav, Puşt, Raf, Rahat, Reçel, Rezil, Rezillik, Rüşvet
    Rumca’dan Türkçe’ye geçen sözcükler: Maskara, Maydanoz, Maymun, Mendil, Mermer, Mersin, Metelik, Mıknatıs, Moloz, Musiki, Muşmula, Nergis, Ninni, Paçavra, Palamut, Palyaço, Panayır, Papaz, Pasta, Patates, Peksimet, Peruka, Pestil, Pide, Portakal, Pırasa, Prova, Pudra
    Türk eli, Rumlar’ın deprem yaralarını da şefkatle sardı
    3 Nisan 1881 günü ‘Ege Denizi’nde benzersiz ‘tsunami’lere sahne olmuştu. Merkez üssü Sakız Adası ve Çeşme Yarımadası olan ve belki de 1999daki 7.4lük 17 Ağustos Depremi’nden de daha şiddetli bir yer sarsıntısı meydana gelmişti. Bu tarihte Osmanlı Devleti tahtında II. Abdülhamit (1876-1909) oturmaktaydı. Faciada sadece Sakız Adası’nda çoğunluğu Rum olan beş bine yakın kişi enkaz altında kalarak can vermiş, otuz binden fazlası da evsiz kalmıştı. Bu doğal afet karşısında Osmanlı Devleti, o dönemdeki kıt olanaklarına rağmen depremzedelere mümkün olduğunca yardım elini uzatmış, başta Sakız ve Çeşme olmak üzere pek çok bölgede bugünkü ‘kriz masaları’na benzer ‘iane komiteleri’ oluşturulmuş. Bu suretle bölgeye gönderilen erzak ve çadır gibi bazı acil ihtiyaç maddelerinin dağıtımı koordine edilmişti. Öncelikle İzmir’den ‘Hanya’ isimli bir gemiye yüklenen çadır, ekmek ve baraka inşası için kullanılacak malzemeler alelacale Sakız’a ulaştırılmış ve bu yardımlar Türk, Rum, Yahudi ayrımı yapılmaksızın halka dağıtılmıştı. Ayrıca özellikle İzmir’den gelen yardımlar ile Sakız’da ‘aş çadırları’ kurulmuş ve ilk bir hafta içinde bölge halkına otuz bin kap sıcak yemek sunulmuştu. Unutulmasın; bu sırada Sakız, Osmanlı’dan ayrılmak, Yunanistan’a katılmak istediğini çoktan ilan etmişti.








  2. Acil

    Sakız Adası Gezi Rehberi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


sakız adası gezilecek yerler,  sakız adasında gezilecek yerler,  sakiz adasi gorulecek yerler