+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Ziraat ve Tarım Forumunda Balık yetiştiriciliği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Balık yetiştiriciliği








    Balık yetiştiriciliği hakkında bilgi

    Balık yetiştiriciliği binlerce yıldan beri bilinen, yapılan ve diğer sektörlerle işbirliği içinde çalışan bir tarım koludur. Sanayi sektörü balıkçılık için, makineler, yemlikler, ekipmanlar üretir. Yem sanayi yemini yapar. İnşaat Sektörü havuzlarını, kuluçkahanelerini, işleme yerlerini inşa eder. İlaç sektörü ilacını aşısını üretir. Onun için balıkçılık, ekonominin önemli bir koludur. Dünyada en çok sazan ve alabalık yetiştiriciliği yapılmaktadır.
    bal-k-yeti-tiricili-i.jpg

    Sazan yetiştiriciliği, dünyada 2-3 bir yıl, alabalık yetiştiriciliği ise yaklaşık 100 yıldır yapılmaktadır. Ülkemizde ise her iki balık ancak yaklaşık 20 yıldır yetiştirilmektedir.



    Balık eti, protein bakımından koyun ve sığır gibi diğer hayvansal gıdalara göre daha iyidir. Çünkü yağ oranı onlara nazaran düşüktür. Daha besleyicidir ve lezzetlidir. Hazmı, kısa zamanda ve kolayca olmaktadır. Bu yüzden özellikle midesinden şikayetçi olanlara, hastalıktan sonra iyileşme döneminde olan insânlara, bedeni faaliyeti az olan meslek mensuplarına tavsiye edilmektedir. Bunun dışında, çocuklar ve yaşlılarda çok kolay ve rahatça balık yiyebilirler.



    Balık etinin diğer bir özelliği, yağının insan sağlığı için çok uygun olmasıdır. Diğer hayvansal yağlar kalp, damar, beyin rahatsızlıklarına sebep olur ve yüksek tansiyonlu insanları da olumsuz olarak etkiler. Bu sebeple, çağımızda insanlarda hayvansal yağlara karşı bir korku vardır. Fakat balık etine karşı bu korku yersizdir. Çünkü balık etindeki yağlar, diğer hayvansal yağlardan dolayı oluşan kolesterolü parçalayan bir etkiye sahiptir. Bu yüzden kolesterolü yüksek hastalara, balık eti tavsiye edilmektedir. Hatta haftada bir balık yiyen insanlarda kalp ve damar hastalıkları hemen hemen hiç görülmemektedir.



    Ayrıca, balık eti mineral ve vitamin bakımından da zengin bir gıdadır.



    Nüfusumuz hızla artmaktadır, ama toprağı işleyerek ve hayvan yetiştirerek elde ettiğimiz gıda maddelerimiz ise aynı hızla artış göstermektedir. Gıda maddelerimiz artmayınca da, beslenmemiz zorlaşmaktadır. İhtiyacımız olan besin maddelerini yeteri kadar almazsak, fiziksel olarak belki doyarız ama beslenmemiş oluruz. Beslenmemizde ihtiyacımız olan maddelerin en önemlisi hayvansal 'proteindir. Ergin bir insan, günde 35-40 g hayvansal protein almalıdır.




    BALIKLAR YEMİ ETE ÇEVİRME MAKİNESİDİR



    Yetiştirdiğimiz sığır, koyun, tavuk gibi çiftlik hayvanları vücut sıcaklığını sabit tutmak için ilave yem tüketirler. Halbuki balıkların soğuk kanlı olmalarından dolayı, vücut sıcaklığını sabit tutmak gibi bir mecburiyetleri yoktur. Bu sebeple, daha az yem tüketirler ve yemden daha iyi yararlanırlar. Mesela; Sazan balığı sığırdan 2-2.5, tavşandan 1.5, domuzdan 1.3 kat, daha fazla yemden yararlanır. Sazan balığı üretimi için 2 kg. ve daha az yem gerekirken 1 kg. tavuk üretimi için 2.5-3 kg. yem gerekir.




    BALIK YETİŞTİRİCİLİĞİMİZ




    Balık yetiştiriciliğimizin çok iyi durumda olduğu söylenemez. Ülkemiz üzerinde bulunduğu iklim kuşağı nedeniyle, iç su ve deniz balıklarının yetiştiriciliğine çok uygundur. Yetiştiricilik yapabileceğimiz, buz gibi soğuk sularımız olduğu gibi, sıcak, acı ve tuzlu sularımızda bulunmaktadır. Halen iç sularımızda alabalık, sazan, denizlerimizde çipura, levrek ve Somon (Somon) balığı yetiştirilmektedir.
    Bugün, daha çoğu alabalık olmak üzere 350 civarında balık yetiştiriciliği yapan çiftliklerimiz vardır. Bu çiftliklerimizde yılda yaklaşık 5.500 ton balık üretilmektedir. Bu üretim tüm su ürünleri üretimimizin yaklaşık % 1.5'u kadardır. Dünyada yılda yaklaşık 100 milyon ton olan toplam ürünleri üretiminin yaklaşık % 13'ü yetiştiricilikten elde edilmektedir.



    Bugün balık yetiştiriciliğine başlayacak olân üreticilerimiz şüphesiz 20 yıl önce yetiştiriciliğe başlayan meslektaşlarının karşılaştığı problemlerle karşılaşmayacaklardır. Ama gene de her işte olduğu gibi, bazı sorunların olacağını da unutmamalıdırlar. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür.




    YETİŞTİRME ALANLARI



    Balık yetiştirme alanları, kendi arazilerimiz değil de, kamu arazileri veya su alanları ise bu arazilerin, kurulacak işletmeye tahsisi veya işletme haklarının kiralanması sağlanmalıdır.



    YUMURTA VE YAVRU TEMİNİ



    İşletmenin ihtiyacı olan yumurta ve yavrular, kendi üretim tesisinde yetiştirilemiyorsa yavru ve yumurta alımını garanti altına almalı, bunların temin edilebileceği yerler belirlenmelidir.




    YEM TEMİNİ



    Balık yetiştirme tesisinin en önemli girdisi yemdir. Masrafların yaklaşık % 70'i yemden kaynaklanır. Yemin ucuz ve kaliteli olarak nereden temin edileceği daha önceden planlanmalıdır:








  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    TECRÜBELİ İNSAN


    Tecrübeli insanlar hakkında bilgi

    Balık yetiştiriciliği, hem yeni bir iş alanı olması, hem de çok değişik faktörlerden etkilenmesi, dolayısıyla, bilgili ve tecrübeli insan gücüne ihtiyaç gösterir.





    HASTALIK



    Hastalık, üretim havuzlarına girince balıkları kırıp geçirir. Hastalığın işletmeye girmemesi için tedbir alınırsa balıkların hastalıklara yakalanması da asgariye iner. Üretim havuzlarında hastalık görüldüğünde, balıklar hemen ilaçlanmalı, aşılanmalı ve gerekli karantina tedbirleri alınmalıdır.



    PAZARLAMA

    Bugün halkımızın büyük bir kesimi balık yeme alışkanlığı edinmiştir. Bu yüzden balık artık kolayca pazarlanabilmektedir. Elde edilen balık, insanların en çok ihtiyacı olduğu mevsimde pazara arz edilerek azami kar sağlanmasıdır.
    Günümüzde üreticilerimiz balık yetiştiriciliğine daha çok önem vermektedirler. Yapılan yatırım da, bir-iki yıl içinde ürüne ve paraya dönüşmektedir.
    Artık ülkemizde, modern balık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Devletimiz de bu yetiştiricilik kolunun gelişmesi için her türlü tedbiri almaktadır. Bu nedenlerle, balık yetiştiriciliğimizin geleceği aydınlıktır. Balık avlayanlara rasgele dendiği gibi bizde yetiştiricilik yapanlara bol ürünler diyoruz.





  3. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Mersin balığı yetiştiriciliği ve yetiştirilme alanları

    Mersin Balıkları, Asya, Avrupa ve Amerika''nın kuzey yarım küredeki deniz ve tatlı sularında 27 tür ile temsil edilmekte olup bunlardan 5 tür [Huso huso (mersin morinası), Acipenser sturio (Alman mersin balığı veya kolan balığı), Acipenser gueldenstaedti (karaca mersin veya rus mersini), Acipenser stellatus (sivrişka) ve Acipenser nudiventris (şip)] Karadeniz''in Türkiye sularında doğal olarak bulunmaktadır. Mersin morinası dünyanın en büyük tatlı su balığı olup 6 metre uzunluğa ve 1 ton ağırlığa ulaşabilir.




    Balıkları morfolojik, anatomik ve fizyolojik olarak diğer balıklardanfarklıdır. Örneğin kıkırdak iskelete sahip oldukları halde kemikli balıklar sınıfına dahildirler. Baş kısmı öne doğru uzamış ve baş kemik tabakaların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir zırhı andırır. Vücut üzerinde bir sıra sırtta, iki sıra yanlarda ve iki sıra karında olmak üzere türlere göre şekli ve sayıları değişen kemik plakalar vardır. Mersin Balıkları çok geç cinsi olgunluğa ulaşmaları, 2-4 yıllık aralarla yumurtlamaları ve 100 yıla kadar yaşayabilmeleri gibi özellikleri ile de diğer balıklardan ayrılırlar. Yaklaşık 200 milyon yıldır dünya üzerinde mevcut olan Mersin Balıkları yaşayan fosiller olarak da adlandırılırlar ve biyolojik çeşitlilik bakımından çok değerli balıklardır. Ayrıca etinin kalitesi ve siyah havyar olarak da adlandırılan çok değerli havyarı dolayısıyla da binlerce yıldan beri ekonomik açıdan çok büyük önem taşımaktadır. Tarih kayıtlarında





    Mersin Balıklarının daha M.Ö. 2500''lü yıllarda Dinyester''de avlandığından bahsedilmektedir. O zamanlar Mersin Balıkları büyük kutlamalarda süslenmiş bir şekilde ikram edilmiş ve Mersin Balıklarının resimlerini taşıyan paralar bastırılmıştır. Mersin balığı havyarının politik açıdan da büyük önem taşıdığı hatta havyar yüzünden savaşlar yapıldığı tarih kayıtlarında bulunmaktadır. Tarih boyunca büyük önem taşımış olan Mersin Balıklarının günümüzde nesillerinin devamı tehlikededir. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır: -
    Mersin Balıklar''ının üreme bölgelerini oluşturan nehirler üzerine kurulan barajlarda su tutulması nedeniyle nehir yatağının doğal yapısının bozulması, su miktarının azalması ve anaç balıkların nehre girişinin imkansızlaşması (Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya) - İleri yaşlarda (mersin morinaları 15-20 yaşında) cinsi olgunluğa ulaşan Mersin Balıklarının bir kez bile yumurtlayamadan havyar elde etmek için yumurtlama zamanından önce avlanması - Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle doğal suların kirlenmesi ve balıkların yaşama ortamlarının bozulması. Ülkemiz sularında Mersin Balıklarının sayılarının azalmaya başladığı 1970''li yıllarda anlaşılmış ve bunu önlemek için tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Örneğin 1975-1976 dönemine ait su ürünleri avcılığını düzenleyen sirküler ile ilk defa olmak üzere Mersin Balıkları avcılığı özellikle Kızılırmak, Yeşilırmak ve Sakarya nehirleri civarında yasaklanmıştır. Diğer bölgelerde ise boy yasağı getirilmiştir. 1996 yılından itibaren ise





    Türkiye''nin CITES (Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora) adlı uluslararası bir organizasyona katılmasıyla, Mersin Balıklarının avcılığı bütün sularımızda tamamen yasaklanmıştır. Ancak o günden bu güne kadar Mersin Balıkları avcılığı konulan yasağa rağmen devam etmekte ve durumun ciddiyeti göz ardı edilmektedir. Ayrıca son zamanlara kadar mersin balığı stoklarının son durumunu açığa kavuşturacak bilimsel çalışmalar da yapılmamıştır. Fakültemiz tarafından TÜBİTAK desteği ile 2000-2001 yıllarında bir ön çalışma yapılmış ve Mersin Balıklarının sularımızdaki durumu özellikle Kızılırmak ve Yeşilırmak havzası hedef seçilerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Proje sırasında balıkçılarla iletişime geçilmiş ve tesadüfen yakaladıkları Mersin Balıklarının tarafımıza verilmesi sağlanmıştır. Bu proje sırasında, altı adedi yaklaşık 1 metre büyüklüğünde 12 adet mersin balığı elde edilmiş ve bu balıklar tarafımızdan koruma altına alınmıştır. Şu an bu balıklar fakülteye ait Araştırma ve Uygulama Merkezi''nde bulunmakta ve anaç stoku oluşturulmak üzere en iyi şartlarda bakılmaktadır. Avcılığı tamamen yasak olmasına rağmen




    Mersin Balıklarının balıkçı tezgahlarında satılmak üzere sergilendiği sık sık tespit edilmektedir. Balıkçıların av yasaklarına uyarak tesadüfen yakaladıkları bireyleri tekrar denize bırakması ve böylece onlara yaşama ve nesillerini devam ettirebilme şansı tanıması için, yetkili kurumlarca gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, yasak türlerin avlanması ve satılması durumunda ise ceza uygulamaları artırılmalı ve kontroller daha sıkı yapılmalıdır. Hem Karadeniz''in biyolojik çeşitliliği hem de ülke ekonomisi bakımından çok önemli Mersin Balıklarının gelecek nesiller tarafından da tanınmasını sağlamak ve Karadeniz dolayısıyla ülkemiz ekonomisi için önemli bir sektörü yani havyar üretimini tekrar gerçekleştirmek için gerekli tedbirler (av yasaklarının kontrolü, nehirlerin rehabilitasyonu, yapay üretim) çok geç olmadan alınmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.





    Mersin Balıklarının nesillerinin devamını sağlamak için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir: 1- Yasak avlanmanın önlenmesi ve yasakların sıkı kontrolü; tesadüfen yakalanan Mersin Balıklarının satışının önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanması 2- Mersin Balıklarının üreme alanlarını oluşturan nehirlerimiz (Kızılırmak, Yeşilırmak) ekolojik yapısının incelenmesi; balıklara en azından baraj ile nehir ağzı arasındaki bölümde üreme şansı tanınabilmesi için buralarda üremeye elverişli olabilecek yerlerin tespiti ve koruma altına alınması; barajlardan yeterli su bırakılması; nehir ağızlarının balıkların girişine elverişli hale getirilmesi 3- Mersin Balıklarının yapay üretimini gerçekleştirmek üzere özellikle Yeşilırmak ve Kızılırmak civarında üretim istasyonlarının kurulması




    4- Ülkemiz sularında bulunan ve sayıları her geçen gün azalan anaç Mersin Balıklarının koruma altına alınarak, kurulacak üretme istasyonlarında yapay üretimi ve elde edilen yavruların hem doğal stokları desteklemek üzere doğaya salınması hem de kültür şartlarında yetiştiriciliğinin yapılması 5- Yok olan canlı türlerini tekrar doğaya kazandırmak imkansız olacağından çok geç olmadan çeşitli kurum ve kuruluşlar doğal dengenin korunması amacıyla işbirliği yapmalıdır. Mersin Balıkları, "siyah havyar" denilen çok değerli havyarı ve eti dolayısıyla hem ülkemiz ekonomisi açısından hem de Karadeniz''in biyolojik çeşitliliği bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Bu değerli balıkları korumak ve nesillerinin devamını sağlamak için çeşitli kurumlar (üniversiteler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, araştırma enstitüleri, balıkçı kooperatifleri, balıkçılar ve halk) işbirliği yaptığı takdirde başarı oranı yükselecektir.
    Alıntı





  4. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Alabalık Yetiştiriciliği

    Ülkemizdeki alabalık üretimi 2002 yılı için 1000’i aşan işletmede 40.000 ton dolayındadır. 1970’li yıllarda alabalık soğuk sularda yetişen nadir bir balık türüdür diye tanıyan halkımız, bu gün her Pazar yerinde tezgahlarda nerede ise en ucuz pazarlanan balıklar arasında görmesi bu konuda sağlanan gelişmenin bir işareti sayılmalıdır.

    Yetiştiriciliği Yapılan Alabalık Türleri
    Dünyada yetiştiriciliği yapılan Alabalık türlerini iki şekilde sınıflandırmak mümkündür. Dış yayınlarda alabalık türleri genellikle Avrupa ve Amerika alabalıkları olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
    Ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından ise, alabalık türlerini yerli alabalıklar ve kültür alabalıkları olmak üzere ele alan araştırmacılarımız da vardır. Bu sınıflandırmalara göre en önemli alabalık türler ni şu şekilde sınıflandırabiliriz.

    Kahverengi Alabalık (Salmo Trutto Fario)
    Avrupa alabalıklarından Kahverengi alabalıklar (Salmo trutto fario, L.) Avrupanın dağlık bölgelerinin bir türüdür. Kırmızı benekleri belirgindir. Bu grup içerisinde Salmo trutto marmaratus Ülkemizin batı bölgelerinde Kaz dağlarında yaşamaktadır. Atlantik som balıklan (Salmo salar L.) Göçebe bir türdür. Portekizden İskandinav ülkelerine kadar pek çok temiz sulu nehirlerde bulunur. Atlantik Okyanusuna bakan Kuzey Amerika sahillerinde de yaşamaktadır. Danube som balıkları (Hucho hucho L.) Kuzey Avrupa’nın bir çok göllerinin balıklandırılması için ele alınan bir türdür. Bir metre uzunluğa kadar büyüyebilmektedir. Salvelinus alpinus Asya ve Kuzey Amerika sahillerinde de bulunan bir türdür. Derin göllerde yaşamayı tercih etmektedirler. Renk ve şekil bakımından çok güzel görünümleri vardır.

    Gökkuşağı Alabalıkları
    Diğer bir grup olarak ele alabileceğimiz Amerika alabalıkları içerisinde en ünlü olanı Gökkuşağı Alabalıklarıdır (Oncarhynohus mykiss veya Salmo gairdneri. Dünyada ve ülkemizde yetiştiriciliği en yaygın olan alabalık türüdür. Ege koşullarında 10-11 ayda porsiyonluk ortalama 250 gr ağırlığa ulaşabilmektedir. Ülkemizde alabalık yetiştirecek olanların ele alacağı birinci alabalık türü durumundadır. Su sıcaklığının tedrici yükselmesi durumunda yüksek su sıcaklıklarına uyum sağlayabilmektedir. Bol su ortamında su sıcaklığının 22-23 dereceye yükselmesi balıklar üzerinde kötü bir etki yaratmamaktadır. Fakat ideal yetiştirme sıcaklığı 14-17 derece dolaylarıdır. İyi kalitedeki bir kg. yapay yem ile bir kg. canlı ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Bu verim düzeyine ıslah ve yem kalitesinin yükseltilmesi ile ulaşılmıştır. Evcil bir balık türüdür. Diğer kültür alabalıklarına oranla daha dayanıklıdır Çeşitli alt türleri bulunmaktadır.

    Türkiye’deki Alabalık Türleri
    Alabalık türlerinin ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından sınıflandırılması. Durumunda;yerli Alabalıklar olarak . Salmo trutto abanticus iç ve Doğu Anadolu’nun dağ göllerinde yaşar. Göl alabalığı olarak tanınırlar. Vücutlarında kahverengi halkalar içinde siyah noktaları ile tanınırlar. Salmo trutto labrax, PAAL. İse Karadeniz e dökülen akarsularımız da bulunur. Vücut üzerindeki geniş gri mavi benekleri ile tanınırlar. 10-15 kg. ağırlığa kadar ulaşabilen bir türdür.Salmo trutto magrostigma, A. DUM. ise Ülkemizin güney ve güney batı bölgeleri soğuk nehirlerinde bulunur. Üzerinde siyah benekler bulunan çatal kuyrukları vardır. Rengi siyah ile gri arasıdır.

    Salmo trutto caspius, KESSL.Kuzey doğu Anadolu bölgemizde bulunur. Vücudunun yan kısmında etrafı açık kahverengi ve ortası siyah noktalı benekleri ile tanınırlar. Salmo trutto morpha fario L.Fırat nehrinin üst kısımlarında bulunur. Vücutlarının yan tarafında benekler vardır. Ülkemizde Gökkuşağı alabalığı yanında Kültürü yapılan diğer alabalık türleri ise (Shasta gökkuşağı alabalığı) Dünyaya Kaliforniya dan yayılmıştır Renkleri açıktır Üzerlerinde az koyu siyah noktalar bulunur. Yan taraflarında geniş kırmızı çizgiler vardır. Gelişme özellikleri çok iyidir. Salmo gairdneri gairdneri (Çelikbaşlı gökkuşağı alabalığı) Amerika orijinlidir Yan taraftaki kırmızı çizgileri daha parlaktır. Sırt çizgisi boyunca ve sırta yakın kısımlarda birçok kırmızı beneklere sahiptirler Geç yumurta verirler.



  5. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Alabalık Yetiştiriciliğinde hangi noktalara dikkat edilmelidir

    Alabalık yetiştiriciliği için kaynak, akarsu, göl ve yeraltı suları kullanılabilir En uygunu kaynak sularıdır. Suyun berrak olması istenir. İçilebilir temiz sular tercih edilir. Su sıcaklığının yılın her mevsiminde 14-15 derece dolayında olması en uygunudur Yumurtlama ve yavru çıkışı için su sıcaklığı 7-15 derece arasında olabilir.

    Yetiştirme ve yemeklik balık üretimi için su sıcaklığının yavaş yavaş yükselmesi ve gökkuşağı alabalıkları için 20 dereceye ulaşması önemli bir sakınca yaratmaz Hatta gökkuşağı alabalıkları bol su ortamında 23-24 derece su sıcaklıklarında bile yaşayabilmektedirler Fakat sıcaklık artışında dikkatli olunması yine de önemli bir konudur. Her türün farklı dönemlerinde farklı sıcaklık istekleri vardır. Örneğin, gökkuşağı alabalığında yumurtlama ve yumurta kuluçkalanması için 10-12 °C, yavru dönemi için 12-14 °C , besi için 15-17 °C sıcaklık değerleri en iyi verim sağlamak içinen uygun değerler olarak verilmektedir.

    Son yıllarda ülkemizde Karadeniz de tuzlu su da alabalık yetiştirilmesi yaygınlaşmış bulunmaktadır. Alabalıklar su sıcaklığı uygun olduğu taktirde %0 20 tuzlu deniz sularında da kolayca yaşabilmektedirler. Bu nedenle kış aylarında su sıcaklığının 17-18 °C’den daha az olduğu dönemlerde Karadeniz de ağ kafeslerde alabalık yetiştirilebilmektedir.

    Bu konudaki ülkemizdeki ilk denemelerden biri kitabın yazarı tarafından 1978-1979 yıllarında denenmiş ve başarılı olunabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca göl ve barajlarda ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği bakımından ülkemizde çok büyük potansiyel olduğu belirtilebilir. Bu konu da tüm baraj ve göllerimizin mevsimlere göre su koşulları incelenerek yeni olanaklar yaratılması ülkemiz yararına olacaktır.

    Suyun pH’sı 6,5 7,5 arasında olmalıdır Suyun az sert olması ve SBV değerinin 4’u aşmaması tercih edilir. SBV değeri ve pH hakkında genel balık yetiştirme kitaplanında bilgi verilmiştir. İncelenmesini öneririm. Alabalıklar bol oksijen bulunan sularda yetiştirilirler. Su sıcaklığının 20 dereceyi aşmamasının istenmesi ılık sularda oksijen miktarının düşük olmasındandır. Diğer bir ifade ile balıkları rahatsız eden suyun sıcaklığı değil ılık sularda az oksijen bulunmasıdır. Örneğin sıcaklığı 1 derece olan suda 14 mg/lt. oksijen bulunur iken 10-20 ve 30 derece sıcaklığındaki sularda 11.3-9.19 ve 7.67 mg/lt. erimiş oksijen bulunur. Alabalıklar için oksijen miktarının 6-7 mg/lt den daha aşağıya düşmesi iyi sayılmaz. Alabalıklar az oksijenli sulardan hoşlanmadıkları için başarılı bir üretim için bol su ve sıcaklığı 20 dereceden aşağı sular aranılır.

    Diğer Maddeler
    Alabalık sularında potasyum hidroksit (KOH) 15 ppm, bakır 1 ppm, magnezyum klorür (MgCl2) 4000 ppm, kurşun nitrat (Pn(NO3))2 ppm, kurşun klorür (PbCU 0.3 ppm amonyak yavrular için 0,005 ppm, yetişkin balıklar için 1 ppm, klor 0.25 ppm’den fazla olmamalıdır. Su içerisinde çeşitli lifler tortu ve organik artıklar bulunmamalıdır. özellikle yumurtaların bulunduğu tavalara giden suların çok temiz olması gerekli hatta zorunludur. Çünkü yumurtalar üzerine birikebilecek mil ve kum artıkları çıkış gücünü büyük oranda etkileyebilir ve yumurta ölümlerine neden olur.


  6. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Yerli kaya balıkları (Gobiler)

    Kaya balıkları, Perciformes (Levrekgiller) takımının Gobiidae ailesini oluştururlar. Dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış pek çok cinsi ve türü bulunur.


    Kaya balıkları, tuzlusularda da tatlısularda da bulunurlar. Tuzlusu akvaryumlarıyla ilgilenen akvaryumseverlerce çok sevilen ve nanide bir tür olan "mandarin" ve yine tuzlusu akvaryumlarında rastlanabilen "firefish" kaya balığı ailesindendir.


    Kaya balıklarının tatlısu akvaryumlarında en sık rastlanan türü "arı balığı" olarak bilinen türdür.


    Yukarıda bahsedilenler, kaya balıklarının egzotik türleridir.


    Ülkemiz sularında da çeşitli kaya balıkları bulunmaktadır. Bu başlıkta tatlısu kaya balıklarımızdan bahsedeceğim.


    Tübitak'ın verilerine göre ülkemiz sularında doğal olarak bulunan tatlısu kaya balıkları şunlardır:


    Mesogobius bathracocephalus Pallas, 1911 (Kayakurbağa Balığı)


    Neogobius cephalargoides Pinchuk, 1976 (Küçük Kaya Balığı)


    Neogobius fluviatilis fluviatilis Pallas, 1814 (Tatlı Su Kaya Balığı)


    Neogobius gymnotrachelus Kessler, 1857 (Küçük Kaya Balığı)


    Neogobius melanostomus Pallas, 1811 (Kum Kaya Balığı)


    Neogobius platyrostris Pallas, 1811 (Sarı Kaya Balığı)


    Zostrisesser ophiocephalus Pallas, 1811 (Saz Kaya Balığı)


    Gobius ratan Nordmann, 1840 (Kaya Balığı)


    Knipowitschia ephesi Ahnelt, 1995 (Kaya Balığı)


    Knipowitschia mermere Ahnelt, 1995 (Kaya Balığı)


    Pomatoschistus microps leopardinus Nordmann, 1840 (Küçükkaya Balığı)


    Proterorhinus marmoratus (Pallas, 1811) (Tatlısu Kaya Balığı)



    Kaya balıkları, aynı takımdan olan sihlidlerle (Cichlidae) benzer davranışlar gösterirler. Bölgelerini koruma davranışı kaya balıklarında da görülür. Geneli etçildir. Besinlerini diğer balıklar, balık yavruları, çeşitli omurgasızlar oluşturur.


    Besin açısından ekonomik değerleri olmasa da sportif olta balıkçılığında zaman zaman aranan ve bölgesel olarak değerlendirilen balıklardır.


    Akvaryumda bakımları konusunda deneyimlerim şu şekilde:


    Bu balıklar akvaryum ortamında 20-25 cm. boya ulaşabiliyorlar. Küçük bir koloni için (8-10 balık) 80-100 litrelik bir akvaryum yeterlidir. Kolonide genellikle bir balık diğerlerinden daha çok büyüyor ve diğer balıklara baskı uygulayabiliyor.


    Canlı yemlere çabuk alışıp kuru yemleri de alabiliyorlar. Özellikle dip yemlerine bayılıyorlar.


    Akvaryumun bir köşesinde kayalık bölgeler oluşturmak, doğal davranışlarını görmek açısından faydalıdır. Genelde hareketsiz olan ve genelde dipte gezen kaya balıkları, yem yeme zamanında hareketlenirler. Bu hareketlerini izlemek oldukça eğlencelidir.


    Kaya balıklarının erkeklerinin üreme zamanında koyulaşır, bazı türlerde (Gobius fluviatilis) erkek simsiyah olur. Genelde erkekler dişilerden daha iridir.


  7. FERAY
    Devamlı Üye
    Alabalık, özellikle Türkiye’nin iç kesimlerinde severek tüketilen bir balıktır. Beton havuzlarda yapılan yetiştiricilik uygulamalarında balıklara ticari yemden başka bir yem verilmemekte, dolayısı ile balıkların verilen yemin dışında bir besin faktörü ile beslenmesi mümkün olmamaktadır. Oysa ağ kafeslerde verilen yemin dışında göletin içerisinde canlı yem materyali de bulunmakta, balıklar ticari yemin yanı sıra bu doğal canlılarla da beslenebilmektedir. Üreticiler ağ kafeslerde beslenen balıkların daha az yem tükettiğini iddia etmekte, tüketiciler ise alabalık satın alırken yetiştirildiği ortamı da merak etmekte, bazıları havuz balığının bazıları da kafes balığının daha lezzetli olduğunu iddia etmektedir.

  8. Zeynep
    Görevli Bayan Üye
    Balık tüketimi çok önemlidir bu yüzden en az haftada bir kere balık tüketmek gerekir bir çoğumuz çocuklarımıza balık yağı veririz. bu çocuğun iştahını acar ve daha sağlıklı olmasını sağlar

+ Yorum Gönder